Benden Bi’ Bok Olmaz!

Zaman zaman böyle düşünebiliyor insan. Utanıp sıkılacak bir durum yok rahat olabilirsin.

İşin garibi böyle hissettiğinde onaylanmak ister insan. Mazoşist bir tavır olarak o an, kendine yaptığı hakaret konusunda desteklenmek arzusunda olur.

Bu sebeple sadık bir dostun olarak seni onaylamaktan gurur duyarım: “Senden bi’ bok olmaz!” 🙂

Kendine olan öfkeni bir nebze olsun dindirebildiysem ne mutlu bana. Eğer kurban psikolojisinden çıktıysan konunun özüne dönebilirim artık.

Bu düşünce tarzının tamamen boşa vakit kaybı olduğu gerçeğini kabul etsen iyi olur başlangıç olarak. Kendini yerin dibine sokma eylemin aslında tembellik yapmak için bir ön hazırlık. Bundan sonra bir şey yapmak istemiyorum, yoruldum, vazgeçtim demenin kurnazcası.

 

Başarı açıklama gerektirmez. Başarısızlık da bahaneye izin vermez.

Her ne için varsan onun için yaşıyor olman gerekiyor. En azından bunu şu anda ben hatırlatmış oldum sana. Eğer şu ana kadar bir şeyler yolunda gitmediyse, kendini bu kadar kötü hissetmene sebebiyet verecek bir duruma geldiysen, belki de yolundan şaştığın içindir ne dersin?

Genel serzeniştir zaten bu: “Ben böyle adam değildim. N’oldu bana?” E, tamam da bunu yapan da sen değil misin? Bu memnun olmadığın hale gelmen için neler yaptıysan sen yapmadın mı?

Şunu kabul et artık. Eğer her ne istiyorsan başarmış olsaydın, arzu ettiğin olumlu ve saygın duruma varmış olsaydın, zaten halinden her şey belli olacaktı ve kimseye açıklama yapmak zorunda kalmayacaktın. Olduğun halinle, vardığın başarın ile ortada olacaktın ve bu açık ve net olarak herkes tarafından görünür olacaktı.

Peki neden başaramadığında, işler istediğin gibi olmadığında bir şeyler açıklamaya çaba sarfediyorsun. Her olumlu durum gibi yaşadığın olumsuz durumda senin ve sana ait. Onu kabullen, sahip çık ve devam et.

 

Doğru yönde başarıyı yakalayana kadar çalışmaktan vazgeçme. Hazır hale geldiğinde fırsatları başkalarına bırakmayacaksın.

Yapman gereken tek şey kaldığın yerden devam etmek. Her gün ilerlediğin zaman varış muhakkak. Bazen yavaş, bazen zor ama her gün bir adım da olsa ileri. Bu konuda sana güzel bir haberim var. Eğer ilerliyorsan yaklaşıyorsun demektir. Her geçen gün daha az kalıyor demektir hedefine.

İrdeleme, karamsarlığa düşme ve asla erteleme. Korkularına yenik düşerek asla ve asla durma. Vakit kaybettiğinin farkında değil misin? Öncelikle hem de her şeyden önce yapman gereken ilerlemek.

Yoluna çık ve hemen çık. Emin ol ihtiyacın olan her şey o yolda mevcut. Tüm gereksinimlerin o yolun belli duraklarında alman için seni bekliyor. O duraklara vardığında her birini alabileceksin. Ama bunun için yola çıkman ve onlara doğru ilerlemen gerekiyor.

Eğer yola çıkmaz, ilerlemez ve sana ait olması gereken bu süreci yaşamazsan aynı hedefler için yola çıkan başkaları o duraklarda hediyeleri toplayacaklar.

 

B planı A planından vazgeçmenin hazırlığı ve bahanesidir.

Hayatın sana öğrettiği en büyük korkulardan biridir B planı. A planının olmama olasılığını baştan kabul etmendir. Etme!

Sen ne istediğini biliyorsun ve ona ulaşmalısın. Kendi kendine engel olma. Alternatif ya da kötüye hazırlıklı olmak adına avunduğun her B planı, A planının olmaması halini onaylaman demek.

A planını başaramadıysan önünde tek seçeneğin var: A planını başarmak. Nerede yanlış ya da eksik yaptıysan bulmak, tamamlamak ve tekrar başlayıp A planını başarmak.

 

Sorumluluk sende. Kimseye suç atma. Bahane uydurma.

Gölgelerin gücü adına!… Güç bende artık!… HE-MAN…

Zaten iş güce geldi mi herkes kendisinde olsun istiyor. Ama bir hata varsa ortada…

  • O yaptı. Ben söyledim, uyardım ama beni dinleyen mi var abi…
  • Vallahi benlik bir şey yok. Nereden bileyim ben doların iki katına çıkacağını.
  • Kandırdılar ya beni. Ben canım dedim, kardeşim dedim, sırtımdan bıçakladılar.

He he 🙂 … Çok tanıdık geliyor, o yüzden gülüyorum. Şimdi müsadenle bu 3 cümlenin derin manalarını anlatayım.

  • Ben aslında biraz eziğim. Aslında baya eziğim. Vallahi ne yalan söyleyeyim bildiğin eziğin tekiyim. Bu sebeple yaptığı yanlış konusunda iş arkadaşıma yeteri kadar ısrarcı ve ikna edici olamadım. Şimdi de bu yanlışın parası benden kesilir diye o kadar korkuyorum ki, suçu bi’ güzel onun üzerine atıyorum. Benden para kesemezsiniz. Yani kesmemelisiniz… Kesmezseniz sevinirim… Lütfen kesmeyin, n’olur!… Yaa, kesecekseniz bile az kesin, en çok ondan kesin, benden çok kesmeyin, n’olur, n’olur, n’olur!… Suçlu olan o, valla!
  • Ya, ben biliyordum aslında doların fırlayacağını. Etrafta bir söylenti dolanıyordu ama hemen de bu ay çıkacak hali yok dedim kendi kendime. İş de çok karlı gözükünce risk alayım dedim fena mı? … Fena, çok fena … Sıçtık yemin ederim! Ben bu zararın altından kalkamam, bunun net olarak farkındayım. Bu yüzden senden biraz daha para koparabilirim diye ağlanayım karşında dedim. Yeterli mi devam etmemi ister misin? Ha, dur bi’ de zılgıt çekeyim iyi gider… LE,le, le,le,le,le!…
  • O şerefsizin beni kazıklayacağı, ortada bırakacağı belliydi aslında. Beni çok defa uyarmışlardı da ben dinlemedim. Adamın muhabbeti iyiydi biliyor musun? Severdim de herifi. Açıkçası başarısız olmak ve yalnız kalmaktan öyle korkuyordum ki, özgüvensizliğim ekşi ekşi kabarıyordu midemde. Kazık ye bastırır dediler, yedim. Taş gibi oturdu şimdi, iyi böyle 🙂 . Şimdi de, işler kötüye gidince işler ile birlikte herif de s*ktir oldu gitti. Ben de yalnız kaldım yine, insanlar acısın istiyorum biraz… 

Çok güzel. Ve gelelim doğru dürüst adamın vereceği cevaplara:

  • Söz konusu hata hususunda çalışma arkadaşımı uyarmış  olsam da olumsuz neticenin sorumluluğunda benim de payım var. Dolayısı ile uygun görülen ceza-i şartın sorumluluğunu da çalışma arkadaşımla paylaşabilirim.
  • Risk aldığım için bu negatif sonuç ile karşılaşma ihtimalimin farkındaydım. Bunu telafi etmek için elimden geleni yapacağım. Bilerek aldığım riskten dolayı sorumluluğun bende olduğunun bilincindeyim.
  • Hayatıma ve işimin içine benim dahil ettiğim bu kötü insan yüzünden yaşanan rahatsızlık ya da aksaklık sizi ilgilendiren bir konu değildir. Dolayısı ile bunun etkilerinden siz sorumlu olmayacaksınız. Bunun üstesinden gelmek benim görevim.

Net anlaşıldım sanırım. Az önce de söyledim, boşa vakit harcama. İyi ya da kötü sahip çık ki bir sonraki adıma kendin karar verebilesin. İnsan sadece sahip olduğu şeyi yönetebilir, ancak sahip olduğu şeyden vazgeçebilir. Sana ait olmayan bir şey konusunda kararlar alamaz, uygulayamazsın. Başkasının doğrularını boşver, “kendi güzel hatalarının” kıymetini bil artık.

 

Karşılaştığın bütün zorluklar, kendilerinden binlerce kat daha büyük kazançlara dönüşebilecek birer tohumdur. Onlara iyi bak.

İşte sana güzel haber. Kıymetini bil, sahip çık diye söylenip durduğum tüm o olumsuzluklar senin elinde birer tohum. Eğer dediğimi yapıp onlara sahip çıkarsan, onları kabul eder sorumluluğunu alırsan her biri sana kötü hissettirdiklerinin 10 belki de 100 katı kadar mutluluk ve kazanç ile geri dönecek.

Bunun için yapman gereken her ne ise sorunun, onu kabul edip onu çözmek için ilgilenmen. Onu çözer ve iyileştirirken içindeki gizli fırsat ve kazançlar ortaya çıkacak. Ve sen onu kabul edip sahip çıktığın için ondan gelen tüm kazançlar da sana ait olacak.

Aslında çok basit, hemen işe koyulman yeterli. İlerledikçe hep daha kolay olacak. Tek uyman gereken kural vazgeçmemek. Vazgeçmediğin sürece hep ilerleyeceksin. Gerçekten çok basit.

Erteleme, hemen başla… YAP! Hiçbir sebebi ve alternatifi önüne koyma, sadece YAP!. Tüm başarı kriterin devamlılık. Durmadan devam ettiğin sürece başarı kesin olarak ileride bir yerde. Kararlı ve devamlı. Gerisi çorap söküğü 🙂 .

 

Kimse kendi vazgeçene kadar yenilmez.

Bu yolculukta kendine tek engel olabilecek yine kendinsin. Her şey olabilir, bazen bütün terslikler üst üste gelebilir. Planların yanlış olabilir, öngörülerinde haksız çıkabilir ya da yanılabilirsin. Olsun, senin yanılgın, senin tersliklerin. Düzelt, düzenle tekrar devam et. Durmak yok!.

Şimdi sana burada, efendim Edisson 9999 defa denemiş de, olmamış da 10.000’nci denemesinde ampulü icat edebilmiş falan yaptırma bana. Ayrıca neden 10.000. Nasıl bir tesadüftür bu acaba? Bi’ de kim saymış? Sayan adama ayrıca para verilmiş mi? 9999 kere olmadı diyeceğine bi’ işin ucundan tutsaymış daha iyi olmaz mıymış? 🙂

Şaka bir yana, tüm insanlık tarihi boyunca tekerrürlerden ortaya çıkan aforizmik kaide şudur ki: kazananlar asla vazgeçmeyenlerdi. Vazgeçenler de asla kazanamadı.

 

Her şeyden vazgeçene kadar, hiçbir şeye sahip olamazsın.

Şaşırdın mı? Vazgeçme, vazgeçme deyip dururken şimdi de her şeyden vazgeç. Burada bahsedilen her şey, seni yolundan alıkoyacak olan her şey.

Az uyu mesela, hedeflerin için uykundan biraz çalıp verimli vaktini artır. Televizyondan, bilgisayar oyunlarından, sosyal medya gezintilerinden ve aklına gelen tüm boş uğraşlarından vazgeç. Vazgeçebileceklerinin bir listesini yap, bu liste ne kadar uzun ise o kadar sevin. Sonra hepsinden vazgeç ve onlar için harcadığın tüm vakit ve enerjini hedefine yönlendir.

Ve… konuşmanın başından beri beklettiğim son vazgeçişe geldik.

Hani sümük kılıklı, her halta yorum yapanlar var ya işte onlardan vazgeç. Anlasa da anlamasa da her konuda görüşü olan amipler var ya işte onlardan vazgeç. 

Onun bunu görüşü, olmazcılığı lazım değil sana. Herkeste var o görüş dediğin şeyden. Bulup bulabileceğin en ucuz şeydir o görüş dedikleri. Karar verirken başkalarının görüşlerinden etkilenirsen hiçbir işte başarılı olamazsın.

Sana sen lazım, sen yetersin. Sen tamamsan herşey tastamam olacaktır. Ve sen her bir adım attığında yaklaşmakta olan 10 adımla sana gelecek. İyi yolculuklar… 🙂

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s