Philippe Starck ile Dahilik ve Delilik Arasında

En lüks yatlardan bir limon sıkacağı gibi genel amaçlı kullanım alanlarına ait tasarımları bulunan ünlü fransız tasarımcı Philippe Starck.

Uzun zamandır yeni şeyler üretiyorsunuz ancak hala yeni fikirleriniz varmış hissine kapılıyoruz. Gerçekten böyle mi?

Fikir üretmek için bir çok şeyin bir araya gelmesi gerekiyor.  Fakat bana sorarsanız bu bir delilik işi. Son zamanlarda gelişen beyin taramalarından da anlayabileceğimiz üzere, beynimizin mimarisi, snapsları ve kafamızın içindeki değişik oluşumlar yüzünden deli oluyorsunuz. Sanırım deliliğimin fikir ürettiği gerçeği hiçbir zaman kabul görmeyecek gibi duruyor.

Genç iken kendinizi ifade etmek, yaşamak, var olmak istersiniz. Bunları zamanında çok yaşadım ama şu anda genç değilim. Bugüne kadar var oldum ve var olmaya devam edeceğim. Var oluşu hak etmek için size verilen görev hizmet etmektir. 

Peki kime hizmet ediyorsunuz? 

Kendi kendime. Herkesin kendine ait bir hedef kitlesi var. Herkes bir topluluğa mensup. Hiçbir zaman başkaları için düşünmemeniz gerekiyor. Kendiniz, karınız, kızınız, arkadaşlarınız için düşünmelisiniz. O zaman pazarlamaya aykırı olarak hareket etmiş, hakikat ve dürüstlük adına bu işi icra etmiş olursunuz. Her topluluğun kendine özgü bir tasarımcısı var. Başkalarının tasarımcısı olmayı denememelisiniz. 

Daha önce rüyalardan ilham aldığınızı söylediniz. Bu doğru mu?

Kısmen de olsa ben bir otizm hastasıyım. Ama sonuç olarak otistiğim yani. 

Bunu nasıl biliyorsunuz?

Kimse ile konuşmadığınızda, başkalarını ziyaret etmediğinizde, televizyon izlemediğinizde, size anlatılanları anlamadığınızda, başkaları ile zaman geçirmektense kendi başınıza kalmayı tercih ettiğinizde hasta olduğunuzu anlıyorsunuz. Hatta hastalık hakkındaki bazı önemli noktaları idrak edebiliyorsunuz. Otizm beni kendi kendine yeterli kılıyor. Dış dünya ile tamamen bağlarım kesilmiş durumda. Bu soruya cevap vermek gerekirse, insanoğluna karşı derin bir aşk ve var oluşumuza dair derin bir merak besliyorum. 

Peki, herkesten uzak kalarak insanoğlunun sırrını nasıl çözeceksiniz?

Çünkü insanoğlu biziz. Sizin varlığınız bile bana insanoğlu ile ilgili bazı noktaları kavramamı sağlıyor. Size toplum tarafından verilen bazı sinyaller var. Bilinçaltına gönderilen küçük sinyaller. İnsanoğlunu onlar sayesinde anlıyorsunuz. Böyle çalışmamın nedeni ayrı düşünce yapılarına sahip olmamızdan kaynaklanıyor. 

Kariyeriniz boyunca hangi engellerle karşı karşıya geldiniz ve bulunduğunuz noktaya nasıl ulaştınız?

Önünüzde bir engel yok. Buraya adım adım geliyorsunuz. İlk önce sınıfta resim yaparak başlarsınız. Hoca da çalışmadığınızdan ötürü sizi sınıftan çıkarır. Bir şey öğrenme kapasitem olmadığından dolayı hiç sınava girmedim. Bir gün hocanız yaptığınız resmi ilginç buluyor ve ilk ticari hamlenizi orada gerçekleştirmiş oluyorsunuz. Hocaya çizdiklerinizi verin O da sizi rahat bıraksın. Beş yaşımdan beri çizimlerim ve icatlarım sayesinde geçiniyorum. Sonrasında bunu kademeli bir biçimde arkadaşlarınız için, sonrasında köyünüz için ve en sonunda ülkeniz için yapıyorsunuz. Dünyanın öbür ucundan biri sizi fark ediyor ve sizin yaptığınız işleri beğeniyor. Siz de devam ediyorsunuz. O yüzden dürüstlük buradaki en önemli nokta. İyi bir şey icra etmediğiniz anda bu hemen göze batıyor. Çalışmalarınızda bir çok faktörü göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Bu etkenlerden bazıları dürüstlük, kişisel çaba, yaratıcılık, başkalarını gözlemleme ve elinizden geldiğince bilgi edinme. Bunların hepsi bir bütün. Kısacası önünüzde hiçbir engel yok. 

Sizce Fransa ya da Avrupa küçük bir tasarım şirketi açmak isteyen gençlere yeterli yardımda bulunuyor mu?

Burada önemli olan konu tasarım değil. Tasarım yapıp yapmamaları umrumuzda değil. Size bir şey söyleyeyim: Her şeyi her yerde yapabilirsiniz. Toplama kamplarında insanlar ellerindeki patatesler ile bir telsiz sistemi yapmışlardı. İnsanlar kamptan kaçabilmek için sistemler geliştiriyorlardı. Bir maden ocağına ya da deliğe kafa üstü düştünüz diyelim. Oradan hala çıkma şansınız var. Hangi durumda olursanız olun bir şey üretebilirsiniz. Bunun heyecan verici ve güzel tarafı burada. Kolay olan bir şeyi neden yapalım ki? Bir şeyi yaratmak basit bir iş olsa evimizde otururduk. 

Ana akıma ait değilim cümlesi size ait. Yalnız şu anda jet sosyeteye mensup tasarımcılardan bir tanesi de sizsiniz. Size yapıştırılan bu etiket sizi rahatsız etmiyor mu? Yoksa bundan memnun musunuz?

Kamuoyunuzdaki imaj ile kişisel imajı karşılaştırmamak gerekiyor. İnsanlara bir şeyler anlatmak ve ilgisini çekebilmek için medya kuruluşlarının jet sosyeteye ve kamuoyu imajına ihtiyacı var. Ancak hakkında yazılan insanlar gerçekte jet sosyete olmayabiliyor. Gazetelere baktığınızda eşim ve beni çok göremezsiniz. Arada sırada aptal olmayan bir programda, güzel şeylerin konuşulabileceği formatlarda ben ve eşime rastlayabilirsiniz. Yani sosyeteye mensup değiliz. Adeta bir keşiş gibi yaşıyoruz. Size biraz garip gelebilir ama lüksü seven ve işinde  fazlası ile düzenli olan keşişler gibi hayatımızı sürdürüyoruz. 

İnsanları iki safha mı bölüyorsunuz? 

Kesinlikle. Bundan adım gibi eminim. İnsanların beni ne kadar çok sevdiklerini görmek inanılmaz bir şey. Bazı insanlar benim tanrı olduğumu düşünüyor. Bu tamamen saçmalık. Bazı insanlar ise bana baktıktan sonra ağlamaya başlıyor. Bazılarıysa düğünlerine gelmezsem evlenmeyeceklerini söylüyor. Bu bir delilik. Tamamen akılsızca. Hatta fazlasıyla utanç verici. Öte yandan bazı insanlar benden çok açık bir şekilde nefret ediyor. Anlamadığım bir şekilde diğer çevre ise beni öldürmeye hazır durumda. İçinde kötülük barındırmayan birisi olduğumdan ötürü onları anlamakta zorlanıyorum. 

Bazı çevreler daha ılımlı davranıp sizin çelişkili biri olduğunuzu söylüyor. Ekoloji hakkında çokça yorumda bulunuyorsunuz. Ancak tasarladığınız bir çok ürününüzde plastik kullanıyorsunuz. Bunu nasıl açıklayacaksınız?

Kendi ile çelişmeyen tek insan varsa o da benim. Bazen plastik kullamak inekleri öldürmekten ve ağaçları kesmekten daha çevreci bir hareket. Asıl olay daha çok üretimi kiminle ve nasıl yaptığınızla ilgili. Her zaman plastiği övmüşümdür. Tabii ki yenilen plastikten bahsetmiyorum. Bugünlerde bio-plastik adı verilen bir madde sayesinde istediğim alaşımı kullanıp doğayı koruyabiliyorum. Günümüzde moda olan ani yorumlardan kaçınmak gerekiyor. 

Tasarımlarınızın çevre ile ilgili ve sosyal alanlarda yaratabileceği zararları hesaplıyor musunuz? 

Kesinlikle. Ömrümüz bunu yapmakla geçiyor. O yüzden geçtiğimiz senelerde mobilyaların satılması yerine kiralanmasını öngörmüştük. Fakat malesef işe yaramadı. Kimse bunu yapmaz. Kimse mobilyalarını ikinci kere taşımaz. Senelerdir plastik sonrası çağından örnekler ile çalışıyorum. Petrol bitince plastik gibi konforlu bir madde dünya üzerinden yok olmuş olacak. Üçüncü dünya ülkelerinin yüzde sekseni plastiğe ihtiyaç duyuyor. Eşyalar çevre kirliliği yaratmıyor. Asıl o eşyaları satın alınca çevre kirleniyor. Çevrecinin ilk refleksi beni buna ihtiyacım var mı demek olmalı. Bunu herkes yapabilir. Buna ben de dahilim. Herkes kendi kendine bu soruyu sorabilir. 

Şu anda konuk olduğum ihtişamlı ve şahane evden bahsedelim. Tasarım ve inşa süreci uzun ve sancılıydı. Evinizi gördükçe ve içinde dolaştıkça kendinizi mutlu hissediyor musunuz?

Mutlu olduğumuzu bilmeden önce hedefime vardım mı sorusunu cevaplamalıyım. Amacım 30 yıldır süren bir takıntıyı sonlandırmaktı. İnşaatı bitmiş ve döşenmiş pahalı bir ev için fiyatı bir hayli uygun. Her zaman riskleri ortadan kaldırmak istemişimdir. 35 değişik tasarımdan oluşan, harcadığı enerjiden daha fazlasını üreten, ekolojiyi bozmayan ve insanların benimsemesi için sadelik içinde çizilmiş olan evler sunuyoruz. Bu evin özelliklerini barındıran bir ev tasarlamak benim sunma istediğim bir hizmetti. Evler makul bir fiyatla satılıyor ancak sistemimiz hala oturmuş durumda değil. Eğer iyi bir sanayileşme örneği gösterilirse evlerin fiyatları araba fiyatları kadar olabilir. 

Sizin için en önemli faktör estetik mi yoksa işlevsellik mi? 

Bu sorunun 18. yüzyıldan geldiğini düşünüyorum. İşlevselliğin her yerde olması gerekiyor. Şiirlerin bile bir işlevselliği var. Bir şiirde kullanılan kafiyeler ve onun verdiği ritim eseri güzel kılar.  Kullanılan kelimeler sizde görüntüler canladıracak ve fikir verecektir. En sonunda şiiri okuduğunuz kız kollarına düşecektir. Böylece işlevsellik kavramına uyulmuş olunur. Güzel olan her şeyin bir işlevsellik taşıması gerekir. 

İşlevsellik kelimesi ile devam edelim. Bu ev için Rico ile beraber çalıştınız. Ve projelerinizde işbirliği yaptığınız bir çok isim var. Bunlardan en tanınmışı da Steve Jobs. Gemisinin yapımı için beraber çalışmıştınız. Peki size nasıl geldi? İş ortamı nasıldı? 

Bunun hakkında konuşmayı pek sevmiyorum. Çünkü bu proje Steve Jobs’un kendi özel projesi. Kendisi sır saklamayı severdi ve benim bunun hakkında konuşmam doğru olmaz. İşin özü günün birinde kendisi için bir gemi istediğine karar verdi. Başta gemi fikrine sıcak bakmasa da bir gün fikrini değiştirip kendisine bir gemi hediye etmek istedi. Çünkü O da hayatı boyunca sıkı çalışan bir isimdi. Dünyayı tarayıp kendi felsefesine uygun, muhatap olacağı bir tasarımcı aradı ve görünüşe bakılırsa o insan bendim. Gemiyi ben çizdim. Tasarlayan kendisi değil. Jobs gerçeği çarpıtması ile ünlüdür. Gemiyi bir buçuk – iki saatte çizdim. Ve önüne maketi koydum. Hayallerindeki gemiden daha güzel olduğunu söyledi ve yedi sene boyunca ona dokunmadık. Steve ile tüm detayların üzerinden geçtik. Kendisi mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olduğundan ötürü çok yorucu ve efor gerektiren bir iş oldu. Steve mükemmeliyetçiliğin, düzenin ve takıntının tanrısıydı. Ve ben de kralıydım. Gerçekten felsefi bir ortak çalışmamız oldu. 

Bir alıntıya yorumda bulunmanızı istiyorum: “Bir daha bu kalitede bir gemi olmayacak. Çünkü bu iki dahi böylesine zor bir çalışmayı tamamlamak için bir daha bir araya gelmeyecek.” Bu doğru mu?

Doğru. Bu imkansız. İki kişi arasında geçen bir akıl oyunuydu ve kimse bir daha bunu yapamayacak. Steve ile ben bir olmuştuk. Ortak bir vizyon, deneysellik ve değişiklik arayışı… Maddiyatı reddetme anlayışı idi bu. Maddiyatı reddeden anlayışta bir tekne yaratmak gerçekten büyük bir paradoks teşkil ediyor. Ama biz yine de başardık. Bu soruyu benimseyen bir anlayışta olan, bu felsefeyi benimsemiş başka bir kişinin olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca harcadığımız zaman ve beyin gücü paha biçilemezdi. Bu geminin bir eşi benzeri daha olmayacak. 

Geminin dizaynını üstlendiği için buruk bir şekilde ayrıldığınızı söylediniz. Aranızda kırgınlık olmadan bu sorunu atlattınız mı?

Bu soruyu cevaplamayacağım. Dedikodu ile ilgilenmiyorum. 

O zaman çalıştığınız başka bir proje olan Virgin Galactic’ten bahsedelim. Elinizde uzaya yapılacak ilk turizm yolculuklarından birine ait olan bir biletiniz var. Bilinmeyene doğru olan yolculuğa bakış açınız nedir? 

Virgin Galactic’e göre ben bir tapınak muhafızı gibi bir şeydim. Bu projenin tapınak muhafızıydım. Çünkü bir çok insan bana bunun zenginlerin özel zevki olduğunu söyledi. Rolls Royce’dan sonra yata, yattan sonra jete, jetten sonra uzaya para harcayacağız. Bu hem doğru bir fikir hem de yanlış. Uzayın fethi, uzayı sahiplenmek bizim işimiz değil. Ordunun işi. Ve ben geleceğimi, büyük büyük çocuklarımın geleceğini orduya emanet etmek istemiyorum. Uzayı özelleştirmek, fiyatları düşürerek uzayı ulaşılabilir hale getirmek ilk etap. Bu bir son değil. İleriye yönelik bir hareket. 

Uzaya yolculuk hakkında nasıl hissediyorsunuz? 

Açıkçası Virgin’e yazıldığım zaman ile bu zamanım arasında ufak sorunlarım oldu. Şimdilerde klostrofobi krizleri geçiriyorum. Santrifüj eğitimine girerken de sorunlar yaşadım. Uzaya gidebilecek miyim, bilmiyorum. Çünkü sorunlar bir türlü çözülmek bilmiyor. 

Bu projenin sanat yönetmeniydiniz. Uzay giysilerini siz tasarladınız. Ancak okuduğuma göre insanların uzaya çıplak olarak gitmelerini istiyordunuz. Bu doğru mu? 

Hayır. Bu bir şaka. Bunu ne zaman söylediğimi bilmiyorum. Ama görünüşe bakılırsa tam da benim tarzımı yansıtan bir şaka. Evet, bunu söylemiştim. Bunu söylerken, insanların uzaya çıkarken onlara engel olan bir şeyin olmamasını istemiştim. Bir kural vardır, bilir misiniz? Ne kadar çok madde varsa o kadar az insana ait olan şey vardır. Bu yüzlerce muhteşem insan için bir yolculuk. O sırada kendilerini rahatsız hissetmemeleri gerekiyor. Giysilerin dikişlerinden rahatsız olmamak, pantolonun kemerinin rahatsız etmemesi gibi şeyler. Rüya ile temas halinde olmak. O yüzden yolcuların çıplak olmasını istedim. Gerçi uzay giysileri minimal bir şekilde tasarlandı. Onları rahatsız etmez. 

En çok hangi tasarımınız ile gurur duyuyorsunuz? 

Hayatımdan ve eşimden tabii. İnsani açıdan baktığım zaman kendimle gurur duymuyorum. Hatta sıklıkla, düşündüğüm kadar iyi olmadığım için kendimden utanıyorum. Aynı zamanda da yaşlıyım. Önümde en fazla 15 yıl var diyebilirim. Ve 15 sene sonra yakılmak ve küllerim ile dürüst bir insan olduğumun yazılmasını arzu ediyorum. 

Philippe Starck, bana mutluluğun resmini çizebilir misiniz? 

Biliyor musunuz, insanlar mutluluğa fazlasıyla takıntılı. Hayat zorunlu olarak mutluluk üzerine kurulmuş, hayatın amacı mutlulukmuş gibi algılanıyor. 

Ama onu arıyoruz.

Ben aramıyorum. Hatta bunu aramanın ahmakça olduğunu düşünüyorum. İlk başta hayatınızdaki rolü benimsemeniz lazım. Biz bir halatız. Her insan o halatın içindeki bir ip. Doğduğunuzda aileniz, toplum ve insanlık size halatta yer alması gereken bir ip veriyorlar. Bu ipleri bir halatın oluşması için hepimizin kullanması lazım. Bize verilen en büyük görev ailelerimizden gelen halatı sıkılaştırmak ve daha sonra onu gelecek nesillere daha sağlam bir şekilde devredebilmek. Benim yaptığım en iyi şey buydu.

Mirasınızı en güzel, en mutlu, en düzenli, en dürüst ve bol mizahla çocuklarınıza devredebilmek. İşte bu güzel bir şey. 

Teşekkürler Philippe Starck. Felsefi bir tartışmaydı.

Sandalyeden konuşmaktansa bundan konuşalım. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s