Ölüm ve Doğum

Ölüm yaşama olanak sağlar.  Ölüm yaşamın zıttı değildir. Ölüm, doğumun zıttıdır.  Ve yaşam tüm yaradılışa olanak sağlayan, ölümsüz dansı birlikte oluşturan, doğum ve ölümün sürekliliğidir.

Dünyaya baktığımızda algısal süreklilik deneyimlesek bile, öyle bir şey yoktur. Kozmos ve içindeki her şey, başlar ve biter.

Bunun gibi vücudundaki hücreler de faklı zaman ölçeklerinde ölürler. Cilt hücreleri ayda bir ölür. Mide hücreleri beş günde bir ölür. Karaciğer kendini her altı haftada bir yeniler.

O hücrelerin içindeki genetik maddeyi yapan kozmolojik zamanın 13,8 milyar yılının hafızasını muhafaza eden DNA; bir kaç hafta öncesinin aynısı değildir. DNA’nı oluşturan ham madde olan karbon, hidrojen ve oksijen bile, her altı haftada bir değişir.

Fakat bu organlar ve vücudunun fiziksel özellikleri, devam eden döngüler ile kendilerini tazelemelerine karşın, iki hafta önceki mide hücrelerin ölü ve gitmiş olsa da, yeni olanlarda yiyeceğin nasıl hazmedileceğinin hafızası vardır. Geride gizlenen bir hafıza, vücudunda meydana gelen her şeyin bu reenkarnasyonunu yürüten bir giz vardır.

Her birimizin içinde gizlenen bu ifade edilmesi güç ÖZ nedir? Bebek yok oldukça ve yürümeye başlayan çocuk doğdukça sürekli kalan nedir? Veya çocuğun büyüme çağı sona erdikçe ve zamanla yetişkin ortaya çıktıkça sürekli kalan nedir? Bu, bilgelik geleneklerinin RUH diye adlandırdığıdır.

O sonsuzdur, ölçülemeyecek kadar büyüktür ve ölmez. O süresizdir, zamansızdır ve boyutsuzdur. O yerel macera yaşayan, insan bilincinin sınırlarını zorlayan ve yerel olmayandır.

Hareketsiz beden ve durgun evren kuruntusal fikrine dayanan kişisel ölüm korkunu yenmek istersen, o zaman kimliğini neyin başlayıp bittiği ile değil, asla sona ermeyen ruhunla tespit et. Geçmişi her an ve her gün sona erdir, çünkü geçmiş mevcut değildir. Senden evvel ortaya çıktığı için, her an bilinmeyen ve tahmin edilmeyene adım at.

Ölümü, yeni oluşuma sebebiyet veren “süreksizlik” olarak anla. Ölümü, kendini yeniden yaratmak için fırsat olarak anla. Senin ne zihin ne de beden olduğunu, fakat uzay ve zaman aracılığı ile kozmik macera içindeki hafıza ve isteğin karmik döngüsü olduğunu anla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s