Başarı ve Sorumluluk

Çok fazla şey yazmaya müsait bir konu “başarı ve sorumluluk”.

Ama düşününce aklıma şu geldi: Kızım Şehrazat, ileride bir gün, arama motorunda adımı arattığında “babam ne şahane şeyler yapmış” dese, yeter bence.

Kazan-Kazan / Win-Win

Aslında çok basit bir şeyden bahsedeceğim. Diyelim ki günün birinde benden bir hizmet aldın. Ve memnun olduğun için kendine saklamak yerine çevrende de ilgili olabileceğini düşündüğün kişilere benden bahsettin. Dolayısı ile benim verdiğim hizmetten ve kalitesinden birçok kişinin haberi oldu.

Sonra o kişilerden biri de aynı hizmeti almak için bana geldiğinde adımı senden duyduğunu söyledi. Ben de bu durumdan memnun kaldığım için seni aradım, teşekkür ettim ve senin verdiğin hizmetler konusunda biraz konuştuk. Sonrasında ben de çevreme senden ve verebildiğin hizmetlerden bahsettim. Böylece sen de yeni kazançlar elde edebildin.

Vermeden ve Vermekten Korkmayı Bırakmadan Alamayacaksın

Farkettiysen hiç eksilen bir şey yok iken artan bir mutluluk ve kazanç var. Bunun ne kadar mükemmel ve bereketli bir şey olduğunu görmeni istiyorum. Kendinde olmasını istediğin şeyi artırmanın en kolay yolu onu başkasına vermektir. Ve bu böylece o kadar çok büyüyüp gider ki sonunda bolluk ve servet hiç de zor olmadan gelecektir.

Bu sayede herkese iyilik yapan mutlu, herkes tarafından iyi tanınan saygın, herkesin danışmakta ilk aklına gelen lider ve tabii ki herkesin beraber yol almak isteyeceği zengin biri olman kendiliğinden gerçekleşir.

Anlamak İçin Dinle

Bu şekilde bereketli bir sosyal çevre için öncelikle dinlemeni öneririm. Asla anlatman için karşı tarafın beklemesinden önce anlatmaya başlama. Tamamen ve detayları ile anlayana kadar dinle. Bu sayede sana danışan kişi eksiksiz olarak aktarabilecektir istediklerini.

Bu sayede sen iyi anladığın için ilk ve tek çaban ile karşındakine yardımcı olabilecek, O ise deneme ya da düzeltmeye gerek kalmadan ilk ve tek seferde çözümüne kavuşacaktır. Bu da demektir ki kısa sürede en fazla faydaya ulaşılacaktır, yani: “Kazan-Kazan / Win – Win”

Sinerji

Karşındaki insanın sizin ile aynı özelliklere, zevklere, anlayışa ya da yaşam tarzına sahip olmasını bekleme. Kendinde olanı ortaya koyarken ondakilerin yetersiz ya da alakasız olduğunu da düşünme. Bu birlikten gelen gücü engelleyecektir. Elde olanlar ile güçlü bir sinerji ve toplam bir kuvvet oluştur ki sonuçlar her ikinizi de bir adım  ileriye götürsün. Ve lütfen bunu yaparken nezaket içinde ve sevgiyle yap.

Cilala Parlat

Burada tamamen senden bahsediyorum. Kişisel gelişimin konusunda asla ve asla dur durak tanıma. Bu sonu olan bir yarış değil, bu dünyanın en keyifli yolu. Sürekli kendini geliştir ki yer neresi vakit ne zaman olursa olsun ışılda, parılda, yepyeni ve keskin kal.

Kendi Cenazene Hoş Geldin

Kendi cenazeni düşünmeni istiyorum. Öldün ve gömülmek üzere tabutta bekliyorsun. Cenazene katılanların senin hakkında ne düşüneceklerini ve arkandan nasıl konuşacaklarını hayal edebilir misin? Eğer nesnel davranır ve bir süre tarafsızca düşünebilirsen buna sen de cevap verebilirsin. Ölmene gerek yok :).

Bu konuda vereceğin cevaplar esnasında sen de göreceksin ki kimlerin hayatına olumlu  ve yapıcı olarak dokunduysan onlar hakkında iyi ve güzel anılar ile konuşacaklar, kimlerin hayatında kötü ve olumsuz izler bıraktıysan onlar ya sessiz kalacak ya da arkandan üzülmeyecekler.

Şimdi bu konuyu şu şekilde ele almanı istiyorum. Cenazende bulunacağını düşündüğün insanların büyük bir çoğundan şu anda uzaktasın. Onların yanında değil ya da az sıklıklar ile görüşüyorsun. Dolayısı ile aslında sen ömrünün büyük çoğunluğunda onlar için ölü sayılırsın. Şu anda senin hakkında ne konuşuyorlar veya onlara senin hakkında soru yöneltsek ne cevap verirler. İşte bu sorunun cevabı başarı yolunda ne kadar dış destek ve yardım alabileceğinin, kendi çabaların dışındaki hız çarpanının kaç olduğunun yanıtıdır. İnsan odaklı bir değer bilincin yok ise neden bazılarının sen çok çalışırken kolay ve senden hızlı bir şekilde başarıya ulaştıklarını artık kendine sorabilirsin.

Her Şey İki Defa Yaratılır

Şunu asla unutma, her şey iki defa yaratılır: Önce zihinde sonra fiziksel gerçeklikte. Eğer birilerinin aklına çok az ya da olumsuz olarak düşüyorsan hayatında olumlu şeylerin sık gerçekleşmesini beklemen beyhude bir umuttur sadece.

Peki bu iki defa yaratılan durumlara bir de senin açından bakabilir miyiz? Senin aklındakiler ve yaptıkların neler?

Zihinsel Uyumsuzluk

Şimdi sana sorsam, bu dünyada en değer verdiğin ya da en çok istediğin şey nedir desem muhtemelen bana aşağıdaki şu üç maddeyi sıralayacaksın:

  • Ailem ile huzurlu ve mutlu bir yaşam
  • Sağlıklı ve uzun bir ömür
  • Hedeflerimi ve amaçlarımı gerçekleştirmiş, başarılı ve finansal olarak özgür bir hayat.

Tamam, tamam… Senin üzerine çok geldiğimi düşündüğünü biliyorum. Ben bunları genele göre anlatayım sen payına düşenleri al.

Ailesi ile huzurlu ve mutlu bir yaşam dileyenler, günlük işlerini planlayıp, zamanında bitirerek onlara daha fazla vakit ayırabilecek şekilde mi çalışıyorlar? Yoksa gün içerisinde lüzumsuz internet sitelerinde vakitlerini harcayıp, gereksiz insanlar ile telefon konuşmalarını uzatıp, hiçbir fayda sağlamayan iş yeri sohbetleri ile vakitlerini verimsizleştirip, evlerine huzursuz  ve bitmemiş birçok iş yükü ile mi dönüyorlar?

Asla yargıladığımı düşünme lütfen, ben sadece soruyorum.

Sağlıklı ve uzun bir ömür isteyenler, beslenme alışkanlıklarını düzenleyip, düzenli spor ve sosyal aktivite olarak yoğun bir hayat mı yaşıyorlar? Yoksa sürekli atıştırma ve fast food ile öğünlerini geçiştirip, nedense spor yapmaya hiç vakit ayıramayıp ya da üşenip, sosyal aktivite şöyle dursun hayatlarındaki en önemli kişileri bile sadece zorunlu anlarda ya da işleri düştüğünde mi arayıp soruyorlar?

Başarı ve finansal özgürlük hedefleri olanlar ise günlük, aylık ve senelik planlarını hazırlayarak, bunlar için disiplinli bir biçimde adımlarını attıkları bir yaşam tarzları mı var? Yoksa sürekli memleketin halinden, ekonominin düzensizliğinden, ihtiyaç mı yoksa sadece istek mi olduğu belli olmayan ekstra harcamalardan dert yanarak tüm plan ve hedeflerini başka bir bahara ya da yılbaşına erteleyerek mi geçiriyorlar ömürlerini?

Buna zihinsel uyumsuzluk denir. Aklındakiler ile yaptıkların birbiri ile zıt ve çelişkili ise böylece yaşayıp geberir gidersin. O zaman ben de sana konuşmanın başındaki durumu tekrar hatırlatmak zorunda kalırım:

Kendi cenazene hoş geldin…  

 

Reaktif ve Proaktif

Sana tanıdık bir hikaye anlatayım. Spor yapman gerekiyor diyelim ki gerekiyor zaten. Planını yaptın ve hazırsın. Birinci gün bir de baktın ki yağmur yağıyor ve hava düne göre biraz daha soğumuş. Yarın uygulamak üzere planını ertelersin. Ertesi gün gelir, bir de bakarsın dünkü soğuktan dolayı biraz rahatsız gibisin. Hasta mı olacaksın nedir? Tekrar ertesi güne erteleyerek yatağa geri dönersin. Bir sonraki gün gelir, meğer hafta sonuymuş. Malum tatil, aile ile vakit geçirmek gerekiyor falan derken yine ertelersin. Böyle böyle derken aradan bir ay geçer. Spor planından haberdar olan bir arkadaşın ile karşılaşırsın ve O da sorar haliyle: “Nasıl gidiyor?” Başlarsın sıralamaya : “Ya çok meşguldüm, işler de yoğunlaştı, araya tatil falan girdi. Bir de hasta oldum ki sorma. Yılbaşında başlayacağım artık.”

Şimdi aynı planı yapan bir başkasını anlatayım müsadenle. Bu arkadaşımızın da spor yapma isteği var ve yine aynı şekilde günlük planını yapmış durumda. Birinci gün bir de bakar ki hava yağışlı ve serin. O zaman üzerime paltomu ya da hırkamı almam gerekir der ve çıkıp sporunu yapar. Ertesi gün gelir, sanki biraz hasta gibidir. Bunda dünkü soğuğun etkisi olmuş olabilir. O halde bugün 30 dakika yapsam yeterli olur der ve sağlığını tehlikeye atmadan çıkar ve sporunu yapar. Üçüncü gün hafta sonudur ve tatil olduğu için yarım saat erken uyanır ve ailesi ile vakit geçirmeden önce kendine bir zaman yaratarak çıkar ve sporunu yapar. Bir ay sonra spor yapma fikrinden haberdar olan arkadaşı ile karşılaştığında o arkadaşının bir şey sormasına gerek yoktur. Çünkü çok daha sağlıklı, güçlü, hızlı, enerjik ve aydınlık görünmektedir.

İşte birinci bahane sevici arkadaşa “reaktif”, ikinci istikrar küpü arkadaşa “proaktif” denir.

  • Reaktif dış etkenlere göre hareket ederken, proaktif kendi kararlarına göre hareket eder.
  • Reaktif için önce duygular ve durumlar belirleyici olur, proaktif için ise kendine ve hayatındaki olgulara verdiği değer belirleyicidir.
  • Reaktif her zaman endişe içindedir ve sürekli kendi elinde olmayan şeylerden ve olumsuzluklardan bahseder durur. Proaktif ise yapabileceği iş ve konulara odaklıdır. Kontrol edemeyeceği ya da engel olamayacağı konuları çözüm odaklı olmak kaydı ile bırakır.

Bu tanımlara dikkat et lütfen, RE AKTİF tanımında önce bir eylem ya da iş vardır (AKTİF) ve bu eylem ve işe göre davranan sen (RE). Rüzgar nereden eserse o yönde hareket etmek dediğimiz durumdur bu. PRO AKTİF tanımında bir eylem ya da iş yine vardır (AKTİF) ama sen buna hazır ve istekli olarak öncesinde farkındasındır (PRO).

Yani sabah spor yapmak isteyen reaktif yataktan kalktığında pencereden dışarı bakarken proaktif bir gün öncesinde hava durumunu kontrol etmiştir bile. Reaktif sabah işinin başına geçtiğinde, “bugün ne yapacaktım?” diye düşünürken proaktif zaten bir iş planı ve yapılacaklar listesi hazırlamıştır hafta başında. Reaktif işleri bittiğinde evine giderken proaktif akşam eve kaçta gideceğini bildiği için işlerini o vakitten önce bitirmiştir.

Çok daha anlaşılır bir benzetme ile reaktif Civciv Calimero, proaktif Superman‘dir. Şimdi günlük hayatına bak lütfen, reaktif misin, proaktif mi?

Disiplin, Disiplin, Disiplin!

Dünyanı değiştirmek mi istiyorsun. Daha iyi bir yaşam ve yüksek bir standart mı hedefliyorsun. İşte yapman gerekeni söylüyorum: Önce masanı topla…

Dalga geçtiğimi düşünme, başlaman gereken nokta tam da bu gibi küçük şeyler.

Sadece benim söylediklerim değil, aslında disiplin hakkında komik ya da gülünmesi gereken hiçbir durum yok. Tamamı ile ciddiye alınması gereken ender konulardan biri disiplin. Konu irade olduğunda, kendini kontrol olduğunda, öz disiplin olduğunda biraz ciddileşmek ve hatta kendine karşı kabalaşmak faydalı bile olabilir. Çünkü bunu ciddiye almadığında ciddiye alınacak işler yapman ve ciddiye alınacak bir yaşam sürmen pek mümkün olmayacaktır. Sen kendi öz disiplinini ciddiye almadığında emin ol ki seni de kimse ciddiye almayacaktır.

Masanı toplama meselesine gelince… Bu disiplin konusunu anlaman için verdiğim bir örnek olmak ile birlikte tamamen ciddi olarak da bahsettiğim bir madde. Disiplin kocaman ya da dev hali ile tek bir mesele değil. Yapman gereken bir çok ufak ve sıralı işlerin bütünü. Masanı toplamak, kısa bir plan yapmak, erken kalkmak vesaire ve bunları doğru zamanda sırayla yapmak. Disiplin bu gibi şeyler ile oluşturup geliştirebileceğin bir vasıf.

Sabah erken kalktığında ya da kalkman gerektiğini düşündüğün vakitte kalktığında, o gün yapman gerekenlerden birini yaptın ve devam edebilirsin demektir. Bir “tik” atarsın ve sıradaki yapman gerekene odaklanırsın. Küçük ya da önemsiz gibi gördüğün erken kalkma eylemi kendisinden sonra gelen görevi de başarabileceğinin ispatıdır aslında. Onu yaptıysan sıradakini de yapabilirsin ve bu böyle sürer gider.

Bu şekilde anlattığımda çok kolay ve uygulanabilir gelebilir ama ne yazık ki kötü haberi vermek zorundayım: Zaman zaman çok zor olacak.

İlk Round : İşe Yaramıyor Yalanı

İlk gün yapman gerekenlerin hepsine “tik” attığında kendini çok iyi hissedeceksin. Bu belki bir kaç gün daha böyle devam edecek ve sen çok da  bir şeyin değişmediğini düşünmeye başlayacaksın. Sonra bu küçük tikleri küçümsemeye başlayacaksın ve bunun bir sonuca varmayacağı konusunda kendini ikna etmeye çalışacaksın. Birçoklarının kaybettiği ilk vazgeçişi yaşayacak ve bırakacaksın.

Doğruyu söylemek gerekirse “pat” diye her şeyin düzelmesini beklemen zaten disiplinsizliğinin ilk göstergelerinden biri. Hiçbir şey tek bir yaratımla olmadı bu dünyada ve olmayacak. İster adım adım, tane tane, tuğla tuğla örersin istersen vazgeçersin. Karar senin aynı şimdiye kadar verdiğin tüm kararlar gibi. Şu andaki haline bir bak ve memnunsan beni dinleme ama memnun değilsen, ne zaman ve nasıl olacağını düşünmeyi bırak, sadece yapman gerekenleri yap. Eğer o listede yazanları eksiksiz olarak tamamlıyorsan olmakta olan oluyor demektir. Gerisi senin işin değil.

İkinci Round : Acı İle Yüzleşmek

Kolay ve küçük olan bu günlük görevler, her gün ama her gün yapmaya devam ettiğinde çok zor gelmeye başlayacak. Küçük bir çay bardağını elinden hiç bırakmadan 1 saat boyunca tutmayı denersen ne demek istediğimi anlayacaksın.

Çok zor olduğu anlar olacak, karamsarlığın üzerine çöktüğü anlar olacak, bugün de bunu yapmasam ne olur ki dediğin anlar olacak. Sakın bunlara kanma. ASLA!

Her gün bir adım, hiç durmadan, hep ileri…

Günler geçtikçe daha az acıyacak emin ol. Bugünün zorları yarın kolay, ertesi gün basit ve zamanla çocuk oyuncağı gibi gelecek. Sadece YAP! Gerisi senin işin değil.

Üçüncü Round : Küçük Galibiyetin Zehri

En tehlikeli aşamaya geldin. Evet bir şeyler yolunda gitmeye başladı, bir kaç güzel netice ve ışık gördün sonunda. Sakın burada başardığını sanma. Asla bırakayım deme. Başarı bir sonuç değil, sürekli devam eden bir yolculuk ve süreç, unutma.

Bu noktada yaşayacağın rehavet seni küçük tiklerinden, o kutsal takviminden uzaklaştırabilir. Biraz dinlenmeyi hak ettiğini, biraz ara verebileceğini düşünmene sebep olabilir.

Bir defa bıraktığında başka ya da ilerideki zamanlarda da bırakabileceğin konusunda kendine izin vermen demektir. Bu izni bir kere verdiğinde tüm çabalarının boşa gitmesi ve yolculuğa baştan başlamak zorunda kalman işten bile değil. Kendine bu kötülüğü yapma. Tüm bu zehirlere ve hilelere kanma. Sen sadece yapman gerekeni YAP! Gerisi senin işin değil.

Sefalet mi Asalet mi?

Vazgeçersen, yarım bırakırsan, ertelersen kendini sefalete hazırlamanı öneririm. Bundan yıllar sonra, bakıma muhtaç olduğunu zamanlarda bile çalışman gerekecek. Şimdi kalkmaya üşendiğin yataktan eşek gibi kalkmak zorunda olacaksın.

Saygı göstermediğin ve küçümsediğin o küçük çabalardan çok daha küçük bir adam haline gelecek, hiç kimseden saygı görmeyecek, 3 kuruş için 5 kuruş etmeyen insanların kölesi olmaya devam edeceksin.

Ölümüne az zaman kaldığı bir dönemde, bu hayattan bir bok anlamadan göçmek üzere olduğunu fark edecek, kendine lanetler yağdıracak ve arkanda bir çok hüzünlü ve kızgın insan bırakarak suratı asık bir biçimde geberip gideceksin.

Ama disiplinin gücünü anlar ve şimdi, tam da şu an bu konuda küçük şeylerin düzenli yapıldığında hayatına katacağı değeri bilerek yaşamaya başlarsan, şu andan itibaren tüm hayatını hatırlayacak şekilde dolu dolu geçirecek, çocuklarının kahramanı, akraba ve arkadaşlarının medar-ı iftiharı ve her şeyden önemlisi milyonlarca yaşanmışlık ve gurur ile musmutlu bir insan olarak bu hayatını sürdürerek ışıl ışıl gözlerle son anına kadar çevrene de ışık saçacaksın.

Bundan öncekilerde olduğu, bundan sonrakilerde de olacağı gibi KARAR SENİN!

Yapılacaklar Listesi

Hedeflerin yoksa nereye gittiğinin bir önemi yoktur. Önce hedefini belirlemen gerekiyor. Yapman gereken tek şey belki de bu. Onu nasıl gerçekleştireceğine dair herhangi bir fikrin olmasına gerek yok. Ama yapacağını bil. Çoğu insan nasıl yapacağını adım adım bilmek zorunda hisseder ama öyle değil. Sadece bir hedef belirlemen ve kafan koyman gerekiyor. Oraya nasıl gideceğin sonraki bir iş.

İnsanların %99’unun hedefi yok. Ortalama insanların yaptıklarından farklı sonuçlar almak istiyorsan, ortalama insanların yaptıklarından farklı şeyler yapman gerekiyor. O yüzden bir yıl sonra nerede olmak istediğini bir kağıda yazarak belirle. Bir sonraki adımın ne olması gerektiğini düşünmeden sadece hedefini yaz. Sonraki adımlar senin karşına kendisi çıkacaktır. Yapman gereken hedefini yazarak bu ilk adımı atman.

Bu Kadar Basit

Hedefini belirleyerek dünyadaki %2’lik bir kısma girmiş oldun. Başlamak bu kadar basit aslında. Yapmadığın şeyleri yaptığında değişik sonuçlar elde edeceğin kesin bunu unutma.

Amacını Paylaş

Şimdi bu yazarak belirlediğin hedefini paylaşma zamanı. Evet güvendiğin ve sevdiğin arkadaşlarına bu hedefini duyur. Çünkü hedefini yazarak gerçekleşme ihtimalini (istatistiklere göre) %39,5 artırmış oldun. Eğer bunu arkadaşlarına duyurursan bu oran %76,7’ye ulaşacak. Bu senin kontrolü eline alman demek. Bunu bir kere paylaştığında artık geri dönüşü olmayacak ve hedeflerine ve arkadaşlarına karşı kendini sorumlu kılmış olacaksın.

Onay Almana Gerek Yok

Hedefini paylaşırken asla arkadaşlarına ve çevrene hedefin ile ilgili sorular sorma. Buradaki amacın onay almak değil, onay almana gerek olmayan bir hayat standardı oluşturmak. Özgür olacaksan bunu kendin yapacaksın, kimsenin onayına ihtiyacın yok. Birilerinden onay almak ya da birilerine sertifika göstermen gerektiğini düşünüyorsan zaten henüz ücretli kölelik kafasından çıkamamışsın demektir. Önce zihnini değiştir.

Değiştir Şu Kafayı Artık

Zengin olunca rahatlarım diye mi düşünüyorsun. YANLIŞ! Önce zenginliğini hissedeceksin ki sonra bu zenginlik senin hayatının bir parçası haline gelecek.

Önce hak edeyim sonra sahip olurum diye mi düşünüyorsun? YANLIŞ! Şu an da zaten hak ediyorsun ve emin ol herkes hak ediyor.

Önce bolluğu göreyim sonra inanırım mı diyorsun? YANLIŞ! Dünya o kadar bolluk ve bereket içinde ki şaşırırsın. Sen görmüyorsun diye bu yok değil.

Her şey senin beyninde bitiyor. Ben zenginim, ben yaparım, ben hak ediyorum, ben de bu bolluk ve bereket dolu dünyanın bir parçasıyım demedikçe bunlar değişmeyecek. Buna lütfen biraz kafa yor.

Hedefine Ulaşan Sen Olmayacaksın

Artık bir hedefin var ve o yolda ilerliyorsun. Ama oraya ulaştığında artık bugünkü sen olmayacaksın. Daha gelişmiş, daha büyümüş yeni bir sen ile karşılaşacaksın. Bundan üç ya da dört yıl önce paylaştığın fotoğraflarına ve e-postalarına bak lütfen. Ne kadar değiştiğini ve şu anda seninle alakası olmayan neler ile ilgilendiğini fark et.

İşte hedefine ulaştığında da böyle bir değişim geçirmiş olacaksın. O yüzden bundan ders çıkararak şu anda başarıya ulaşmış olanların neler ile uğraştığını neler yaptıklarını takip et.

Yerinde olmak istediğin insanları gözle ve senden neyi farklı yaptıklarını öğren. Muhtemelen ulaşmak istediğin yerde olan insanlar bazı şeylere senden daha fazla önem veriyor ve senden daha fazla zaman ayırıyor. Ve tabii ki senin vakit ayırdığın bir çok şeye onlar vakit ayırmıyorlar. Gözlerini kıs ve ilerideki “sen”e bir göz at.

İşte SIR

Evet, her gün yaptığında seni ummadığın kadar ileri götürecek sırlara geldi sıra. Her gün aynı saatte şunları bir kağıda yaz ve yüksek sesle oku. Sorgulama, sadece inan ve yaz:

  • Emrimde sınırsız güç var.
  • Bütün cevaplar bende mevcut.
  • Bilinçaltım başarıdaki ortağım.
  • Evrensel gücün bir parçasıyım
  • Günde ….. TL kazanıyorum.

Ve teşekkür ederek yazmaya devam et.

  • Hayatım için, 🙂 Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum
  • Sağlığım için, 🙂 Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum
  • Ailem için, 🙂 Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum
  • Olanaklarım için, 🙂 Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum
  • Fırsatları görme yeteneğim için, 🙂 Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum, Teşekkür Ediyorum

Teşekkür ettiğin her şey her gün ama her gün artmaya devam edecek sana söz veriyorum.

Tersine Tersine Git

Mutluluğa dair beklentilerinde hemen herkeste olduğu gibi ters bir yolda ilerliyorsun. Sanıyorsun ki istediklerini aldığında mutlu olacaksın. Ve bu istediklerinin nereden ne şekilde geleceği belirsiz.

Mutluluğun yolu özgürlükten geçiyor. Özgür değilsen mutlu olman mümkün değil. Bu da aslında finansal özgürlükten geçiyor. Çünkü seni özgür kılacak olan şey kimseye bağlı olmamak. Almak istediğin finansal özgürlük ise eğer, 9-6 cenderesinden çıkmak, ücretli kölelikten kurtulmak ise önce vermen gerekmiyor mu sence? Bir şey almak istiyorsan bunun karşılığında ne vermelisin?

İşte bunu bulmalısın. İnsanların, kitlelerin, toplulukların istediği ne verebilirsin? Neler sunabilirsin, sen de insanların istediği ne var? Var mı? Yoksa, o zaman öğrenmen ve yeni yetenekler edinmen gerekiyor demektir. Bu sayede insanların istediği şeyler üretebilir hale gelebilirsin.

Sen de tersine git:

  • İnsanların isteyeceği şeyler üretebilecek yetenekleri geliştirecek şeyler öğren.
  • İnsanların isteyebileceği şeyler üretebilecek duruma gel.
  • İnsanların isteyebileceği şeyler bul ve üret.
  • Onlar bunun karşılığında ihtiyacın olanı sana versinler.
  • Finansal özgürlüğüne kavuş.
  • Kimseden izin alması gerekmeyen özgür biri ol.
  • Ve MUTLUSUN 🙂 

Bir Bilene Sor

Hedefin yolunda tıkandığın durumlar olabilir. Bunun ana sebebi, ne bilmediğini bile bilmiyor olman. Ulaşmak istediğin hedefi daha önce deneyimlemediğin için henüz bilmediğin şeylerin bile ne olduğunu bulamamış olabilirsin. O yüzden bunları o noktaya ulaşmış birilerine sor, sana anlatacaklardır.

Odaklan

Dünyadaki bir çok sanat eseri ve gündelik hayatımızı yöneten icat, ona yoğun olarak odaklanmış, o tek bir işe uzun süreler boyunca konsantre olmuş insanlar tarafından gerçekleştirildi.

Bugün ne yazık ki böyle bir odaklanma çok zor bir hale geldi çünkü zihnin her saniye saldırı altında. Zihnini dinlendiremezsen odaklanma yeteneğini kaybedersin. Uyku ile bedenini dinlendirdiğin gibi zihnini de dinlendirmen gerekiyor.

Mümkünse günde 3 defa, değilse öğlen (gününün tam ortasında) kesinlikle bir defa, kendine sessiz ve sakin bir yer bul. 5 dakika boyunca burnundan nefes alıp ver ve sadece nefesine odaklan. Başka hiç bir şey düşünmemeye çalışarak kendine 5 dakika ayır. Bu her geçen gün daha faydalı ve becerikli duruma geçmeni sağlayacak. Ve (merak ettiğini biliyorum) evet bu kadar basit. Gerçekten bu kadar basit.

Yapılacaklar Listesi

Her şey sırayla ve zamanla unutma:

  • Şu andaki durumunu güzelce analiz et.
  • Sana uygun olup olmadığını samimiyetle kabul et, çünkü muhtemelen değil.
  • Sana uygun olan için ilk adımı at.
  • Başarılı olmuş kişilerin deneyimlerini öğren.
  • Farklı gelir kaynakları üretme olanaklarını araştır.
  • Güçlü ve zayıf yanlarını belirle ve ona göre nasıl hareket etmen gerektiğini belirle.
  • Değerlerini öğren.
  • Değerlerine uygun olan iş / işleri bul.
  • İnsanlara faydalı olabilecek şekilde uygun işinde ilerle.
  • Başarılı OL!

Sen Kendini Ne Sanıyorsun?

Sen nesin? Ne olduğunu düşünüyorsun? Sen olarak isimlendirdiğin ya da özünün merkezinde tanımladığın şey misin gerçekten? Peki, sence gerçekten sen var mısın?

Bundan tam olarak emin değilim. Bunun ne anlama geldiğini tam olarak anlaman gerekiyor. Her birimizde bir öz, bir ruh var. Bu tanımladığın “sen”i asıl tamamlayan şey. Kendini tanımak diye bahsettiğin bir çok şey aslında bu ruh ile ilgili kısımlar.

Burcunu biliyor musun? Çin burçlarını takip ediyor musun? IQ testine girdin mi peki? Ya da karakter testlerinden, duygusal zeka testlerinden birini çözdün mü? Hiçbirini yapmadığını sanıyorsan bile herhangi bir iş başvurusunda, sen farkına varmadan bunlardan birine tabi tutulmuş olabilirsin.

Yaşarken en çok şeyi ruhunda biriktirdin. İyi ya da kötü anıların, gerçekleşmiş ya da ukte kalmış arzuların, ve tabii ki inançların… Hislerin ve deneyimlerin derken bu yaşam tecrübelerinin tümüne sahip olan toplam “sen” diye isimlendirildi.

Benim anlatmak istediğim de bu. Tüm bu duygu, düşünce, deneyimin merkezinde olduğunu sandığın sen diye bir şey yok. Sen varsın ama sandığın gibi tüm bunların merkezinde, tüm bu tecrübelerinden ayrı olarak yoksun.

Yanlış  düşünce şeklin ile şöyle düşünüyorsun: Tam ortada, merkezde sen diye bir şey var ve her yaşam tecrüben bu “sen”e yaşandıkça ve tecrübe edildikçe ekleniyor. Böyle düşündüğün için gelişmek ve değişmek konusunda kendini sınırlandırıyor, yavaşlatıyor ve hatta engelliyorsun.

Benim demek istediğim bütün bunların merkezinde, yaşam tecrübelerinden ayrı bir sen olmadığı. Tam aksine tüm yaşam tecrübelerinin toplamı olarak bir “sen” varlığından söz ediyorum. Çünkü hepsi tek bir beden ve beyine aitler.
Bununla beraber geçmişi hatırladığında kendinle, deneyimlerinle ilgili anlattığın
bir hikaye olarak varlar. Başka şeylerden dolayı bir şeyler yaparsın. İsteklerin, inandıklarının bir sonucu aslında ve hatırladıkların da ne bildiğin hakkında bilgi veriyor. Yani ortada tüm bu inançlar, istekler, duygular, deneyimler var
ve bunların hepsi birbiriyle bağlantılı; bu da “sen”sin.
Bazı açılardan genel kanıyla arasında ufak farklar var ve bazı açılardan da çok büyük.
Bu (fark) kendini, hayattaki bütün deneyimlere sahip bir şey olarak görmek veya hayattaki deneyimlerinin bir derlemesi olarak görmek, arasındaki değişimdir. Parçalarının bir bütünüsün.
Fiziksel parçalar da bu parçalara dahil tabii ki; beyin, vücut ve kollar gibi ama
aslında çok önemli değiller. Eğer kalp nakli geçirirsen halen aynı kişisindir. Peki hafıza nakli geçirsen aynı kişi olur musun? İnanç nakli geçirsen aynı kişi olabilir misin? Kim olduğun, kendini anlama şeklin deneyimleri olan sabit bir varlıktan ibaret değil de
deneyimleri toplayan bir şey olması fikri garip gelebilir. Ama garip gelmemeli bence.
Evrendeki her şey aynı. Ağaçları düşün mesela. Ortada ağaç diye bir nesne var ve yaprakları, dalları, tomurcukları ve gövdeyi buna iliştirmiyoruz. Ağaç dediğimiz şey saydıklarımın bütünü halinde “ağaç” olarak var olmakta.

Neden kendini tüm parçalarının bir bütünü olarak görmezsin de bu parçalara sahip ayrı,
daimi bir varlık olarak görürsün? Sen her şeyin ile bir bütün olarak sensin. Ailen tüm fertleri ile bir bütün olarak bir aile ve toplumdan tut da tüm evrene kadar her şey bir bütün olarak isimlendirildiği şey olarak bir varlık.

“Bir” olmak mutlak bir gerçek iken diğer tüm ayrım ve farklılıklar senin içinden gelen inanç sayesinde oluşturulan bir gerçek.

Her şey aslında BİR ve hepimiz o BİR’in parçaları olarak BİR’iz. Bunu anladığında ve özümsediğinde  açık olarak anlayacaksın ki tüm olumsuzluklar aslında yok sadece BİR olan var ve biz O BİR’iz.

Şimdi tüm kaygılarını bir kenara bırak ve BİR’i düşün, ve BİR’i anla li tüm kaygıların yok olsun.

Kuyu yapanlar suyu büker, ok yapıcılar oku büker, marangozlar odun kütüğü büker, akıllı insanlar kendilerini tasarlar. // Buda