Limitsiz

Hayatla ilgili en önemli şeylerden biri, hayattan ne aldığın, onu nasıl algıladığına bağlıdır. Hayata baktığın pencere senin başarı yolunu belirler. Seni bir bütün yapan gördüklerin ve inandıklarındır.

Bu da aklıma şu soruları getiriyor: Neden kendine ve yeteneklerine sınır koyma eğilimindesin? Neden hayatı var olmayan engellere ve sabit fikirlerle kısıtlıyorsun?

Yaşadığın dünyada, hayatının her gününü, yasalarla, kurallarla, sınırlarla tüketiyorsun. Eğer havaya bir taş atarsan, düşer. Buna bilim denir. Bu sonuç matematiksel olarak ispatlanabilir, tartışılmasına gerek kalmaz.

Sorun insanın (en hüzünlü özelliği olarak) kapasitelerine engel olmasıdır. Çünkü kapasite sınırlandırılacak bir şey değil, bir düşünce bütünüdür.

Çok sık duruyorsun, yeterince iyi yaptığımızı düşünerek. Bulunduğun yerde rahat hissediyor, standartlarını biliyor ve ona göre davranıyorsun. Ancak, hayal etsene, bu yanlış davranışların olmasa. Düşünsene kendi standartlarını kendin yarattığını. Sıradanlık ve olağanüstülük arasındaki fark burada yatıyor.

Henry Ford “Eğer insanlara ne istediklerini sorsaydım, benden daha hızlı koşan at isterlerdi.” demiş. Çünkü standart buydu.

Her ne yapmak istiyorsan bu gerçekle kendini desteklemelisin. İnsanlara olumlu etkiler bırakan ve beklentileri yükselten kişilerin algısı budur. Havaya atılan taşın aksine, kendi önüne koyduğun engeller dışında seni durduracak bir şey yok.

Şimdi seni durduracak engelleri aşma zamanı. Cesaretin, kimsenin yapamayacağını yapmaya kendini zorlamandır. Çünkü çoğu insan kendi oluşturduğu engellere takılır. Öyle olmak zorunda değilsin. Kalıcı bir şeyin parçası olabilirsin.

Hayat kendi standartlarını yaratman için, sana her gün bir fırsat sunuyor. Ama ilk önce inanman gerekiyor. Yeteneklerin ve yapabileceklerin düşündüğünün çok daha ötesinde.

İhtimallerin sınırsız… Sen limitsizsin…

Yenilmez

Geçmişte yaşadığın zorlukları sev lütfen. Hepsini atlattın, hepsini yendin. Senin dünyanda kazanmak var unutma. Asla kaybetmedin, kaybedemezsin.

Düştün bazen ama yine kalktın. Yerde kalmadın. Yine kalmayacaksın. O yüzden bundan sonra karşına çıkacak yeni zorlukları da sev.

Bazı çatışmaları kazanmışlar gibi görünebilir ama bu savaşın galibi olamazlar asla. Daha önce de düştüğün zamanlar oldu ama hala ayaktasın. Ve işte buradasın. Hala ilerliyorsun.

Dün olduğundan daha güçlüsün. Hiç olmadığın kadar akıllı ve bilgi dolusun bugün. Her gün daha ve daha iyisin. Zorluklar, engeller, sınamalar… Ne olursa olsun sen kaybetmeyeceksin.

Pes etmeyi reddeden biri olarak yenilmezsin. Hepsi üstüne gelebilir. Hepsi aynı anda da gelebilir. Yapabileceğinin en iyisini yaparsın ve hepsini alt edersin. Tıpkı daha önce bir çok defa yaptığın  gibi.

Aklı olan zorluk yerde kalsın. Kendini seven zorluk arkasına bakmadan kaçsın. Zorlukların korkulu rakibi, en büyük kabusu sensin. Çünkü sen pes etmezsin. Çünkü en pes etmeyi reddedensin. Sen meydan okunamayan ve meydan okuyansın. Bunu defalarca kanıtladın.

Bu gayretleri yüzünden yaşadığın tüm zorlukları ve yaşayacağın tüm engelleri takdir et, onları sev. Zorluk demek büyümek demek. Zorluk demek gelişmek demek. Zorluk demek her defasında daha güçlü sen demek.

Zorluklar kusura bakmasın:

Sen Yenilmezsin!

Neden Bu Kadar Zor?

Kendini geliştirecek, hayatını değiştirecek, yaşam kaliteni, mutluluk ve zenginliğini artıracak şeyleri yapmak neden bu kadar zor?

Cevap : Çünkü gelişmiş ve bilinç sahibi bir beynin var.

Bu yanıt bir garip gelebilir fakat doğru. Beynin zarar görebilecek şeylerden ve konfor alanını bozacak faaliyetlerden her ne pahasına olursa olsun seni korumak üzere tasarlanmış durumda. Sıcaktan, elektrik akımından, yırtıcı hayvanlardan refleks olarak korkman ve kaçman bundan dolayı. Bu gibi uç noktalarda pek işe yarar olsa da kendin için yapmaya çalıştığın değişiklikler için de aynı şekilde muhafazakar davranan beynin senin en büyük engellerinden biri ne yazık ki.

Ama bu noktada sana iyi bir haberim var: Beynin tekrar ve tekrar yeniden tasarlanabilir ve programlanabilir.

Seni korumak için her şeyi göze alan beynin bir iş kurmak istediğinde, kaslarını geliştirmek ve alışkanlıklarını değiştirmek istediğinde aynı gözü karalığa devam ediyor. Bu sebeple o kıza evlenme teklif edemiyor, hayallerin için risk alamıyor ya da çocuk sahibi olmayı ne kadar istesen de buna cesaret edemiyorsun.

İşte bu zor kısmı atlatabilmek için yine o güzel beynin sayesinde yapabildiğin bir yeteneğe sahipsin: KARAR VERMEK.

Odak noktanı ve hedefini seçebilir, kendini adayabilir, tüm benliğinle kendini yoluna serebilirsin. Sadece KARAR VER ve uygula.

Şu an yaşadıklarının tümü aslında kararlarından ibaret. İşini sevmiyorsun ama orada kalmakta kararlısın. O gerizekalı herifin senin dostun olmadığını biliyorsun ama çevrende tutmakta kararlısın. Kilolarından dolayı ne istediğin gibi alışveriş yapabiliyor ne de küfretmeden aynaya bakabiliyorsun ama köfte ve patatesin üzerine ketçap sıkma kararlılığından taviz vermiyorsun. Bu kararları verebiliyorsan yenilerini de verebilirsin.

Karar ver gerisi çok kolay …. diyeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun :). Hiç kolay olmayacak.

Ama emin ol ki o imrendiğin başarılı insanların hiç biri senden daha özel değillerdi.  En zekiler, en güçlüler, en güzeller ya da en zenginler başarılı olur sanıyorsan fazlasıyla yanılıyorsun.

  • Onlar hedeflerine her gün bir adım atanlardı.
  • Onlar hiç durmayanlardı.
  • Onlar hep ilerleyenlerdi.
  • Onlar ertelemeyenlerdi.
  • Onlar bahane üretmeyenlerdi.

Şans diyeceksin biliyorum. Ben de sana şansın tanımını yapmak istiyorum:

Şans, hazır olmak ile fırsatın karşılaştığı andır.

Anahtar

Başarılı olmak için süper bir formül, şahane bir yöntem, kesin sonuç veren bir öğreti mi arıyorsun. Bir hap yada bir anahtar…

Sana güzel bir haberim var. Öyle bir anahtar yok. Birden çok var.

İşte birinci anahtar: YAP! Ne yapman gerekiyorsa onu yap.

İşte ikinci anahtar: ÇALIŞ! Özverili ve sıkı çalış. Diğerleri uyurken çalış. Başkaları dinlenirken çalış. Ötekiler eğlenirken çalış.

İşte üçüncü anahtar: İNAN! Kimse sana inanmazken inan. Herkes karşı çıkarken inan. Başkalarına değil her zaman önce kendine inan.

İşte dördüncü anahtar: ZORLA! Kendini zorla. İstemesen de yap, çalış ve inan ve tüm sınırlarını zorla. Özdisiplinini öyle geliştir ki taş gibi olsun ve hiçbir koşulda sarsılmasın, kırılmasın.

İşte beşinci anahtar: GELİŞ! Her gün geliştir kendini. Her gün bir adım, hiç durmadan, hep ileri… Kişisel gelişimine dört elle sarıl ve bundan asla ödün verme. Araştır, izle, dinle ve en önemlisi OKU!

İşte altıncı anahtar: GÜÇLÜ OL! Başına ne gelirse gelsin, her birinin seni güçlendirdiğini unutma. Acılarını, üzüntülerini ve tüm yorgunluklarını kendine yakıt yap ve her yenilgide daha da güçlen. Henüz başaramadıysan yeteri kadar başarısız olmamışsın demektir.

İşte yedinci anahtar: HAYAL ET! Bundan asla vazgeçme. Bunu boş zamanlarında yapma, bunun için kendine özel bir vakit ayır. Gözlerin kapalıyken gördüklerinin, gözlerini açtığında tadını çıkaracaksın.

İşte sekizinci anahtar: SORUMLULUK AL! Endişelerini ve korkularını çöpe at. Hiçbiri gerçek değil. Başarmak için gerekli olan tüm sorumluluğu al. O sana ait. Asla başkasına bırakma. Unutma sorumluluğu alan kişi hazineyi bulacak. Sorumluluğu başkasına bırakır, suçu başkasına atarsan, kavuşmak istediğin hazine de onun olacak.

Ne olmak istiyorsan, koşulsuz şartsız hemen OL! Önce ol, sonra ne yapman gerekiyorsa YAP! Ve tabii ki bütün bunlara adım atmadan, önce kendini, sonra her şeyi SEV!

Bırak Gitsin

Bırak gitsin! Geçmişte yaşadığın olaylar, şu anda olacak diye bir şey yok.

Bırak gitsin!

  • Özgür olmak istiyorsan, geçmişe saplanmayı bırakmalısın.
  • Işığı istiyorsan, gölgelerde durmayı bırakmalısın.
  • İlerlemek istiyorsan, yüklerinden kurtulmasın.

İlerle!

Neşeni çalacak, aklına girecek ve orada yaşayacak fikirlere, niçin izin veriyorsun? Bırak gitsin! Aklında yaşamalarına izin verme. Günlük eğlence ve rutinine engel olmalarına izin verme.

Birisi sana yanlış mı yaptı. Bırak gitsin! En güzel intikam her zaman hayatına devam etmektir. Hayatından keyif alman için ve hayatını tam yaşaman için, güçlü olduğunu göster. Ne olduğunu umursamadan, kimin doğru olduğunu umursamadan yaşa.

Hayatın planladığın gibi gitmiyor mu? Hiç kimseninki gitmiyor 🙂 . Sen devam et. İyi şeylere odaklan. Çok iyi hayatlara sahip olanlar şansla olmadılar, işleri yolunda gitmediğinde onlar devam ettiler ve yapmaları gereken şeylere odaklandılar. Onlar olumsuz olayları hızlıca geride bıraktılar, bugün daha iyi ne yapabiliriz diye odaklandılar.

Ailelerinden ve arkadaşlarından övgü almadılar. Hayatlarındaki iyi şeylere odaklandılar, ve olumsuz her şeyi hayatlarından çıkardılar. Geçmişinle geleceğini yargılama. Geçmiş, geçmiştir. Geleceğine bak ve daha güçlü, sağlıklı bir şekilde geleceğine odaklan.

Geçmişine kinlendiğinde ve öç almaya çalıştığında, en çok acı çeken sen olursun. Eğer yoluna devam edersen, kazanan sen olursun.

Egon her şey mükemmel olduğunda mutlu olacağını sanabilir, ama ruhun mutlu olduğunda her şeyin mükemmel olacağını bilir. Hayatının hiçbir dönemi mükemmel olmayabilir. Ama sen doğru pencereden bakabilirsen, ancak o zaman her şeyin bir nedenden ibaret olduğunu anlayabilirsin.

Mutlu ol. Mutlu olman için ne gerekiyorsa onu yap. Her şey iyi olduğu için değil, her şeyde iyiliği gördüğün için mutlu olursun. Her şey mucizevi olduğu için değil, sen hayattaki mucizeleri gördüğün için mutlu olursun.

Mucize sensin!

 

Çok Yaşa Çocuk

Yaşamının % 95’i hayatının ilk yedi yılında aldığın programlarından geliyor. Bu yüzden fakir insanlar fakir ve zengin insanlar zengin kalıyor.

Her insan bir gerçektir. Ve her insan bir çocuktu. Sen de bir çocuktun. Bir çocuğun en büyük becerisi ve aslında dünyadaki en büyük beceri hayal gücüdür. Çamurdan ekmek, yağmur suyundan çay böyle bir güçle yapılır. Üstüne binilen süpürge sapını gerçek bir at yapan bu güçtür.

Ta ki kuralların farkına varana dek. Bilmem kaç yüz bin kural…

Sadece bir ailenin üyesi ve toplumun üyesi olmak için bile kurallar var.

Artık bilincinin ve sonradan öğrendiklerinin % 5’i ile yetinmeyi bırak. Hayatının % 95’lik inanılmaz büyük gücünü kullan. O her gün sana hükmederken bunun farkında değilsin. Ama ilk yedi yılından ne kadar çok güzel şey hatırlar, onları ne kadar hatırlar ve aynı duygu hallerini bugünkü hayatına taşırsan o enerjiyi tekrar canlandıracaksın.

Elindeki yüzde beşi kullanarak yüzde doksanbeş ile savaşıyorsun. Kaybettiğin yüzde doksanbeşi eline almak için o mucizevi çocuğu hatırla tekrar.

Stan Lee o çocuğu hatırlayarak süper kahramanları soktu hayatımıza. J.K. Rowling Harry Potter’ı tamamen o çocuktan dinledi. Einstein o çocuğu bindirdi fotonların üzerine ve tüm evreni görürcesine gezdi.

Artık sen de hatırla. En güzel, seni en çok sevindiren ve mutlu eden o anları her gün düzenli olarak hatırla ki hiç unutmayasın. Bunu her gün yap, en büyük alışkanlığın olsun. Bunları hatırladıkça göreceksin ki nasıl da gençleşecek, nasıl da zihni açık biri haline geleceksin.

Hiç yorulmadığını hatırlayacaksın, ne zamandır hiç yorulmadan bir gün geçirdin?

Gülerken nefesinin kesildiğini, karnının ağrıdığını hatırlayacaksın, en son ne zaman böylesine güldün?

Oyundan sonra kana kana su içişini hatırlayacaksın kendi avucundan ve soluk almazcasına… Suyun o tadını hatırlayabiliyor musun?

Kazandığın yarış ve oyunları hatırlayacaksın, nasıl dünyanın hakimiydin? Böylesine özgüven ve gururu en son ne zaman bu kadar yoğun hissettin.

Hazinen o yıllarında saklı ve onu gömdüğün yerden sen çıkarabilirsin.

Her gün önce o çocuğu hatırla, canlandır; sonra gelecek hayallerini resmet özgür ve sınırsızca. Gerisi kendiliğinden gelecek.

 

 

 

Kaldır Kıçını!

Ne durduruyor seni?

Çok mu yoruldun? Uykun mu var? Yeteri kadar enerjin yok mu? Zaman mı sıkıntı?

Para… Bu mu yani?

Yoksa … sen misin? … seni durduran …

Kendin çal kendin oyna

Bahanelerin en tehlikeli yanı en çok uyduranın kulağına hoş gelmesidir. Üzül, kendine acı, acındır ve insanların ilgisini çek. Bayılırsın buna, sevdikçe bağımlısı olursun. İnsanları etrafında topla, anlat da anlat. Ne de olsa hayatın roman ya senin. Ne güzel.

Nazar etme n’olur, çalış senin de olur

Sanıyorsun ki istediği yaşamı elde edenlerin hepsi aileden zengin. Onlara destek olan vardı ve aldılar yürüdüler. Hiçbir şey yoksa Allah “yürü ya kulum” demiştir.

Kıskanmayı kes artık. Kıskanmak yerine özenmen gerekiyor. Onları kötülemen, “kaka”laman yerine takdir edip öğrenmen gerekiyor. Neler yaptılar ve nasıl başardılar?

Onlar bahanelere sığınmak yerine kıçları yırtılana kadar çalıştılar. Kimse tutup onlara bir şey vermedi.

Kaldır kıçını!

Hayat ilerlemeye devam ediyor. Peşine takılma vakti. Çevrendeki, mahallendeki, şehrindeki ve ülkendeki kaynaklardan ve bağlantılardan yararlanma vakti. Issız bir adada yaşamıyorsan yapacak bir şeyler mutlaka var.

Hayatınla ilgili problemlerin var. Çevrendekilerle ilgili sorunların var. O zaman bunlar için bir şeyler yap. Ne İstiyorsan… git al!

Bahaneler yalan, bahaneler uydurma, bahaneler saçma… farkına var!

Ne var, ne yok?

Zamanın var, yeteneklerin var, bilgin var, desteklerin var, iraden var, seçim özgürlüğün var. Disiplin… disiplin… öz disiplin… Cevap yok mu? 

İşte sorunun asıl kaynağı ile karşılaştırdım seni. Kolay olsun, güzel olsun, çabuk olsun istiyorsun. Olmayacak…

Hem kolay, hem güzel, hem hızlı olan şeyin tanımını açıklamamı ister misin? : Kalitesizlik… Tam da bu yüzden kalitesiz, standartları düşük ve memnuniyetsiz bir yaşamın var. Çünkü sen öyle olsun istiyorsun. Bu tanımı sen yaptın.

  • Hiçbir şey kolay olmayacak eğer güzel ve çabuk olsun istiyorsan.
  • Hiçbir şey güzel olmayacak eğer çabuk ve kolay olsun istiyorsan.
  • Hiçbir şey çabuk olmayacak eğer güzel ve kolay olsun istiyorsan.

Kimse kucağına bırakmayacak istediklerini. O piyangodan da bi’ bok çıkmayacak. Hiçbir melek yardımsever senin farkına varıp seni kral yapmayacak. Mısır’ın eski hanedanlarından unutulmuş bir akrabandan miras falan da kalmayacak. Var olan akrabalarından birisi de asla sana destek olmayacak.  Arkadaşların, dostların… Güldürme beni…

Sadece sen

Bir şey yapacaksan sen yapacaksın.

  • Senin şansın!
  • Senin sıran!
  • Senin anın!
  • Senin zamanın!
  • Senin yerin!
  • Senin fırsatın!

Yarın diye bir şey yok. Yapacaksan yap! Sadece bugün var. Sadece şimdi var. Yapacaksan yap! Hemen yap! KALDIR KIÇINI!