Hayalperest

İdeallerin ve hayallerin sana başarman ve gerçekleştirmen için bahşedilmiş birer hediyedir. Bir şeyler üretecekmiş gibi, ender olan bazı şeylerin kıpırdadığını hissediyorsan içinde, seni tebrik ediyorum, gelişmeye hazır ve buna değersin.

Çok değerlisin, üzerine titrenmeli, alkışlanmalı, omuzlar üzerinde taşınmalısın. Çünkü sen hayal kuruyorsun, çünkü sen kendine inanıyorsun, çünkü senin başaramayacağın hiçbir şey yok.

Senin hayatın hayallerinden ibaret ve sen hayallerine uygun kendi gerçekliğini yaratabiliyorsun. Genişlemesi gereken ufukları genişletiyor, kendini geliştiriyor, bulunması gereken yolları buluyorsun. Zor olabilir ama olanaksız değil ve sen bunu çok iyi biliyorsun.

Mantığına kanmıyor, hislerine kaptırıyorsun  ve ne kadar mantık dışı görünse de başkalarına sen sonuçlara yürüyorsun. Hayallerini gerçekleştirmek senin kaderin, senin olmazsa olmazın.

Böyle gelmiş böyle gider düsturunu kabul etmiyorsun, edemezsin. İstedikleri kadar duvarları olsun, her türlü engel olsun senin için kayda değer değil. Çünkü sen biliyorsun ki çevrende ve günlük hayatında ne varsa, onları yapanların hiçbiri senden daha zeki ya da özel değildi. Onlar başardılar sen de başaracaksın.

Bugünden yarına aynı sen olamazsın. Zor ise kolay olana kadar çalışırsın. Bilmiyorsan öğrenene kadar araştırır ve okursun. Yavaşlatsalar bile durmazsın. Hayallerine olan tutkun senin sonsuz enerjin, senin ödülün ve sen buna değersin.

Hiçbir karanlık seni korkutamaz çünkü sen ışık saçansın.

Tutku

Neden oynuyorsun bu hayat oyununu? Neye tutkulusun? Seni ne sürüklüyor? Amacın ne? Bu hayattaki amacın ne? Yaptıklarını neden yapıyorsun?

Mükemmel olmak istiyorsan önce bir sebebin olacak. Yaptıklarına bir neden bulmalısın.

Olağanüstüsü olan sensin! Tanımlara sığmıyorsun! Böyle davranmalısın! Tutkun seni uyandırmalı. Kararlılığım kaldırmalı seni yataktan. İstediğin olma,  istediğini yapma ve istediğim şekilde yapma tutkun harekete geçirmeli ve bu yetenek uyandırmalı seni.

Neden oynuyorsun bu hayat oyununu? Önemli olan ne? Yemeğin mi? Uykun mu? Ne?

Fırsatları kaçıramazsın. Tam tersine, varını yoğunu vermelisin. Başka bir şans bekleme, bekleyemezsin. Çalışmak, çabalamak, sürekli hareket ve ilerleme halinde olmak içinden gelmeli. Zaman harcamaya gönüllü olmalısın.

“Eğer şöyle olursa,” … “Eğer piyangoyu tutturursam.” … Bunları bırak artık …

Başarıda hak iddia etmelisin. “Bu benim ve bu benim her şeyim,” demelisin avazın çıktığı kadar . İnsanlar seni böyle tanımalı : “Çalışıyor.” “Üretiyor.” “İlerliyor.”

Çabala ve zorla. Gerçek şu ki fikirlerin, yeteneklerin ne kadar iyi olursa olsun, ilerlemiyorsan, arkandan “Aman Allah’ım, bunların hepsini nasıl yapıyor” dedirtemiyorsan henüz öz disiplinine kavuşmamış ve hangi sektör ya da yönde olursan ol zirvede olan %10’luk kısıma giremeyeceksin demektir.

Tutkusu olan insan her zaman bir adım öndedir. Çevrende her yerde ortalama ve amaçsız insanlar dolu. Tutkun ve enerjik olduğun an sıyrılırsın. Tutkulu olduğun zaman, anlamsız da gelse mantıksız da gelse hayal de gelse yapmaya devam edersin. Tutku seni zirveye taşıyacak olan şeydir.

“Nasıl yapacağımı bilmiyorum,” demezsin, öğrenirsin.

Kimse sana buyur demeyecek bilirsin, alırsın.

Asla kolay değildir, zorlarsın.

Zordur, zaman alır, acıdır, acıtır… Ama buna değer! …

Bir Timsah Nasıl Öldürülür?

Memnun musun? Çok dikkatli ol o zaman, büyük tehlike içindesin. Lütfen rehavete karşı dikkatli ol.

Memnun olma, rehavet ve zafer anı motivasyon açısından çok faydalı ve etkili bir zaman dilimi olsa da seni ertelemeye, ara vermeye ve en kötüsü oldu sanarak bırakıp durdurmaya neden olabilir.

  • “Böyle mutluyum ben.”
  • “Bu şekilde devam etmesi yeterli, mutluyum.”

Bu düşünce ve cümlelere çok dikkat etmelisin. Hele bir de başarı ya da pozitif etkinin dışında bir de para kazanmaya başlamış isen neler olur neler…

Kral sensin… En üst sırada sen varsın… Herkes beklemesini bilecek… Tamam artık, her gün yapman gereken ilerleme bitti artık… Zaten zirvedesin….

Bir timsah nasıl avlanır biliyor musun? Karnı doyduktan hemen sonra… 🙂 Yemeğini yedikten sonra neredeyse felç olur ve istersen öldürebilirsin bile. UYAN! Başarı bir sonuç değil süreçtir. Gelişim ve ilerleme devam etmiyorsa başarıdan söz edemezsin.

Her zaman aç olmalısın. Gelişime, ilerlemeye, daha iyiye ve daha güzele her zaman aç olmalısın. Çünkü her zaman daha iyisi ve daha güzeli vardır. Ve sen her zaman daha iyisini ve daha güzelini hak ediyorsun.

Farkında olman gereken nokta şu: sen rahatlık aramıyorsun aslında. Aradığın şey özgürlük, aradığın şey bolluk, aradığın şey bereket…

Lütfen hayatın ve egonun hedef şaşırtmalarına kanma, devam etmeye devam et.

Limitsiz

Hayatla ilgili en önemli şeylerden biri, hayattan ne aldığın, onu nasıl algıladığına bağlıdır. Hayata baktığın pencere senin başarı yolunu belirler. Seni bir bütün yapan gördüklerin ve inandıklarındır.

Bu da aklıma şu soruları getiriyor: Neden kendine ve yeteneklerine sınır koyma eğilimindesin? Neden hayatı var olmayan engellere ve sabit fikirlerle kısıtlıyorsun?

Yaşadığın dünyada, hayatının her gününü, yasalarla, kurallarla, sınırlarla tüketiyorsun. Eğer havaya bir taş atarsan, düşer. Buna bilim denir. Bu sonuç matematiksel olarak ispatlanabilir, tartışılmasına gerek kalmaz.

Sorun insanın (en hüzünlü özelliği olarak) kapasitelerine engel olmasıdır. Çünkü kapasite sınırlandırılacak bir şey değil, bir düşünce bütünüdür.

Çok sık duruyorsun, yeterince iyi yaptığımızı düşünerek. Bulunduğun yerde rahat hissediyor, standartlarını biliyor ve ona göre davranıyorsun. Ancak, hayal etsene, bu yanlış davranışların olmasa. Düşünsene kendi standartlarını kendin yarattığını. Sıradanlık ve olağanüstülük arasındaki fark burada yatıyor.

Henry Ford “Eğer insanlara ne istediklerini sorsaydım, benden daha hızlı koşan at isterlerdi.” demiş. Çünkü standart buydu.

Her ne yapmak istiyorsan bu gerçekle kendini desteklemelisin. İnsanlara olumlu etkiler bırakan ve beklentileri yükselten kişilerin algısı budur. Havaya atılan taşın aksine, kendi önüne koyduğun engeller dışında seni durduracak bir şey yok.

Şimdi seni durduracak engelleri aşma zamanı. Cesaretin, kimsenin yapamayacağını yapmaya kendini zorlamandır. Çünkü çoğu insan kendi oluşturduğu engellere takılır. Öyle olmak zorunda değilsin. Kalıcı bir şeyin parçası olabilirsin.

Hayat kendi standartlarını yaratman için, sana her gün bir fırsat sunuyor. Ama ilk önce inanman gerekiyor. Yeteneklerin ve yapabileceklerin düşündüğünün çok daha ötesinde.

İhtimallerin sınırsız… Sen limitsizsin…

Yenilmez

Geçmişte yaşadığın zorlukları sev lütfen. Hepsini atlattın, hepsini yendin. Senin dünyanda kazanmak var unutma. Asla kaybetmedin, kaybedemezsin.

Düştün bazen ama yine kalktın. Yerde kalmadın. Yine kalmayacaksın. O yüzden bundan sonra karşına çıkacak yeni zorlukları da sev.

Bazı çatışmaları kazanmışlar gibi görünebilir ama bu savaşın galibi olamazlar asla. Daha önce de düştüğün zamanlar oldu ama hala ayaktasın. Ve işte buradasın. Hala ilerliyorsun.

Dün olduğundan daha güçlüsün. Hiç olmadığın kadar akıllı ve bilgi dolusun bugün. Her gün daha ve daha iyisin. Zorluklar, engeller, sınamalar… Ne olursa olsun sen kaybetmeyeceksin.

Pes etmeyi reddeden biri olarak yenilmezsin. Hepsi üstüne gelebilir. Hepsi aynı anda da gelebilir. Yapabileceğinin en iyisini yaparsın ve hepsini alt edersin. Tıpkı daha önce bir çok defa yaptığın  gibi.

Aklı olan zorluk yerde kalsın. Kendini seven zorluk arkasına bakmadan kaçsın. Zorlukların korkulu rakibi, en büyük kabusu sensin. Çünkü sen pes etmezsin. Çünkü en pes etmeyi reddedensin. Sen meydan okunamayan ve meydan okuyansın. Bunu defalarca kanıtladın.

Bu gayretleri yüzünden yaşadığın tüm zorlukları ve yaşayacağın tüm engelleri takdir et, onları sev. Zorluk demek büyümek demek. Zorluk demek gelişmek demek. Zorluk demek her defasında daha güçlü sen demek.

Zorluklar kusura bakmasın:

Sen Yenilmezsin!

Neden Bu Kadar Zor?

Kendini geliştirecek, hayatını değiştirecek, yaşam kaliteni, mutluluk ve zenginliğini artıracak şeyleri yapmak neden bu kadar zor?

Cevap : Çünkü gelişmiş ve bilinç sahibi bir beynin var.

Bu yanıt bir garip gelebilir fakat doğru. Beynin zarar görebilecek şeylerden ve konfor alanını bozacak faaliyetlerden her ne pahasına olursa olsun seni korumak üzere tasarlanmış durumda. Sıcaktan, elektrik akımından, yırtıcı hayvanlardan refleks olarak korkman ve kaçman bundan dolayı. Bu gibi uç noktalarda pek işe yarar olsa da kendin için yapmaya çalıştığın değişiklikler için de aynı şekilde muhafazakar davranan beynin senin en büyük engellerinden biri ne yazık ki.

Ama bu noktada sana iyi bir haberim var: Beynin tekrar ve tekrar yeniden tasarlanabilir ve programlanabilir.

Seni korumak için her şeyi göze alan beynin bir iş kurmak istediğinde, kaslarını geliştirmek ve alışkanlıklarını değiştirmek istediğinde aynı gözü karalığa devam ediyor. Bu sebeple o kıza evlenme teklif edemiyor, hayallerin için risk alamıyor ya da çocuk sahibi olmayı ne kadar istesen de buna cesaret edemiyorsun.

İşte bu zor kısmı atlatabilmek için yine o güzel beynin sayesinde yapabildiğin bir yeteneğe sahipsin: KARAR VERMEK.

Odak noktanı ve hedefini seçebilir, kendini adayabilir, tüm benliğinle kendini yoluna serebilirsin. Sadece KARAR VER ve uygula.

Şu an yaşadıklarının tümü aslında kararlarından ibaret. İşini sevmiyorsun ama orada kalmakta kararlısın. O gerizekalı herifin senin dostun olmadığını biliyorsun ama çevrende tutmakta kararlısın. Kilolarından dolayı ne istediğin gibi alışveriş yapabiliyor ne de küfretmeden aynaya bakabiliyorsun ama köfte ve patatesin üzerine ketçap sıkma kararlılığından taviz vermiyorsun. Bu kararları verebiliyorsan yenilerini de verebilirsin.

Karar ver gerisi çok kolay …. diyeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun :). Hiç kolay olmayacak.

Ama emin ol ki o imrendiğin başarılı insanların hiç biri senden daha özel değillerdi.  En zekiler, en güçlüler, en güzeller ya da en zenginler başarılı olur sanıyorsan fazlasıyla yanılıyorsun.

  • Onlar hedeflerine her gün bir adım atanlardı.
  • Onlar hiç durmayanlardı.
  • Onlar hep ilerleyenlerdi.
  • Onlar ertelemeyenlerdi.
  • Onlar bahane üretmeyenlerdi.

Şans diyeceksin biliyorum. Ben de sana şansın tanımını yapmak istiyorum:

Şans, hazır olmak ile fırsatın karşılaştığı andır.

Anahtar

Başarılı olmak için süper bir formül, şahane bir yöntem, kesin sonuç veren bir öğreti mi arıyorsun. Bir hap yada bir anahtar…

Sana güzel bir haberim var. Öyle bir anahtar yok. Birden çok var.

İşte birinci anahtar: YAP! Ne yapman gerekiyorsa onu yap.

İşte ikinci anahtar: ÇALIŞ! Özverili ve sıkı çalış. Diğerleri uyurken çalış. Başkaları dinlenirken çalış. Ötekiler eğlenirken çalış.

İşte üçüncü anahtar: İNAN! Kimse sana inanmazken inan. Herkes karşı çıkarken inan. Başkalarına değil her zaman önce kendine inan.

İşte dördüncü anahtar: ZORLA! Kendini zorla. İstemesen de yap, çalış ve inan ve tüm sınırlarını zorla. Özdisiplinini öyle geliştir ki taş gibi olsun ve hiçbir koşulda sarsılmasın, kırılmasın.

İşte beşinci anahtar: GELİŞ! Her gün geliştir kendini. Her gün bir adım, hiç durmadan, hep ileri… Kişisel gelişimine dört elle sarıl ve bundan asla ödün verme. Araştır, izle, dinle ve en önemlisi OKU!

İşte altıncı anahtar: GÜÇLÜ OL! Başına ne gelirse gelsin, her birinin seni güçlendirdiğini unutma. Acılarını, üzüntülerini ve tüm yorgunluklarını kendine yakıt yap ve her yenilgide daha da güçlen. Henüz başaramadıysan yeteri kadar başarısız olmamışsın demektir.

İşte yedinci anahtar: HAYAL ET! Bundan asla vazgeçme. Bunu boş zamanlarında yapma, bunun için kendine özel bir vakit ayır. Gözlerin kapalıyken gördüklerinin, gözlerini açtığında tadını çıkaracaksın.

İşte sekizinci anahtar: SORUMLULUK AL! Endişelerini ve korkularını çöpe at. Hiçbiri gerçek değil. Başarmak için gerekli olan tüm sorumluluğu al. O sana ait. Asla başkasına bırakma. Unutma sorumluluğu alan kişi hazineyi bulacak. Sorumluluğu başkasına bırakır, suçu başkasına atarsan, kavuşmak istediğin hazine de onun olacak.

Ne olmak istiyorsan, koşulsuz şartsız hemen OL! Önce ol, sonra ne yapman gerekiyorsa YAP! Ve tabii ki bütün bunlara adım atmadan, önce kendini, sonra her şeyi SEV!