Bruce Lee ve Su Gibi Ol Felsefesi

Dövüş sanatları çok çok derin bir anlama sahiptir.

Benim hayatım söz konusun olduğunda, bir aktör olarak, bir dövüş sanatçısı olarak, bir insan olarak, tüm bunları dövüş sanatlarından öğrendim. Belki bunun anlamını bilmeyenler olabilir.

Dövüş sanatları bütün mücadele sporlarını içerir. Karate gibi, Judo gibi, Kung-Fu ya da Çin Boksu ya da her dersen, bunların hepsi. Aikido, Taekwondo v.s. … ama bu dövüşün kavgacı formu. Yani bazıları spor olmuştur ama hala sanat değildir. Bazıları kuvvet göstermek için kasık tekmelemek, göze parmak sokmak gibi şeyler kullanır.

Bilginin tümü önünden sonunda kendini tanımayı ifade eder. İnsan vücudunu ifade etme sanatı…

Anlatmak istediğim şey şu ikisinin birleşimi: Doğal içgüdü ve doğal kontrol. Uyum içinde ikisini birleştiriyorsun. Eğer birine aşırı seviyede sahipsen gerçekten bilim dışı olacaksın. Eğer diğerine aşırı seviyede sahipsen, birdenbire, mekanik biri oluverirsin. Artık insan değilsindir. Bu ikisinin bir kombinasyonudur ve bu nedenle bu ikisinin saf doğallığı ve yapmacıklığı olmamalı. Amaç her ikisinin de kombinasyonu. Ying ve Yang…

Stillere artık inanmıyorum. Çin tarzı dövüş, Japon tarzı dövüş ya da başka herhangi bir tarz dövüş diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Çünkü insanoğlu 3 kollu ve 4 bacaklı olmadıkça farklı bir dövüş biçimimiz olmayacaktır. Sadece iki elimiz ve iki ayağımız var. Stiller sadece insanları ayırmakla kalmaz. Bir de doktrinleri vardır ve o doktrinler değiştirilemez haline gelir. Eğer stiliniz yoksa sadece şunu sorarsınız: “İşte buradayım ve sadece bir insan olarak kendimi nasıl ifade edebilirim?” Stil bir kristalleşmedir.

Özünde dövüş sanatları, kendini dürüstçe ifade etmektir. Bunu yapmak çok zordur. Benim için şov yaparak şımarmak ve bu şımarıklık duygusuyla coşarak hava atmak çok kolay. Bir sürü sahte şey de yapabilirim ve sana süslü hareketler de gösterebilirim. Ama kendini dürüstçe ifade etmek, kendi kendine yalan söylememek, işte bu, yapılması zor bir iştir. Bunun için antreman yapmak zorundasındır.

Zihnini boşalt. Biçimsiz ol. Şekilsiz… Su gibi. Suyu bardağa koyarsın, bardak olur. Suyu şişeye koyarsın, şişe olur. Çaydanlığa koyarsın, çaydanlık olur. Su hem akabilir, hem gürleyebilir. Su ol dostum. 

Süperstar kelimesi gerçekten canımı sıkıyor. “Star” kelimesi bir adam için illüzyon gibi. Halk seni yüceltir. Bir aktör olarak eğer biri “sen çok iyi bir aktörsün” derse, kibar ve tevazu sahibi ol. Bu süperstar’dan çok daha iyidir.

Simon Sinek, Altın Çember : Niçin? Nasıl? Ne?

Eğer işler düşündüğünüz gibi gitmezse bunu sizler nasıl açıklarsınız? Veya daha iyisi, diğerlerinin baş kaldırarak başardığı şeyleri nasıl açıklarsınız?

Örneğin: Neden Apple çok yenilikçi? Yıllar yılları kovaladıkça, seneler geçtikçe kendi rakiplerinden çok daha yenilikçiler. Ve yine de onlar sadece bir bilgisayar firması. Onlar sadece herkes gibiler. Onlar aynı yeteneklere aynı şekilde ulaşım şansına, aynı ajanslara, aynı danışmanlara, aynı medyaya sahipler. O halde onlarda niçin bir şeyler farklı gibi gözüküyor?

Niçin Martin Luther King vatandaş hakları akımı ilerletti? O Amerika’da önceki vatandaş haklarından acı çeken tek insan değildi. Ve kesinlikle o dönemin mükemmel nutuk atanı sadece o değildi. Niçin O?

Ve niçin ki Wright Kardeşler güç kontrollü, insanlı uçuşu becerebildiler de, aynı zaman içerisinde kesinikle daha yetenekli, daha iyi finanse edilmiş takımlar bu uçuşu beceremediler. Ve Wrşght Kardeşler onları alt etti.

Burada başka bir şeyin rol oynadığını görüyoruz. Ortalama üç buçuk sene içerisinde bir keşifte bulundum. Ve bu keşif benim dünyamın nasıl işlediği görüşümü kökünden değiştirdi. Ve hatta benim onun içinde idare edişimi de kökünden değiştirdi. Ortaya çıkan tüm dünyadaki mükemmel ve ilham verici liderler ve kuruluşlar; İster Apple veya Martin Luther King  veya Wright Kardeşler olsun, hepsi aynı şekilde düşünür, hareket eder ve haberleşirler. Ve bu diğer tüm kişilerde tamamen tersidir. Tüm yaptığım olayı kodlamaktı. Ve muhtemelen dünyanın en basit fikridir. Buna “Altın Çember” diyorum. NİÇİN? NASIL? NE?

Bu fikir neden bazı kuruluşlar ve bazı liderler ilham verebilirken diğer insanların veremediğini açıklıyor. Çabucak terimleri size açıklamama izin verin. Gezegen üzerinde her kişi, her tek kuruluş ne yaptıklarını biliyorlar. Yüzde 100… Bazıları nasıl yapıldığını biliyorlar, ister onu değeri farklılaşmış teklif olarak veya kişiye özel bir işlem veya sizin USP’niz olarak adlandırın. Fakat çok ama çok az insan veya kuruluş neyi niçin yaptıklarını biliyor. Ve niçin ile demek istediğim kar yapmak değil. Bu bir sonuçtur. Bu her zaman bir sonuçtur. Niçin ile benim demek istediğim: senin amacın nedir? Senin sebebin nedir? Senin inancın nedir? Neden senin kuruluşun mevcut? Niçin sabahları yatağından kalkarsın?  Ve neden kimsenin umrunda olsun ki?

Sonuç olarak, bizim düşünce, hareket yöntemimiz, haberleşme yöntemimiz her zaman içeriden dışarıya doğru. Aşikardır ki, biz en şeffaflıktan en karmaşıklığa doğru gidiyoruz. Fakat ilham verici liderler ve ilham verici kuruluşlar boyutları ne olursa olsun, hangi endüstride olurlarsa olsunlar, hepsi içeriden dışarıya doğru düşünür, hareket eder ve haberleşirler.

Sizlere bir örnek vermeme izin verin. Ben Apple’ı örnek olarak kullandım, çünkü onları anlamak kolay. Eğer Apple herkes gibi olsaydı, onların pazarlama mesajı şöyle olurdu: “Biz mükemmel bilgisayarlar yaparız. Onlar güzel tasarlanmış, kullanışı basit, kullanıcı dostu… Bir tane satın almak ister misin?” Eh işte… Ve bu genellikle bizim haberleşme tarzımız. Bu çoğu pazarlamanın, satışın nasıl yapıldığıdır. Ve bu birçoğumuzun kişiler arası haberleşme şeklimiz. Ne yaptığımızı, nasıl farklı ve daha iyi yaptığımızı söyleriz ve biz çeşitli davranışlar bekleriz. Bir satın alış, bir oy ve bunun gibi şeyler. İşte bizim yeni hukuk firmamız. Biz en büyük müvekkillerle en iyi avukatlara sahibiz. Her zaman bizimle çalışan müşterilerimiz için çalışırız. İşte bizim yeni otomobilimiz. Mükemmel benzin tüketimi, deri koltukları var. Bizim otomobilimizi satın alınız. Fakat bu ilham verici değil.

İşte bu da Apple’ın gerçekte iletişim şekli: Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır. Biz farklı düşünmeye inanırız. Bizim süre gelen olgulara meydan okumamız ürettiğimiz ürünleri güzel tasarımlı, kullanışı basit ve kullanıcı dostu olarak tasarlamamızdır. Biz sadece mükemmel bilgisayarlar üretiriz. Bir tane almak ister misiniz?

Tamamen farklı değil mi? Benden bir bilgisayar almaya hazırsınız. Tek yaptığım bilgilerin sırasını tersten aktarmak.

Les Brown

Kaçınızın ulaşmak istediği büyük amaçları var.?

Ben bu soruyu sorduğumda çoğu kişi elini kaldıracak, bazı insanlar kaldırmayacak. Bazı insanlar çok şey istemez. Çoğu insan hayatta kalma, konfor alanında yaşar. Onlar bulundukları yerde gayet iyidirler.

Ama bazı insanlar için sadece hayatta kalmak yeterli değildir. Ben hayatta 3 tip insan olduğuna inanırım:

  1. Kazananlar
  2. Kaybedenler
  3. Henüz nasıl kazanacağını keşfedememiş olanlar.

Bu bireylerde onlara kuvvet veren, kendilerine yatırım yapmalarını sağlayan, seminerlere ve atölye çalışmalarını sağlayan bir şeyler var. Ve içlerinde “ben bundan daha iyisini yapabilirim” diyen bir şey var. Bu insanlar bulundukları yerde mutlu olması gereken insanlar ama değiller. Kaçımız tekrar dünyaya gelse şimdiye kadar yaptıklarından daha fazlasını yapacağını düşünüyor. Tabii ki  hepimiz…

Zamanında çok harika bir adam olan George Bernard Shaw hakkında bir hikaye okuyordum ve ondan bir alıntı yapmak istiyorum. Ona sorulan sorulardan biri gerçekten içime işledi: “Eğer dünyadaki herhangi biri olabilseydin, tarih boyunca herhangi biri, eğer tekrar doğma gücün olsaydı, bize kim olarak dönerdin?” Ve göz kırpmadan cevap verir: “Hiç olamadığım adam olarak dönmek isterdim.”

Ben hayatıma baktığımda, bu Les Brown çok uzun yıllar boyunca esaret içindeydi. Hayatımın ileri zamanlarına kadar dışarı çıkmadı. Tutkuluydu ama korku ile esir edilmişti. Şu anda yaptığım işi yapmak istiyordum. Başarmak istediğim şeyleri düşündüm ve kendime engel oldum. Çünkü başarısızlıktan korkuyordum. Hata yapmaktan korkuyordum. Kendimi utandırmaktan korkuyordum. Lisans diploması olan insanlardan korkuyordum. Çünkü benim bir lisans diplomam yoktu, ve hala bir lisans diplomam yok. Bu yüzden yapmak istediğim şeyleri düşünüyordum ve sonra “Les bunu yapamazsın” diyordum.

  • Les. ne dediğini anlıyorum ama yapma, mantıklı ol, pratik ol.
  • Bunu yapamazsın. Zig Ziglar‘ı, Tony Robbins‘i Doktor Norman Vincent Peale ve Robert Schuller‘ı izlediğinde iyi hissettiğini, bunun seni motive ettiğini biliyorum ama gerçekçi ol. 
  • Bunu yapamazsın. Hiç büyük bir şirket için çalışmadın. Hadi ama makul ol.
  • Mantıklı ol. Biliyorum insanlar senin yetenekli biri olduğunu, iyi bir kişiliğin olduğunu, komik olduğunu, onlara iyi hissettirdiğini ve güldürdüğünü söylüyorlar. Ama sen bir konuşmacı  olman, şirketler adına konuşman, insanları eğitmen ve senin hiç yapmadığın bir şeyi yapmaları için insanları motive etmen… Hadi ama…
  • Sen zengin değilsin, sen başarılı değilsin, hiç kitabın yok, kaynağın yok, bağlantıların yok, insanları tanımıyorsun.
  • Sen… sen bunu yapamazsın Les Brown!

Görüyor musun, kalbim ben bunu ben yapabilir dedi. Rüyama baktım ve yapmayı sevdiğim şeyi yapan birini gördüm. Ben insanlara yardım etmeyi çok severim. Ve kalbim ben bunu yapabilirim dedi.

Sonra kritik biri hata yaptım. “Nasıl?” diye sordum. Aklım kontrolü devraldı, önüme çıktı ve dedi ki: “Les Brown, kalbinin ne dediğini duydum. Sana soruyorum, bunu nasıl yapacaksın?” Ve bunu nasıl yapacağımı çözmeye çalıştım.

O zaman saatte 1000 dolar kazanmak istiyordum, aklım bana haftada 1000 dolar kazanıyor musun? diye sordu. Hayır dedim. Bunu daha önce yaptın mı? diye sordu. Hayır dedim. Sana bunu nasıl yapacağını anlatan hiçbir kişi tanıyor musun ya da iletişimin var mı? diye sordu. Hayır dedim. Paran var mı? diye sordu. Hayır… Yeterliliğin var mı? Hayır… Gerçekten bunu yapabileceğine inanıyor musun? Hayır…

Bir Afrika atasözü şöyle der: “Eğer içinde bir düşman yoksa, dışarıdaki düşman size hiçbir şey yapamaz.” 

Kendi kendimi vazgeçirdim. Bunu bana benden başka kimse yapmadı. Başarıya ulaşmak için ihtiyacımız olan ışık yıldızlarda değil, içimizde. Biz kendi emrimizdeyiz.

Bazen kendimizle savaşmamız gerekir. Bazen elde etmek istediğiniz bir hayaliniz, bir amacınız olur ve ben bunu yapamam dersiniz. Kendinize “Çeneni Kapa! Ben bunu yapabilirim. Bana bunu yapamayacağımı söyleme” demelisiniz.

Çoğu insan büyüklüklerini hiçbir zaman keşfedemez. Çoğu insan vasat bir hayat geçirir ve mezara girer. Potansiyellerinin çok altında bir hayat yaşarlar.

Hayalini düşün. Senden hayalini büyütmeni istiyorum. Oldukça büyük. Sende özel bir şeyler olduğunu söylerken, bildiğim bir şeyden bahsediyorum. İçinde büyüklük var, Hiçbir zaman hayal etmeye bile kalkışamayacağın kadar fazlasını yapabilme kabiliyeti var.

Büyüklük bir seçimdir. Kader değildir. 

Jim Carrey

Maske, Salak ile Avanak, Yalancı Yalancı, Hayvan Dedektifi, 23 Numara ve tabii ki unutulmaz Truman Show ile tanımayanın kalmadığı Jim Carrey.

Başarını Hayalinde Canlandır

Gözlerini kapattığında ne hayal edebiliyorsan gözünü açtığında onun tadını çıkaraksın emin ol. Ben henüz hiçbir şeyim yokken ve hiç kimse beni tanımazken, yönetmenlerin gelip beni tebrik ettiğini, rol arkadaşlarımın iyi iş çıkardığıma dair benimle konuştuklarını, arabam ile eve geldiğimde basın mensuplarının ve beni seven insanların sokağımda beni beklediklerini hayal ederdim. Ve bunu her gün düzenli olarak yapardım.

Ve kendime 1 Milyon Dolar’lık bir çek yazdım.  Artık kendimden 1 Milyon Dolar alacağım vardı ve kazandığım anda bunu tahsil edebilecektim. Sonunda 1995 yılında bunu tahsil edebildim. Hayal etmenin ve canlandırmanın gücünü asla küçümseme. Buna inan ve her ne istiyorsan onun için her gün ama her gün yap. Günü geldiğinde sen de istediğini alacaksın.

Zorlukları Kar Olarak Gör

Eğer hayat senin ummadığın ya da planlamadığın bir zorlukla karşına çıktıysa bu ödemeyi kabul et. Hayat sana tam da o an bir fayda, kolaylık ve güzellik için net ödeme yapmış demektir. Sıkıntı ve dert dediğin durumlardaki faydayı gör ve onu almak için elinden geleni yap. Orada kesin ve net olarak senin yararına olan bir şey var ve senin gelip almanı bekliyor.

Tutkunu Takip Et

Bu konuda saplantılı olmalısın. Tutkun konusunda öylesine kararlı ve inatçı ol ki aklına başka bir çıkış yolu ya da başka bir seçenek gelemesin bile. İlle de onu yapmak, mutlaka onu başarmak zorunda  hisset ve hatta başka hiçbir şey yapama. Böylece hedefe varmak ve başarmaktan başka hiçbir yol kalmasın.

Korkulara İzin Verme

Hayat boyunca her zaman iki seçeneğin oldu ve olacak. Sevgi ya da korku… Ve unutma korku sadece sen sevgiyi seçmeyi bıraktığında ortaya çıkabilir ve karşına dikilebilir. Korkulacak hiçbir şey olmadığını, aslında korku diye bir şeyin olmadığını, onu sadece ve sadece senin yarattığını, aksi takdirde sadece sevginin var olduğunu unutma. Önüne çıkan tüm kapıların kilidi, tüm engellerin çözümü sadece sevgidir. Bunu seçmek senin elinde.

Arnold Schwarzenegger

20 yaşında Mr. Universe, 7 defa Mr. Olympia, atlet, aktör, girişimci, yönetmen, model, politikacı, Barbar Conan, Terminatör, Cehennem Meleği, Alman aksanı ile ispanyolca konuşabilen tek amerikalı Arnold Schwarzenegger.

Net Bir Amacın Olsun

Günlük uğraşımı bitiriyor, silahları temizliyor, atış alanına gidiyor, günde 20 mili aşındırıyor, sabahın beşinde tüm teçhizatla onlarca engeli inip çıkıyor ve tabii ki bunların hepsini ağır bot ve elbiseler ile birlikte yapıyorduk. Akşam olduğunda herkes ölmüşcesine yığılıyordu.

Ben ise 3 saat daha kendi çalışmama devam ediyordum. Ve sabah da herkesten erken kalkıyor, şınav, mekik ne yapmam gerekiyorsa aksatmadan her gün yapıyordum. Çünkü zihnimde tertemiz bir adanmışlık ve saplantım vardı. Onlar için normal bir sportif faaliyet olan şeyin benim için ne olduğu hakkında kimsenin bir fikri yoktu. Bana spor aleti imkanı sağlanmayan zamanlarda merdiven basamaklarını, sandalyeleri kullanarak çalışmalarımı yapmaya devam ettim.

Hemen herkes gittiğim yolun doğru olmadığını, hayal dünyasında yaşadığımı, işe yaramaz ve değersiz olduğumu söyleyip durdu. Benim için hiçbiri önemli değildi, hedefim belliydi, orada duruyordu ve ben ona varmalıydım. Dünya Şampiyonu ben olacaktım.

Büyük Düşün

Büyük düşün ki bu seni daha büyük yapsın ve böylece en büyük şeyleri başarabilesin. Bu en önemli şey. Büyük işler kazara başarılmaz. Yükseğe nişan al, gökyüzünü hedefle, yıldızlara gözünü dik.

Sorumluluklarını Varlığa Dönüştür

Barbar Conan çekileceği zaman yönetmen geldi ve şöyle dedi : “Eğer seni bulamasaydık, bir tane üretmemiz gerekecekti.”

Terminatör çekilirken yönetmen geldi ve şöyle dedi: “Senin aksanın ve vücudun olmadan bir Terminatör hayal edemiyorum. Normal bir Amerikan aksanı ile “I’ll be back” repliğini düşünemiyorum. Alman aksanın ile bu mükemmel oldu.”

Ben de bu şekilde kendimde olanların her birini birer servete dönüştürerek filmden filme, rolden role kendimi geliştirdim ve Terminatör 3 de 30 Milyon Dolar ile en yüksek ücretli aktör ünvanına kavuştum.

Gerçekçi Olma

Ben Holywood hayallerim için çabalarken en çok duyduğum şeylerden biriydi, “gerçekçi ol.” Aksanım vardı, çok büyük bir vücudum vardı ve tabii ki kimsenin doğru telaffuz edemediği bir ismim…

O günlerden benimle birlikte kimlerin geldiğine bir baksana. Dustin Hoffman, Al Pacino, ne kadar kısa boylu adamlar. Woody Allen, hani sadece bir sex sembolü idi.

Valilik için çabaladığımda da aynı sözlerle karşılaştım, “şaka yapıyor olmalısın, asla kazanamazsın, vazgeç.” Umurumda bile olmadı. Gençliğimde Mr. Universe için ne yaptıysam aynısını yaptım ve aynı sonucu aldım. 

Jack Ma

Çin’in en zengin, dünyanın 18’nci en zengin adamı, Alibaba.com‘un kurucusu, milyonlarca kişiye sağladığı olanaklar, milyarlarca kişiye ulaştırdığı ürünler ve 30 Milyar Doları aşan servetiyle Jack Ma.

Zorlukları ve Engelleri Kullan

Üniversiteye girmeden önce 3 yıl uğraştım sürekli rededildim. 30 defa iş için başvurdum ve reddedildim. Polis olmaya çalıştım yeterince iyi olmadığımı söylediler. 5 kişi polis olmak için başvurmuş ve 4’ü kabul edilirken tek kabul edilmeyen bendim. KFC (Kentucky Fried Chickens) benim şehrime geldiğinde 24 kişi işe başvurdu ve 23’ü işe alınırken reddedilen bendim. Ve tabii bu arada Harvard’a da başvurmuştum. 10 defa da oradan geri çevrildim.

Zorluklar ve engeller ne zaman ortaya çıktı ise orada zorlukları ve engelleri kullan. Şimdi bu saydıklarımın hepsi benim gelmemi bekliyorlar.

Açıl Susam Açıl

Başarı için gizli bir kodumuz var, aynı Alibaba’nın “açıl susam açıl” kodu gibi. Bizim gizli kodumuz ise “hayallerini canlı tut, çünkü bir gün gerçek olabilirler”.

Kültürünüz Olsun

Teknolojiyi kullanıyor olabiliriz fakat bizim işimizdeki temel ve ana dayanak hiç bir zaman teknoloji olmadı. 18 kişi ile çalışırken de böyleydi, şu anda 20.000 çalışanımız varken de böyle. Teknoloji sadece bir araç, biz insan ve insani değerler üzerine bir kültür geliştirdik ve şirketimizi de bu kültürle geliştirdik.

Küçük Adamları Ele

Farklı ve sıradışı bir şeyler yapmaya çalıştığında mutlaka küçük adamlar ile karşılaşacaksın. Ben AliPay fikri ile ilk ortaya çıktığımda birçok defa şunu duydum: “Bu hayatımda duyduğum en aptalca şey.”  Ben de her defasında şöyle cevap verdim: “İnsanlar kullandığı sürece aptal ya da zeki olması ne farkeder?” Ve şu anda AliPay‘i kullana 800 Milyon aptal var 🙂 .

Odakta Kal

Hayır demeyi öğrendim. Çünkü her şeye evet dersem günde 5000 projeye evet demem gerekiyor. Eğer bir proje bizim konumuz, bizim işimiz, bizim yöntemlerimiz ve bizim ihtiyaçlarımız konusunda bir yenilik ve kolaylık getiriyorsa ilgilenebilirim. Ama biri gelip de şöyle derse: “Acayip bir fikrim var ve çok ama çok para kazandırabilecek bir iş”… Kusura bakmayın, ilgilenmiyorum.

Bob Proctor

“İnanırsan her şey mümkün” mottosunun babası, Secret (Sır) ‘ın sevimli ak saçlı modern gurusu, çekim yasasının üstadı olarak para, bolluk ve bereket konusunda tüm dünyaya yeni bakış açısı ve umut veren adam, Bob Proctor.

Harekete Geç

Bir dostum bana insanları en çok durduran şeyin başlamak olduğunu söylemişti. Birçok insan başlarken pes ediyor çünkü. Harekete geçmezsen nasıl ilerleyeceksin.

Erken uyan ama gerçekten uyan. bana göre uyanmak gözlerini açtığın an değil ayaklarını yere bastığın andır. Hemen harekete geç ve amaçlarını sırala. Ne yapmak için harekete geçtiğin önemli olan, nasıl olacağı konusunda düşünmene gerek yok. Sadece ilk adımı at ve ilerle.

Amaçlarını sırala ve teker teker üzerilerine git. Birinciyi bitirmeden ikinciye başlama. Birinci için çabalarken üçüncüyü düşünme. Ve bunu her gün tekrarlar. Birinci, ikinci, üçüncü… Nasıl yaparım diye düşünme, sadece harekete geç, yol sana kendini gösterecektir.

Sağlam Sebepler

Dünyanın hemen her yerinde çalıştım. Ve gittiğim her yerde insanlara gerçekten ne istediklerini sordum durdum. Anladım ki kimse adam akıllı bir şeyler istemiyor.

Tatile çıkmak istiyorum, araba satın almak istiyorum, bir evim olsun gibi cevaplarla karşılaştım sürekli. Sürekli almak, satın almak, harcamak temelli cümleler kuran insanlar ile karşılaştım. Hiç kimsenin finansal özgürlüğüne dair bir fikri ve amacı yoktu.

Başarısızlığın asıl sebebi de bu ne yazık ki. İnsanlar kendi hayatlarını satmaktalar ama ne için? Bir ev ya da bir araba için insanın kendi hayatını harcaması normal mi sence. Hayatta başarılı olmak ve yaşadığını iddia edebileceğin bir hayat için sağlam ve tutku dolu olabilecek amaçların, sebeplerin olmalı. Senden daha büyük, senden daha değerli olduğunu düşündüğün bir amaç ve ideal üzerine tutku ile çalışmalısın.

Hayal Yoksa Hayat Yok

Kimse hayal gücünü kendi için kullanmıyor. Birçokları hayal gücünü kendine karşı kullanıyor. Çünkü istediklerini hayal etmek yerine sürekli istemedikleri şeyleri düşünmekle meşguller.

Kalemini al ve gerçekten ne istediğini, bu hayatta ulaşmak istediğin noktayı yaz. Ama bunu şimdiki zaman kipi ile yaz. Şu anda o halde ve o durumu taşıyormuş gibi. Yazmak sana ulaştığın o anı düşündürecek. Düşünmek ise sana o anı birebir hayal etme gücü verecek. Ve bu gerçeklik senin zihninde yaratılmış olacak.

Günlük hayatında kullandığın telefon da televizyon da bilgisayar da ekran da… aklına ne geliyor ise her biri bir zamanlar bir insanın zihninde canlanmıştı. Şimdi her yerdeler. Van Gogh’a nasıl böyle güzel işler çıkardığını sorduklarında cevabı hazırdı: “Önce ne çizeceğimi hayal ediyorum, sonra hayallerimi çiziyorum.”

Öz Değerini Yükselt

İnsanların seni nasıl gördükleri ya da dışarıdan nasıl göründüğün konusunda endişelendiğini biliyorum. Ama önemli olanın bu olmadığını anlamalısın. Önemli olan sen kendi içinde kendini nasıl görüyorsun.

Öz değeri yüksek insanlar dışarıdan görünmezler dışarıdan bilinirler. Ondaki hal kendini belli eder ve tüm giysilerinden, arabasının modelinden, saatinin markasından çok önde ve önce kendini gösterir. Şu konuda da emin olabilirsin, arabaları da saatleri de bu sebeple çok güzeldir. 🙂

Kararlarını Kendin Ver, Kararlarına Sahip Çık

Karar vermeyi öğrenmelisin önce. Düşünüp durarak vakit kaybetmek yerine karar verebilmelisin ki harekete geçebilesin. Ve bir nihayetin karar olabilmesi için ona sadık kalman çok önemli. Aksi takdir de o bir karar olmak yerine boşa geçirilen, yitik bir çaba ve zaman olacaktır. Şunu asla unutma, dünyayı değiştirenler karar verirken çok hızlı, kararlarını değiştirir ya da kararlarından vazgeçerken çok yavaş olan insanlardır.

İNAN!

İnanırsan her şey mümkün. Bunun üzerinde çok uzun zamandır çalışıyorum ve hangi kaynağa bakarsam bakayım, ister din olsun ister bilim, benimle aynı şeyi söylüyor.

İnanırsan her şey mümkün!