Karar Ver

Kazananların Felsefesi

Dünya üzerinde yetenekli ama hiçbir şey başaramamış ne kadar çok insan var biliyor musun?

Hayat, yaşam, süreç… Adına her ne dersen de, çok eğlencelidir aslında. Çoğumuz için karanlık ve zor olarak algılansa ve kabul edilse bile iyilik ve ışık o karanlığın ardındadır aslında.

Gezegenimiz yetenekli insanlar ve varlıklarla dolu. Ve bir bakarsın hiçbir şey başaramıyorlardır. Bunun altında yatan sır ve sebep yanlış noktaya odaklanmalarıdır: beden…

Bedenimizin sınırlandırmaları, limitleri vardır. Ama aklın yoktur. Gözardı edilen her şey bu noktada başlar. Zihinsel olarak hazır olmadığın sürece asla gerçek manada hazır olamazsın. İşte bu sebepten dolayı birçok insan hedeflerine ulaşamıyor. Tam da bu yüzden sadece ama sadece yüzde 2 ile 3 arasındaki girişimci yüksek bir başarı yakalayabiliyor.

Hedeflere ulaşmak ve başarmak için ilk öncelik, sürekli ve asla aksatmadan tekrar edilen doğru alışkanlıklardır. Bundan da anlaşılacağı gibi başarı hemen ya da çok kısa sürede gelen bir şey de değildir. Ve bu disiplin hali kolay elde edilebilecek bir durum değildir.

Disiplini kolay hale getirmek için en büyük yardımcın tutkun olacaktır. Tutkun olduktan sonra her şeyi deneyebilirsin. Başarılı ya da başarısız olman önemli değildir. Olumsuz sonuçlanan her durumda tekrar ve tekrar denersin. Motivasyonun, istekli durabilme halin ve de en önemlisi, başarıyı uzaktan görebilme yeteneğin bu tutkuna bağlıdır.

Her birimiz bir hediye ile dünyaya geliriz. Bu hediyeyi bulmak bizim asıl işimiz, gerçek meselemizdir. O hediyeyi bulduğumuzda yaşam amacımızı keşfederiz. İşte bu keşif tutkunu açığa çıkaracaktır. Tutkun açığa çıktığında yapamayacağın hiçbir şey yoktur. Gerçek bir hedefin ve belirlenmiş bir odağın vardır artık.

Başarı Yolculuğun Kendisidir

Bundan sonrası en keyifli süreçtir. Varmak istediğin hedefi sürekli özler, devamlı ona ulaşma hasreti içerisinde olursun. Ve bu yolculukta gerekli olan her şeyin yolda var olduğunu keşfeder ve yola aşık olursun. Bir zaman sonra öğrenirsin ki başarı o hedef değil, sürecin ve yolun ta kendisidir.

Başarmanın ve başaranların sırrı tutkunun ardından gelen eylemdir. Ve eylem tüm hayatımızı değiştiren en önemli şeydir. Peki bu sır apaçık ortada iken neden eyleme geçemeyiz. Eyleme geçmememizin tek sebebi korkularımızdır. Korkularımız bizi yataktan kaldırmayan şeylerdir. Korkularımız yapmamız gerekenleri erteleten bahanelerimizdir. Ve korkularımız kendimizden çok başkalarına göre bir hayatı yaşamamıza neden olan iblislerdir.

Ve bu iblisleri halt etmenin yolu çok basittir. Çok basit… KARAR VERMEK…

Karar vermek bir tercih yapmak ya da “deneyeceğim”, “elimden geleni yapacağım” demek değildir. Karar vermek “olmazsa olmaz” demektir. Karar senin ilk adımındır ve savaş bu ilk adımla başlar. Karar vermek başka bir yolu olmadığını bilmek, sonuçta olacak şeyi baştan görmek ve herhangi başka bir sonuç konusunda fikir sahibi bile olmamak demektir. Bu durumda imkanlar, çevre şartları ve zaman önemini yitirir. Karar verilen olur ve sen başarırsın.

Kendine Yatırım Yap!

Yaşam Kaliteni Artırmak İçin Gerekenler Senin Elinde

Tam olarak kim olduğunuzu biliyor musun? Tarafsız ve dışarıdan bir gözle hiç kendine baktın mı? Bunun için bakman gereken 2 unsur var ve bunlar sana büyük ölçüde doğruyu anlatacaktır. Tabii ki kendine doğru cevaplar verecek cesaretiniz var ise:

  • Neler yapıyorsunuz?
  • Vaktinizi nelere harcıyorsunuz?

Sorular Devam Ediyor

Eğer verdiğin cevaplar seni memnun etmediyse yaşamında ne yaratmak istediğini düşün. Zamanını ne ile doldurduğuna baktığında, zamanını nasıl kullandığının bir değerlendirmesini yaptığında aslında ne ile uğraştığın da ortaya çıkacaktır.

Peki, kendiniz için ne kadar zaman ayırıyorsun? Hayallerin ve ideallerin için kaç saat ayırıyorsun kendine? Son 1 ay içerisinde kaç kitap okudun mesela? Ya da geçen yıl hangi yeni bilgiyi edindin veya sahip olduğun hangi beceriyi geliştirdin? Kendine nasıl bir katkı sağladın?

Herkesin Acelesi Var

İnsanlar işlerinden çıkıyor ve kendilerini televizyon karşısındaki koltuğa atabilmek için acele ediyorlar. Hiçbir şey yapmamak için aceleci davranmak başlı başına bir trajedi. Sadece oturmak ve bütün yapılması gerekenleri uyuduktan sonra yarın yapacaklarını düşünmek için eve gitmek… Durumun vehameti ve acınası hali cümlelerde kendisini açık olarak gösteriyor aslında. Apaçık ve aşikar… Vakit ile birlikte boşa harcanan hayatlar.

Oyun Oynamıyoruz

Eğer bir hayat amacın var ve artık bu acınası halden çıkmak ve hedeflerime ilerlemek istiyorum diyorsan yapman gerekenler belli. Bunlar bir sır değil.

Elinde ne varsa, her şeyi buna vermek zorundasın. Artık televizyon başında geçirilen saatler yok! Arkadaş buluşmalarında saçma sapan konular için harcanan akşamlar yok! Burada oyun oymamıyoruz ve evet, bilgisayarda sırf karşına çıktı diye oynadığın o çocukça oyunlar da yok! Yapman gereken şey çalışmak.

Yaşam Kaliten Senin Elinde

Bu yaşam okulu, sınıflar çok kalabalık, sınav zor çünkü, emin ol sorular kazık. Sonuçlar mı? En korkman gereken kısım da burası. Sonuçları belli rakamlar ile değil hayatın ile alıyorsun. Kanlı canlı ve birebir senin yaşam kaliten, saygınlığın, maddi durumun ve geleceğin…

Bu da demek oluyor ki yaşam kaliteni en üst seviyeye çıkarman için bir fırsat var elinde. Yapabildiklerini bir düşün. Kendi potansiyelinin en üst ve en iyi kullanımı için ona sahip çık. O senin en değerli ürünün, senin en kıymetlin.

Ne Kadar Meşgulsün?

Karamsarlığa düşme çünkü tüm başarılı ve zengin insanlar senin ile aynı vakte sahip. Bu yüzden onların yaptığı ama senin yapamadığın şey para yatırımı değil. Kendilerine yaptıkları yatırım. İşten sonra televizyona değil yapmak istedikleri şeylere vakit ayırmaları. Başkalarının boşa harcadığı zaman naktini kendilerine yatırmaları.

İnsanoğlu son yüzyılda en meşgul halini yaşıyor. İnsanlık tarihi boyunca bu kadar meşgul ve zamandan yana şikayetçi hiçbir medeniyet olmadı. Ve en garip tarafı meşgul olduğumuz için işe yarar olduğumuzu da düşünüyoruz. Fakat tarafsız bir gözle günlük yaşantımıza ya da ajandamıza bakarsak, bizi yoran ve strese sokan şeyler ile tıka basa dolu olduğunu göreceğiz. Ve bu doluluk bize bir şeyler katmak bir kenara bizden çok ama çok şeyler götüren bir doluluk.

Ve bu doluluk değil tam bir delilik. Kendine yatırım yap. Her gün ne kadar vakit ayırabilirsen ayır ama her gün ayır. O vakti kendine yatır ve hayatını kazan.

En azından kaybettiğin kadarını…

O Kadar Basit ki!

O Kadar Basit ki!

Apple’ın Başarısının Ardındaki Tutku

Ken Segall, MediaCat Yayınları

Kitap Notları:

  • Bir projenin kalitesi nihai karar vericinin projeye katılım düzeyi ile doğru orantılıdır.
  • Biz işleri burada böyle yürütürüz yaklaşımını değiştirmek çok zor.
  • Er ya da geç kazanan insan, kazanabileceğini düşünendir.
  • İşler çözümsüz kaldığı zaman insanlar sürekli kuşku içinde arkalarını kollamaya çalışarak vakit kaybederler.
  • Hepimiz biliyoruz ki fazla ve gereksiz toplantı yapmak, kalabalıkları bir araya getirmek, en parlak zihinlerin yaratıcı enerjisini bile öldürür.
  • Büyüdükçe değişmek için bir neden göremiyorum.
  • Bir projenin kalitesi projede çalışan kişi sayısı ile ters orantılıdır.
  • Muhteşem olduğu kadar basit.
  • Basitlik doğaldır. Gördüğünüz ya da duyduğunuz zaman o kadar doğal gelir ki, kendinizi farkına bile varmadan başınızı sallayıp onaylarken bulabilirsiniz.
  • Basitlik, zeka ve sağduyunun aşk meyvesidir.
  • Dobralık basitliktir. Lafı döndürüp dolaştırmak karmaşıklıktır.
  • Netlik şirketlerin itici gücüdür.
  • Standartlar esnetilmek üzere belirlenmez.
  • Büyük şeyler başarmak için iki şey lazım: Bir plan ve kıtı kıtına yetecek kadar zaman.
  • Hedeflerinizi yüksek tutun. Gerçekçi olun. Asla durmayın.
  • Sürecin ilerlemekten daha fazla önem kazanma hali.
  • Pazarlama tamamen değerler ile ilgili.
  • Yeni fikirler sunduğun müddetçe eski fikirlerinizden birini yeniden sunmaya hakkın vardır.
  • Önemsiz detay diye bir şey, onun için yoktu.
  • Hayat dediğimiz şey beceri ile şansın karışımından ibaret.
  • Birilerinin neyi beğenip neyi beğenmediğime dair tahminlerde bulunmasını istemiyorum. Belki o işte başkasının göremediği bir kıvılcım görebilirim.
  • “ortağından bir şey saklama” prensibi…
  • Avukatların cehennemin dibine kadar yolları var.
  • Ölüm tehditleri harikalar yaratır.
  • Havan topunuz varsa, sapanla yetinmeyin.
  • Basitlik özgündür.
  • Bazen yenilik yaparken hata da yaparsınız. Bu durumda en iyi çözüm hataları hızla kabul etmektir.
  • Mantıksız gelebilir ama bir projeyi baltalamanın en kolay yolu, bitirilmesi için gerekenden fazla zaman vermektir.
  • Evrene bir çentik atmak.
  • Teknoloji ile sosyal bilimler arasındaki kesişme…
  • İstatistiklere körü körüne güvenmek veya bir fikrin değerini bir raporun sonundaki rakamlara bakarak belirlemek ona göre değildi.
  • Veriler ile duygular arasındaki fark.
  • İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, “daha hızlı bir at” diye cevap verirlerdi.
  • Çoğunlukla insanlar da onlara gösterene kadar ne istediklerini bilmezler.
  • İnternetin beraberinde getirdiği kalitesiz ilgi ekonomisi…
  • Basitlik karmaşıklıktan daha zor olabilir. Düşünce şeklinizi basitleştirmek için temizlenmeniz gerekiyor. Bu da çok çaba gerektiriyor. Ama harcadığınız çabalara değer. Çünkü bir kez o noktaya vardıktan sonra, dağları yerinden oynatabilirsin.
    Çünkü dünyayı değiştirenler… Dünyayı değiştirebileceklerini düşünecek kadar çılgın olanlardır.
  • Zihin emeğine dayalı işleri montaj hattıyla karıştırmamak gerekir.

Enerji Otobüsü

Enerji Otobüsü

Hayatınızı, İşinizi ve Ekibinizi Pozitif Enerji ile Doldurmanın 10 Kuralı

Jon Gordon, Yakamoz Yayınları

 Kitap Notları:

  • Onu gerçekleştirebilecek gücünüzün olmadığı bir şeyi zaten arzulamazsınız.
  • Buna ya o açıdan bakarsın ya da buradaki kocaman resmin farkına varırsın. Her şeyin bir sebebi vardır. Bunu sakın unutma. Tanıştığımız tüm insanlar, başımıza gelen tüm olaylar…
  • Her problem aslında sana bir hediye getirir. Bu hediyeyi mi yoksa laneti mi görmek istediğin senin elindedir. // Richard Bach
  • Yardıma en çok ihtiyacı olan insanların, gelecek olan yardıma en kapalı insanlar olmaları son derece ironiktir.
  • Seni seviyorum. Kendimi seviyorum. Eğer seni sevmezsem kendimi nasıl sevebilirim ki? Eğer insanları sevmiyor olsaydım, kendimi nasıl sevebilirdim ki? Gördüğün gibi hepimiz birbirimize bağlıyız ve ben bunu çok seviyorum. Hatta sevilmesi zor olanları bile.
  • Hayatını sonsuza dek değiştirebilecek bir şeye asla sırtını dönme.
  • Diğer günler ile karşılaştırıldığında, Pazartesi sabah 09:00’da daha fazla insan ölmektedir.
  • Hayatındaki insanlar hatta hayatın kendisi bile, zamanla senin yerine daha fazla karar vermeye başlıyor ve bunun farkına bile varmıyorsun. Artık o, kendi hayatın olmaktan çıkıyor.
  • Davranışlarını senden başkası seçemez. Enerjini de senden başkası seçemez.
  • Hayat çok basit aslında! Onu karmaşık hâle getiren ve çok basit gerçekleri göremeyecek kadar kendimizi kör eden biziz.
  • Gerçeğe ne kadar yaklaşırsan, aldığın dersler de o derece basit ve etkili olmaya başlar.
  • Dünyanın seni yaratmasına izin verme, sen kendi dünyanı yarat.
  • Yaşadığımız dünyanın fiziksel bir dünya olduğu yanılsaması… Kâinat enerjiden meydana gelmiştir. Bunu bize Einstein öğretti.
  • Bazen ne istediğimizi anlayabilmek için, neyi istemediğimizi görmek zorundayızdır.
  • Her bunalım, daha güçlü ve bilge olabilmek için bir fırsat sunar insana; kendi içinde daha derinlere dalmanı ve daha iyi bir sonuç yaratabilecek kapasitedeki daha iyi bir sen olduğunu keşfetmeni sağlar.
  • Varmayı planladığın noktayı onlara net bir şekilde açıklamazsan, hiç kimse seninle yolculuk etmek istemez.
  • ‘Kazanmak ama önce dürüst olmalıyım. Başarmak ama önce sahip olduğum ışıkla yaşamayı bilmeliyim. // Abraham Lincoln
  • Senin pozitif enerjin ve hayallerin herkesinkinden daha büyük olmalı ve herkesin olumsuzluğunu bastırmalı. Senin kararlılığın herkesin şüphelerinden daha güçlü olmalı.
  • Amaç diğer insanlardan daha iyi olmak değil, dünkü senden daha iyi olmaktır.
  • Kalp, duygusal bir kılavuz olarak görev yapar ve kalbin elektromanyetik alanı aracılığıyla hissettiklerinin, vücudundaki her bir hücreye yayılmasını sağlar; bu enerji alanı, 1,5 ila 3 metre uzaklığa kadar fark edilebilir.
  • Kalbin elektromanyetik alanı, beyinden 5 bin kat daha güçlüdür.
  • Tek çözüm sevgidir.
  • Kuralları Sevin.
  • Amaç sahibi olmak, hayat boyu sürecek yolculuğumuzda kullanacağımız en önemli yakıttır.
  • Huzurlu olduğun zaman, strese girecek vaktin de olmaz.
  • Hayatın amacı genç kalmak, eğlenmek ve son durağa mümkün olduğunca geç ve yüzünüzde bir gülümsemeyle varmaktır.
  • İnsanlar yaşam alanlarına karşı son derece koruyucu olurlar. Yalnızca haberleri izlerler. Hatta ülkeler bile sınırları üzerine tartışırlar. Keşke insanlar bir sabah uyansa ve tüm kâinatın kendi evleri olduğunun farkına varabilseler.
  • Öldüğünüz gün, posta kutunuzda bir daha asla cevaplanamayacak olan 30-40 e-posta olacak. Her şeye yetişebilmeniz imkânsız, o hâlde biraz rahatlayın, derin bir nefes alın ve yolculuğun tadını çıkarın.
  • Hayat onu sevmeden yaşamak için çok kısa.
  • Hayat bir sınavdır. Karşımıza çıkan her zorluk, gelişimimize yardım eder. Negatif olaylar ve insanlar, bize neyi istemediğimizi öğretirler ve böylece enerjimizi istediklerimize odaklayabiliriz.
  • Geleceğe de odaklanma; çünkü geleceğin sana getirecekleri, içinde bulunduğun anın sana verdiklerinden ibarettir.
  • Enerji Otobüsü Eylem Planı
    • 1. Adım: Kendinize Bir Vizyon Yaratın
    • 2. Adım: Vizyonunuzu Belirli Bir Amaçla Doldurun
    • 3. Adım: Vizyon/ Hedef Bildirinizi Yazın
    • 4. Adım: Vizyonunuza Odaklanın
    • 5. Adım: Odak Noktanızı Yakınlaştırın
    • 6. Adım: Otobüse Binin
    • 7. Adım: Yolculuğunuzu Pozitif Enerji ve Coşkuyla Doldurun
    • 8. Adım: “Enerji Vampirlerinin Burada İşi Yok” Yazan Bir İleti Gönderin
    • 9. Adım: Derin Çukurları ve Zorlukları İdare Edin
    • 10. Adım: Yolcularınızı Sevin
    • 11. Adım: Eğlenmenize Bakın ve Yolculuğun Tadını Çıkarın

Basit Olan Satar

İnsanlar bunalmış durumda. Teknolojinin hem çok fazla hem de çok hızlı olduğu hissindeler. Tasarımlar gösterişli, kolay ve kullanışlı ama fazla.

Yıllar geçtikçe hem teknolojik ürünlerin hem de yazılım arayüzlerinin kalitesi ve görsel albenisi arttıkça arttı. Fakat her yenilik ve güzellikle birlikte, sıradan kullanıcı için işler zorlaşmaya başladı. Önceleri alışmak olarak sarfedilen çaba yıllar geçtikçe öğrenmek ve hatta eğitim almak gerekir hale geldi.

Artık yardım metinlerinin yerini yardım sayfaları, online teknik destek ve konuşmaları ve soruları, sosyal medyada komedi malzemesi haline gelen müşteri destek hatları aldı.

Para vererek aldığımız ürünleri kullanamıyor ve bunlar için tekrar belirli bir masraf yaparak öğrenmek için zaman harcıyoruz. İşin en garip taraflarından biri de hep daha çok para ödediğimiz ürünler her seferinde daha küçük hale geliyor. Teknolojik aletler küçülürken, ne kadar gariptir ki elimiz, gözlerimiz ve parmaklarımız hala aynı boyda.

Ve tabii ki güncelleme meselesini unutmamak lazım. 3000 TL ödeyerek satın aldığımız bir yazılım için nedense her yıl bir de 500 TL daha ödüyoruz. Ve bunu her sene ödesek bile aslında hala 3 yıl önce yazılımı aldığımız zamanki özelliklerinden başkasını kullanmıyoruz. Kullanmıyoruz ama başka bir girişimci sadece bizim kullandığımız özelliklere sahip küçük bir yazılımı uygun fiyata piyasaya sürdüğünde satın almayı bırakın, kendi yazılımımız ile kıyaslayıp küçümseyerek kötülüyoruz.

Bu noktada üreticileri yanıltan durum şu ki, biz çok işlevli olduğu için değil çok kulanışsız olduğu için zorluk ve sıkıntı çekiyoruz. Bize işe yaramaz versiyonlar vermek yerine çok daha fazla işe yarayan ama daha kolay kullanılan şeyler satmak zorundalar. Eğer bir şeyler satmak istiyorlarsa.

Burada örnek alınması gerekenler:

  • Sadece arama boşluğu ve ARA butonundan ibaret olan google.com
  • Tek tuşa sahip bir çok Apple ürünü

Her zaman her yerde duyabileceğiniz gibi: Basit Olan Satar!

 

Vazgeçme!

Bir dürtüdür, bilinen bir doğrudur.

  • Her şampiyonun hissettiği,
  • her başkanın hissettiği,
  • her kralın hissettiği
  • her cesurun hissettiği,
  • her kazananın hissettiği,
  • her askerin hissettiği,
  • her zafer elde eden kişinin hissettiği,

vazgeçme dürtüsüdür.

Hayallerinden vazgeçme! Varlıksız olman önemli değil. Yardım edilmemesi, Bir ailenin olmaması, alt yapının olmaması, arkadaşlarının olmaması önemli değil.

Hayallerinden vazgeçme! Bırakma onları! Bırakma! Bırakma!

Belki seni iki kat uğraştırır, belki eğitimler ve dersler alman gerekir, belki yeterince hızlı okuyamazsın, belki yeterince hızlı ilerleyemezsin, belki yeterince öğrenmemişsindir, ama asla pes etme! Pes etme! Pes etme!

Senin bir önemin var! Ne kadar güçsüz olursan ol, ne kadar yorgun olursan ol, ne kadar yanlış yaparsan yap, senin bir önemin var! Eğer sen olmazsan, hayatta kaybolacak değerler var. Eğer sen olmazsan, hayatta bir eksiklik olacak. SENİN BİR ÖNEMİN VAR!

Mücadeleye devam et… Bu ringe dönmek isteyen insanların doğasında var. Ne olursa olsun, yapabileceklerinin en iyisini yapmaya çalışırlar. İşte bizi biz yapan bu: yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışmak.

Takdir edilmiyor, belki ödüllendirilmiyor olabiliriz. Ama zorluklarla mücadele etmeyi öğrenebilirsek, bu bize yeter.

Şu an her şey iyi görünüyor olabilir, ama yataktan çıkmak istemediğin, kıyafetlerimi giymek istemediğin, dişlerimi fırçalamak istemediğin günleri de gördün. Öyle kasvetli günler gördün ki, nereye gideceğimi bilmeden öylece yollarda dolaştığın ve ne olacağını umursamadığın…

O günler geldi ve geçti. Onlar gelip geçiciydiler.

Sen inancımı koru! Bir çok şey kaybettin ama onu korudun. Çok arkadaşını kaybettin, çok güç kaybettin, cesaretini yitirdiğin çok oldu, çok zaman da kaybettin, çok para da kaybettin, ama dizlerinin üzerinde şükür ederek inanmaya devam ettin.

Parasızken inandın, yalnızken inandın, ihanete uğradığında inandın.

  • Eğer işini kaybedersen inanmaya devam et.
  • Eşini kaybettiysen inanmaya devam et.
  • Çocuğunu kaybettiysen inanmaya devam et.
  • İşler kötü gidiyorsa inanmaya devam et.
  • Ailenin yanına taşınmak zorundaysan inanmaya devam et.
  • Elin ayağına dolaşmışsa inanmaya devam et.
  • Otobüsü yakalaman gerekiyorsa inanmaya devam et.
  • Otostop çekeceksen inanmaya devam et.
  • Hasta olduysan inanmaya devam et.
  • Böbreğini kaybettiysen inanmaya devam et.
  • Kalp sorunları yaşadıysan inanmaya devam et.

Belki yeni bir kalbe sahip olamazsın, ama inancını korumak zorundasın.

Simon Sinek, Altın Çember : Niçin? Nasıl? Ne?

Eğer işler düşündüğünüz gibi gitmezse bunu sizler nasıl açıklarsınız? Veya daha iyisi, diğerlerinin baş kaldırarak başardığı şeyleri nasıl açıklarsınız?

Örneğin: Neden Apple çok yenilikçi? Yıllar yılları kovaladıkça, seneler geçtikçe kendi rakiplerinden çok daha yenilikçiler. Ve yine de onlar sadece bir bilgisayar firması. Onlar sadece herkes gibiler. Onlar aynı yeteneklere aynı şekilde ulaşım şansına, aynı ajanslara, aynı danışmanlara, aynı medyaya sahipler. O halde onlarda niçin bir şeyler farklı gibi gözüküyor?

Niçin Martin Luther King vatandaş hakları akımı ilerletti? O Amerika’da önceki vatandaş haklarından acı çeken tek insan değildi. Ve kesinlikle o dönemin mükemmel nutuk atanı sadece o değildi. Niçin O?

Ve niçin ki Wright Kardeşler güç kontrollü, insanlı uçuşu becerebildiler de, aynı zaman içerisinde kesinikle daha yetenekli, daha iyi finanse edilmiş takımlar bu uçuşu beceremediler. Ve Wrşght Kardeşler onları alt etti.

Burada başka bir şeyin rol oynadığını görüyoruz. Ortalama üç buçuk sene içerisinde bir keşifte bulundum. Ve bu keşif benim dünyamın nasıl işlediği görüşümü kökünden değiştirdi. Ve hatta benim onun içinde idare edişimi de kökünden değiştirdi. Ortaya çıkan tüm dünyadaki mükemmel ve ilham verici liderler ve kuruluşlar; İster Apple veya Martin Luther King  veya Wright Kardeşler olsun, hepsi aynı şekilde düşünür, hareket eder ve haberleşirler. Ve bu diğer tüm kişilerde tamamen tersidir. Tüm yaptığım olayı kodlamaktı. Ve muhtemelen dünyanın en basit fikridir. Buna “Altın Çember” diyorum. NİÇİN? NASIL? NE?

Bu fikir neden bazı kuruluşlar ve bazı liderler ilham verebilirken diğer insanların veremediğini açıklıyor. Çabucak terimleri size açıklamama izin verin. Gezegen üzerinde her kişi, her tek kuruluş ne yaptıklarını biliyorlar. Yüzde 100… Bazıları nasıl yapıldığını biliyorlar, ister onu değeri farklılaşmış teklif olarak veya kişiye özel bir işlem veya sizin USP’niz olarak adlandırın. Fakat çok ama çok az insan veya kuruluş neyi niçin yaptıklarını biliyor. Ve niçin ile demek istediğim kar yapmak değil. Bu bir sonuçtur. Bu her zaman bir sonuçtur. Niçin ile benim demek istediğim: senin amacın nedir? Senin sebebin nedir? Senin inancın nedir? Neden senin kuruluşun mevcut? Niçin sabahları yatağından kalkarsın?  Ve neden kimsenin umrunda olsun ki?

Sonuç olarak, bizim düşünce, hareket yöntemimiz, haberleşme yöntemimiz her zaman içeriden dışarıya doğru. Aşikardır ki, biz en şeffaflıktan en karmaşıklığa doğru gidiyoruz. Fakat ilham verici liderler ve ilham verici kuruluşlar boyutları ne olursa olsun, hangi endüstride olurlarsa olsunlar, hepsi içeriden dışarıya doğru düşünür, hareket eder ve haberleşirler.

Sizlere bir örnek vermeme izin verin. Ben Apple’ı örnek olarak kullandım, çünkü onları anlamak kolay. Eğer Apple herkes gibi olsaydı, onların pazarlama mesajı şöyle olurdu: “Biz mükemmel bilgisayarlar yaparız. Onlar güzel tasarlanmış, kullanışı basit, kullanıcı dostu… Bir tane satın almak ister misin?” Eh işte… Ve bu genellikle bizim haberleşme tarzımız. Bu çoğu pazarlamanın, satışın nasıl yapıldığıdır. Ve bu birçoğumuzun kişiler arası haberleşme şeklimiz. Ne yaptığımızı, nasıl farklı ve daha iyi yaptığımızı söyleriz ve biz çeşitli davranışlar bekleriz. Bir satın alış, bir oy ve bunun gibi şeyler. İşte bizim yeni hukuk firmamız. Biz en büyük müvekkillerle en iyi avukatlara sahibiz. Her zaman bizimle çalışan müşterilerimiz için çalışırız. İşte bizim yeni otomobilimiz. Mükemmel benzin tüketimi, deri koltukları var. Bizim otomobilimizi satın alınız. Fakat bu ilham verici değil.

İşte bu da Apple’ın gerçekte iletişim şekli: Bizim tüm yaptıklarımız, bizim inanışımız süre gelen olgulara meydan okumaktır. Biz farklı düşünmeye inanırız. Bizim süre gelen olgulara meydan okumamız ürettiğimiz ürünleri güzel tasarımlı, kullanışı basit ve kullanıcı dostu olarak tasarlamamızdır. Biz sadece mükemmel bilgisayarlar üretiriz. Bir tane almak ister misiniz?

Tamamen farklı değil mi? Benden bir bilgisayar almaya hazırsınız. Tek yaptığım bilgilerin sırasını tersten aktarmak.