Sınırsız Güç

Sınırsız Güç, Anthony Robbins, İnkılap Yayınevi

Kitap Notları:

  • Başarıya giden yol, her an yapım halindedir.
  • Güç, düşüncelerinizi amacınıza uygun olacak şekilde yönlendirebilmek için, hayatınızı değiştirebilme yeteneğidir.
  • Güç, sizin ve değer verdiğiniz kişilerin ihtiyaçlarını tanıma ve giderme yeteneğidir.
  • Endüstri toplumuna hız kazandıran şey paradır. Fakat bilgi toplumunu hızlandıran ve güce ulaştıran bilgidir.
  • Her büyük başarıyı perçinleyen şey, eylemdir.
  • Gerçekte gücün kelime anlamı da eylem yeteneğidir.
  • Başarı tesadüfen elde edilmez. Olumlu sonuçlara ulaşanlarla ulaşamayanlar arasındaki fark, paranın yazı ya da tura gelmesi gibi basit rastlantısal olaylardan oluşmaz.
  • Strateji, yetenek ve tutkulara doğru yolu göstermektir. Bir kapıyı kırarak da açabilirsiniz anahtarla da.
  • Mükemmele gevşek adımlarla ulaşmak olanaksızdır.
  • Yaşamın ilginç yanlarından birisi de; en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere, genellikle en iyiyi vermesidir. — W. Somerst Maugham
  • Hazırlıklı olarak fırsatla karşılaşmak, şans dediğimiz sıçrama tahtasıdır” — Anthony Robbins
  • İyiliği, hastalığı, sefaleti, mutluluğu, zenginliği, fakirliği yapan; zihindir. —Edmund Spencer
  • Harita, bölge değildir.
  • Her eylemin atası düşüncedir. — Ralph Waldo Emerson
  • Yapabileceğine inanmak, kendi kendini gerçekleştiren bir kehanettir.
  • İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgâr ne kadar kuvvetli eserse, ağaçlar da o kadar sağlam olur. — J. Willard Marriot
  • Her şey bir neden ve bir amaç için vardır.
  • Başarısızlık diye bir şey yoktur, sadece sonuçlar vardır.
  • Ancak çok başarılı insanlar; başarısız olduklarında, öğretici bir deneyim kazandıklarını düşünen insanlardır.
  • Dünden bugüne elde ettiğiniz kazanç nedir? Cevap tabü ki deneyimdir.
  • Genç bir karamsarın görüntüsünden daha acıkIı bir görüntü olamaz. – Mark Twain
  • Ne olursa olsun sorumluluğu üstlenmekten kaçınmayın.
  • Her şeyi kullanabilmeniz için onu anlamanız gerekmez.
  • En büyük kaynağınız insanlardır.
  • Mükemmele ulaşan şirketler; belirli fertlere değil, topluma saygı gösterenlerdir.
  • Çalışmak bir oyundur.
  • Başarının sırrı mesleğinizi tatile çevirmektir.
  • Sorumluluk almadan gerçek başarı gerçekleşmez.
  • Başarının sırrı bir hedefi durmaksızın takip etmektir. – Anna Pavlova
  • İyi ya da kötü bir şey yoktur, fakat biz düşüncemizde iyi ve kötüyü yaratıyoruz. –  William Shakespeare
  • Her şeyin nezih ve sırasıyla yapılmasına izin verin. — 1. Corinthium 14:40
  • Vücutlarımız bahçemizdir… niyetlerimiz de bahçıvanlarımız.” — William Shakespeare
  • Gücün ve mutluluğun temeli sağlıktır. — Benjamin Disraeli
  • Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetli olabilir.
  • Bir yalan yeteri kadar büyük ve yeteri kadar yüksek sesle söylenirse, kişiler buna eninde sonunda inanacaktır!
  • Tek bir başarı vardır. O da istediğiniz şekilde yaşamaktır. — Christopher Morley
  • Kişiler tembel değildir. Sadece, kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar, güçlü amaçları yoktur. —Anthony Robbins
  • Zafer ilk adımla başlar.
  • Düşünme zor iştir. Muhtemelen bu nedenle çok az kişi düşünür. — Henry Ford
  • İnsan hayal ettiği sürece yaşar.
  • Eylem mükemmel bir hitabettir. – William Shakespeare
  • İnsanların kullandığı en güçlü ilaç, kelimelerdir. – Rudyard Kipling
  • Düşünmeden kaçınmanın kestirme bir yolu yoktur. — Thomas Edison
  • Sizi, sizi anlayan bir arkadaşınız yaratır. — Romain Rolland
  • Davanıza bir adam kazandırmak istiyorsanız, önce onu samimi arkadaş olduğunuza inandırmaksınız. — Abraham Lincoln
  • Yapılamayacağı düşünülen bir şeyi yaparak insanlığın güç alanını genişleten her şey, değerlidir. — Ben Janson
  • Yaşam durağan değildir. Zihinlerini değiştiremeyenler; düşkünler evindeki zavallılarla, mezarlıktakilerdir. — Everett Dirksen
  • Nerede olursanız olun, elinizdekilerle yapabileceklerinizi yapın. —Theodere Roosevelt
  • Sürekli aynı şeyleri yaparsanız, hep aynı sonuçları alırsınız.
  • Kendi kendisiyle barış içinde yaşamak istiyorsa; müzisyen müzik yapmalı, ressam resim yapmalı, şair şiir yazmalıdır. — Abraham Maslow
  • Uğrunda ölebilecek bir şeyiniz yoksa; bu, sizin yaşam mücadelesi için uygun olmadığınızı gösterir. — Martin Luther King Jr.
  • Diğerlerini bilenler akıllıdır, ama kendini bilenler daha akıllıdır. Diğerlerini kontrol edenler kuvvetli olabilirler, ama kendini kontrol edebilenler, çok daha güçlüdürler. — Lao Tsu, Tao Teb King
  • İnsan çevrenin değil, çevre insanın yaratışıdır. — Benjamin Disraeli
  • Kullandığınız kelimeler, nasıl yaşayacağınızı belirlerler.
  • Doruğa ulaşsanız bile, hâlâ ulaşılması gereken tüm gelecek önünüzde durmaktadır. — Lao, Tsu, Tao Teb King
  • Sadece yeteri kadar sevebilirseniz; dünyanın en güçlü insanı olabilirsiniz. — Emmett Fox

 

 

 

 

Steve Jobs ve Cilalanmış Sıradan Taşlar

Çünkü Bu İş Böyle Yapılır

İnsan şirket yönetmeyi nasıl öğrenir?

İş piyasasında geçirdiğim yıllar boyunca bir şey öğrendim. İnsanlara bazı şeyleri neden yaptıklarını sorardım. Cevap her seferinde kesin olarak “çünkü bu iş böyle yapılır” oldu. Kimse neyi neden yaptığını bilmiyor. İş piyasasında kimse pek derin düşünmüyor. Ben bunu öğrendim. Size bir örnek vereyim.Garajda Apple I’leri üretirken kaça mal olduklarını tam olarak biliyorduk. Apple II günlerinde fabrikada üretime başlayınca muhasebecilerin standart maliyet diye bir kavramı vardı. Baştan bir standart maliyet belirliyorsunuz. Sonra üç ayın sonunda bunu yeniden ayarlıyorsunuz. Sürekli bunu neden yapıyoruz diye soruyordum. Cevap ise “bu iş böyle yapılıyor” oluyordu. Altı ay kadar bunu araştırdıktan sonra fark ettim ki bunun yapılmasının nedeni kaça mal olacağını bilecek kadar iyi maliyet kontrolünüzün olmamasıydı. Siz de bir tahminde bulunuyordunuz. Ardından o çeyreğin sonunda tahmininizi düzeltiyordunuz. Kaça mal olduğunu bilmemenizin nedeni ise bilgi sistemlerinizin yeterince iyi olmamasıydı.  Ama kimse bunu bu şekilde ifade etmiyordu. Daha sonraları Macintosh için otomatik fabrikayı tasarladığımızda bu dönemi geçmiş kavramlardan kurtulabildik. Bir malın kuruşu kuruşuna kaça mal olduğunu bilebiliyorduk. 

Ben iş dünyasındaki birçok şeye folklor diyorum. Öyle yapılıyorlar çünkü dün de öyle yapılmışlar. Ve ondan önceki gün de. Bu da şu anlama geliyor: Çok sayıda soru sormaya, birçok şeyi düşünmeye ve büyük emek vermeye gönüllü iseniz iş yapmayı çok çabuk öğrenebilirsiniz. Dünyanın en zor şeyi değil. Roket biilimi değil yani 🙂 .

 

Bunu Hiçbir Zaman Para İçin Yapmadım

Zengin Olmak Nasıl Bir Şey?

Çok ilginç. 23 yaşında servetim 1 milyon doları aşmıştı. 24 olduğunda 10 milyonu… ve 25 olduğumda ise 100 milyon dolardan fazlaydı. Bu o kadar da önemli değildi. Çünkü bunu hiçbir zaman para için yapmadım. Bence para harika bir şey çünkü bir şeyler yapmanıza olanak sağlar. Kısa sürede kar getirmeyecek fikirlere ve benzeri şeylere yatırım yapmanıza olanak sağlar. Ama hayatımın özellikle o döneminde sahip olduğum en önemli şey değildi. En önemlisi şirketti. İnsanlar, ürettiğimiz ürünler insanların bu ürünler ile yapmasına olanak sağlayacağımız şeyler… O nedenle parayı pek düşünmedim. Hiç hisse satmadım. Her zaman şirketin uzun süreçte çok başarılı olacağına inandım.  

 

Süreç ve İçerik

Hewlett Packard’dan bir grup insanı işe almıştık. Onlar bu fikri anlayamadı. Anlamadılar. Kullanıcı ara yüzündeki en sıkı şeyin ekran altındaki yumuşak düğmeler olduğunu düşünen bir grup ile dramatik tartışmalar yaşadığımı hatırlıyorum. Orantılı aralıklı yazıtipi kavramını anlamıyorlardı. Fare kavramını anlamıyorlardı. Bu insanlarla tartıştığımı hatırlıyorum. İnsanlar bana fareyi üretmemiz beş yıl sürer ve tanesi 300 dolara mal olur diye bağırıyorlardı. Sonunda bıktım. Şirket dışına çıktım ve David Kelly Tasarım’ı buldum ve ondan bana 90 gün içinde bir fare tasarlamasını istedim. Onbeş dolara üretilebilen ve inanılmaz derecede güvenilir bir faremiz oldu. Bir açıdan Apple’da bu fikri yakalayabilecek kapasitede insanların olmadığını fark ettim. Anlayan çekirdek bir ekip vardı ama daha büyük bir ekip -ki çoğunluğu Hewlett Packard’dan gelmişti, konuyu hiç anlamıyordu. Bu noktada profesyonellik devreye giriyor.

Bunun bir karanlık, bir de aydınlık bir tarafı var değil mi?

Hayır, ne var biliyor musunuz? Bu iş karanlık ve aydınlık değil. Sorun insanların kafasının karışması. Şirketlerin de kafası karışır. Büyümeye başladıklarında başlardaki başarılarını tekrarlamak isterler. Bunların çoğu, başarının yaratıldığı süreçte her nasılsa bir sihir olduğunu düşünüyor. Bu nedenle süreci şirket çapında kurumsallaştırmaya çalışıyorlar. Çok uzun saman olmadan insanların kafası karışıyor ve süreç ile içeriği karıştırmaya başlıyorlar. Nihayetinde IBM’in çöküşü de bundandır.Dünyanın en iyi süreç insanları IBM’dedir. Sadece içeriği unuttular. Apple’da da biraz aynı şey oldu. İdari süreç konusunda çok iyi bir çok insanımız vardı. Sadece içerik konusunda hiç fikirleri yoktu. Kariyerim boyunca gördüm ki en iyi elemanlar içeriği arayan insanlardır ama onları idare etmek baş belası bir iştir. Ama buna tahammül edersin çünkü içerik anlamında çok iyidirler. Harika ürünleri ortaya çıkaran da budur. Süreç değildir. İçeriktir. 

Cilalanmış Sıradan Taşlar

Macintosh ekibinizden çok insanla röportaj yaptık. İş sonunda gelip sizin tutkunuza, vizyonunuza dayanıyor. Burada önceliklerinizi nasıl belirliyorsunuz? Sizin için ürünün geliştirilmesinde önemli olan nedir?

Apple’a cidden zarar veren şeylerden biri şuydu: Ben ayrıldıktan sonra John Sculley ciddi bir hastalığa yakalandı. Bu hastalığa başka insanların da yakalandığını gördüm. Gerçekten harika bir fikrin işin %90’ı olduğunu ve diğer insanlara işte burada harika bir fikir var derseniz elbette gidip bunu yapabileceklerini sanma hastalığı.  Bunda ise şöyle bir sorun var: Harika bir fikirle harika bir ürün arasında muazzam miktarda zanaatkarlık vardır. Ve siz bu harika fikri geliştirdikçe fikir değişir ve olgunlaşır. Asla başladığı şekliyle bitmez. Çünkü işin inceliklerine girdikçe çok daha fazla şey öğrenirsiniz. Ayrıca görürsünüz ki çok büyük ödünler vermek zorundasınızdır. Elektronlara yaptıramayacağınız şeyler vardır. Plastiğe yaptıramayacağınız şeyler vardır. Ya da cama, ya da fabrikalara, robotlara… Ve bu konulara girdikçe görürsünüz: Bir ürün tasarlamak beş bin şeyi beyninizde tutmaktır. Bu kavramları, onları bir araya getirirsiniz. İstediğinizi elde etmek için yeni ve farklı şekillerde bir araya gelmeleri için zorlamaya devam edersiniz. Ve her gün bunları biraz farklı bir şekilde bir araya getirmek için yeni bir sorun ya da yeni bir fırsat olan yeni bir şey keşfedersiniz. Ve sihirli olan bu süreçtir. Başladığımızda birçok harika fikrimiz vardı. Ama ben her zaman şuna inanmışımdır. Gerçekten inandıkları bir şeyi yapan bir grup insan…

Küçük bir çocukken tanıdığım sokağımızda yaşayan dul bir adam vardı. Adam 80’li yaşlarındaydı. Biraz korkutucu bir görünüşü vardı. Onu biraz tanıma fırsatım oldu. Çimlerini biçmem için bana para vermiş falan olabilir. Bir gün bana, garajıma gel sana bir şey göstermek istiyorum dedi. Tozlu, eski bir taş parlatıcı çıkardı. Bir motor, bir kahve tenekesi ve aralarında bir bant. Benimle gel dedi. Arka bahçeye gidip birkaç taş aldık. Sıradan çirkin taşlar. Onları tenekeye koyduk. Yanına da biraz sıvı ve biraz da kum tozu.  Tenekeyi kapattık ve motoru çalıştırdı. Bana yarın yine gel dedi. Taşlar döndükçe gürültü çıkarıyordu. Ertesi gün gittim ve tenekeyi açtık. İçinden inanılmaz güzellikte cilalanmış taşlar çıkardık. İçeri giren o sıradan taşlar bu şekilde birbirlerine sürtünerek, biraz sürtünme yaratarak, biraz gürültü çıkararak, bu güzel cilalı taşlara dönüşmüştü. Bu hep aklımda kaldı. Tutkuyla bağlandıkları bir şey üstünde büyük emek sarf eden bir ekip hakkındaki mecazım… Bu takım sayesinde, bu inanılmaz derecede yetenekli insanlar sayesinde, birbiriyle çarpışan, tartışmalara girişen, bazen kavga eden, gürültü çıkaran… Ve birlikte çalışarak birbirlerini cilalıyorlar. Fikirleri cilalıyorlar. Sonunda da ortaya bu çok güzel taşlar çıkıyor. Açıklaması zor ve kesinlikle tek bir insanın sonucu değil. İnsanlar sembolleri sever. Ben belirli bazı şeylerin sembolüyüm. Ama Mac’te yapılan şey tam bir ekip çalışmasıydı. 

 

Önemli Olan Doğrusunu Yapmak

Bill Atkinson’dan harika bir alıntı yapacağım: “Birine işinin boktan olduğunu söylediğinde aslında ben pek anlamadım, lütfen açıklar mısın demek istemişsindir.”

Hayır, ben genellikle bunu demek istemezdim. Gerçekten iyi birilerini bulduğunda, gerçekten iyi olduklarını bilirler. Egolarına bakıcılık yapman pek gerekmez. Önemli olan iştir ve bunu herkes bilir. Önemli olan tek şey işin kendisidir. Bilmecenin belirli bölümlerini çözeceklerine güveniliyor. Bence gerçekten iyi olan ve işi yapacağına gerçekten güvenilen biri için yapabileceğiniz en önemli şey işleri yeterince iyi olmadığında bunu onlara göstermektir. Ve bunu çok açık bir biçimde yapmalı, nedenini açıklamalı ve onları yeniden yola sokmalısınız. Ve bunu, yeteneklerine olan güveninize şüphe düşürmeyecek ama o belirli konuda yaptıkları çalışmanın ekibin amacını destekleyecek kadar iyi olmadığı konusunda da yoruma pek de yer bırakmayacak şekilde yapmalısınız. Ve bunu yapmak çok zordur. Ben her zaman doğrudan bir yaklaşım göstermişimdir. Ve bence benimle çalışmış insanlarla konuşursanız gerçekten iyi olanların bunu çok faydalı bulduğunu görürsünüz.

Bazıları da nefret etmişti. Ben bir de haklı olmayı pek de umursamayan tipte bir insanım. Sadece başarıya önem veririm. Sorarsanız çoğu insan size bunu söyler. Çok kesin bir fikrim olmuştur. Ama onlar bunun tersini gösteren deliller sunduklarında beş dakika içinde fikrimi tamamen değiştirmişimdir. Çünkü ben böyle biriyim. Yanlış olmak benim için sorun yaratmaz. Sık sık hatalı olduğumu kabul ederim. Bunun benim için pek önemi yoktur. Benim için önemli olan doğrusunu yapmamızdır. 

 

Microsoft’un Tek Sorunu Zevksiz Olması

Peki ya Microsoft? Pazarın ezici devi onlar artık.Onlar da geleceğe uzanan FORD LTD gibiler. Cadillac olmadığı kesin. BMW de değil. Burada neler oluyor? Bu adamlar bunu nasıl başardı?

Microsoft’un yörüngeye çıkmasını mümkün kılan IBM adlı adlı bir Saturn V roketiydi. Böyle dediğim için Bill bana bozulacak biliyorum ama bu tabii ki doğruydu. Bill’in ve Microsoft’un hakkını vermek lazım. Bu harika fırsatı kendilerine başka fırsatlar yaratmakta kullandılar. Çoğu insan hatırlamaz ama 1984’de Mac çıkana dek Microsoft uygulama işinde değildi. Orası Lotus’un hakimiyetindeydi. Microsoft Mac için program yazarak büyük bir kumar oynadı. Ve berbat uygulamalar yazdılar. ama devam edip zamanla iyileştiler. Nihayetinde Macintosh uygulama pazarına hükmettiler. Sonra sıçrama tahtası olarak Windows’u kullandılar. Aynı uygulamalar ile PC pazarına girdiler. Ve artık PC’deki uygulamalara da onlar hükmediyor. 

İki karakter özellikleri var. Bence onlar çok kuvvetli fırsatçılar. Ve bunu kötü anlamda söylemiyorum. Ve iki, Japonlar gibiler. Durmadan saldırıyorlar. Bunu yapabilmelerinin nedeni IBM anlaşmasının sağladığı gelir akışıydı. Ama yine de bundan olabildiğince faydalandılar. bu nedenle onları takdir ediyorum. 

Microsoft’un tek sorunu zevksiz olması. kesinlikle hiç zevkleri yok ve bunun da anlamı şu: Bunu önemsiz bir ayrıntı olarak söylemiyorum çok önemli. Şu anlamda, orijinal fikirler bulmuyorlar ve ürünlerine pek bir kültür getirmiyorlar anlamında. “Peki bu neden önemli ki?” diyorsunuz. Orantılı aralıklı yazı tipi, dizgicilik ve güzel kitaplardan gelir. İnsan fikri buradan alır. Mac olmasaydı ürünlerinde bu asla bulunmayacaktı. Yani galiba hüzünleniyorum. Onların başarısı yüzünden değil. Başarılarını hiç sorun etmiyorum. Bu başarıyı ağırlıklı olarak hak ettiler. Benim sorunum üçüncü sınıf ürünler yapıyor oldukları gerçeği. Ürünlerinin hiç ruhu yok. Ürünlerine aydınlanma ruhu hiç yok. Çok sıkıcılar ve üzücü tarafı çoğu müşterinin de pek ruhu yok. Ama türümüzü yükseltmemizin yolu en iyisini alıp herkese yaymaktan geçiyor. Böylece herkes daha iyi şeylerle büyür ve bu daha iyi olan şeylerin inceliğini anlamaya başlar. Beni üzen şey Microsoft’un Mac Donald’s olması. Microsoft’un kazanmış olması değil, Microsoft’un ürünlerinin daha fazla içgörü ve yaratıcılık sergilemiyor olması. 

 

Sonunda İş Gelip Zevke Dayanıyor

Onu motive eden neydi?

Gençken Scientific American’da bir makale okumuştum. Gezegendeki muhtelif canlıların hareket verimliliğini ölçüyordu. Ayılar, şempanzeler, rakunlar, kuşlar, balıklar. Hareket etmek için kilometre başına kaç kilokalori harcıyorlardı?İnsanları da ölçmüşlerdi. Ve akbaba kazandı. En verimlisi oydu. Ve insanoğlu, yaradılışın tacı, insanı etkilemekten oldukça uzak bir puan alıp listenin üçte birine doğru bir yerlere yerleşmişti. Ama birinin aklına bisiklet üstündeki bir insanı ölçmek gelmiş. Akbabayı ezdi, geçti. Listenin en üstüne çıktı. Bunun beni çok etkilediğini hatırlıyorum. 

Şunu hiç unutmuyorum: İnsanlar alet yapar. Bizler doğuştan gelen insani yeteneklerimizi dramatik biçimde artırabilen aletler yapıyoruz. Apple’ın ilk günlerinde böyle bir reklam vermiştik hatta. Kişisel bilgisayar zihnin bisikletiydi. Ve ben tüm kalbimle inanıyorum ki tarih ilerledikçe geriye dönüp baktığımızda insanın tüm icatları arasında bilgisayar en üstte olmasa bile en üstlerde bir yerlerde yer alacak. Bu bugüne kadar icat ettiğimi en muhteşem araç. Ve tam olarak doğru yerde, Silikon Vadisi’nde, tarihsel olarak doğru zamanda, bu icadım şekillendiği anda yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Bildiğiniz gibi, uzayda bir vektör başlattığınızda, başlarda yönünü azıcık da olsa değiştirebilirseniz uzay birkaç kilometre ilerlediğinde sonucu dramatik olur. Ben hala o vektörün başlarında olduğumuzu düşünüyorum. Onu biraz doğru yönde itebilirsek ilerledikçe çok daha iyi bir şey haline gelecek. Bence birkaç kez bunu yapma şansımız oldu ve bunun bir parçası olan hepimize bu büyük bir tatmin sağlıyor. 

Ama hangisinin doğru yön olduğunu nasıl bileceksiniz?

Sonunda iş gelip zevke dayanıyor. İş, gelip zevke dayanıyor. Kendinizi insanın yarattığı en iyi şeylere maruz bırakmaya çalışmaya ve sonra bu şeyleri yaptığımız işe dahil etmeye çalışmaya dayanıyor.

Picasso’nun bir lafı vardır: “İyi sanatçılar kopyalar. büyük sanatçılar çalar” demiş. Ve büyük fikirleri çalma konusunda her zaman utanmaz olmuşuzdur. Bence Macintosh’u harika yapan şey biraz da üstünde çalışan insanların aynı zamanda dünyanın en iyi bilgisayar bilimcileri olan müzisyenler, şairler, ressamlar, zoologlar, tarihçiler olmasıydı. Ama bilgisayar bilimi olmasaydı da bu insanlar bu hayattaki başka alanlarda yine inanılmaz şeyler yapıyor olacaklardı. Bunları da yanlarında getirdiler. Hepimiz bu çabalara. bir sosyal bilimler havası kattık. Bu tavırla başka alanlarda gördüğümüz en iyi şeyleri bu alana çekmek istedik. Bence dar kafalı biri olursanız bunu yapamazsınız. 

GO! GO! GO!

Fırsatları beklemeyi bırak artık. Harekete geç. Bunu başardığında fırsatlar önüne çıkacak ve hayatını umduğundan da iyi bir biçimde ve seviyede değiştirecek emin olabilirsin.

Hayallerin var biliyorum, hepimizin var. Ve biliyorum hepsi gerçekleşebilir. İster eskilere ister yakınlara bir göz gezdirdiğinde bunu başarmış bir çok canlı örnek görmek mümkün.

Ne hayal ediyorsun? Mesleki başarı, sevdiğin kadın, para…

Hayal kurduğun ne ise, onunla ilgili başarılı ya da uzman birini tanıyor musun? Onunla konuşuyor musun? Hayal ettiğin şey ile ilgili görüşüyor, dinliyor, okuyor musun?

 

Sahanda Yumurta

Eğer cevabın hayır ise bu konuda nasıl ilerleme kaydetmeyi düşündüğünü ben de merak ediyorum doğrusu. Sana bir şey tarif etmeme izin ver lütfen:

Herhangi bir bakkal ya da marketten yumurta almanı istiyorum. Bir miktar da sıvı yağ bulursan güzel olur. Mümkünse yapışmaz tabanlı bir tavayı ocağa koy. Biraz sıvı yağ döküp ocağı aç. Sıvı yağ biraz ısındıktan sonra yumurtanın kabuğunu kırıp, yumurtanın içindekileri tavaya, kabuklarını çöpe at. Biraz pişmesini bekle. Bu arada biraz da tuz ekebilirsin. Yumurtanın şeffaf sıvısı tamamen beyazlaşıncaya kadar kızarmasını bekle ve ocağı söndür. Biraz soğuduktan sonra yiyebilirsin.

Evet doğru duydun, sana sahanda yumurta yapmayı tarif ettim. Şaka yaptığımı, dalga geçtiğimi ya da seni küçümser bir tavır ile bunu anlattığımı düşünüyorsan yanılıyorsun. Tamamen samimi olarak anlattım. Ve inanmazsın, dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir insan bu anlattığımı uyguladığında sahanda yumurta yapmayı başarmış olacak.

 

Harekete Geç

Tamam, bazısı cıvık yaparken bazısı yakacak. Ama büyük çoğunluk olması gerekene çok yakın bir sahanda yumurta yapacak. Çünkü daha önce gerçekten yaptığım şekilde ve açık / net olarak anlattım. Sen de istediğin şeyi başarmış birini bulur, onu dinler, onun yaptıklarını dikkatlice yapar ve uygularsan sen de onun başarısına çok yakın bir başarı ile sonuçlandırabilirsin çabanı. Bu hemen her şey için geçerli. Ne istediğini sen seç ve HAREKETE GEÇ!

Başarının arkasında mutlaka ekmek kırıntıları bulunur. Onları takip etmek için gerekli olan tek şey inancın. Kendine inan ve harekete geç. Sen kendine inanmazsan kimse sana inanmayacak ve başarının ayak izlerini bulamayacaksın. Kendine inan ve HAREKETE GEÇ!

Kendine inanmak yerine başkalarının görüşünü almayı bırak artık. Kendine inanmak varken başkasının olumsuz yorumlarına kulak asmayı kes artık. Kendi yüreğine yönelmek varken başkalarının varsayımlarını önemsemeyi boş ver artık. Onlar başka; seninle aynı şeyi düşünemezler, seninle aynı şeye inanamazlar, yolculuğuna senin baktığın gibi bakamazlar. Ve en önemlisi hiç kimse senin kutsalına senin verdiğin gibi değer veremez. Bu yüzden seni anlamalarını bekleme, senin gibi algılamalarını umma. Hepsini ve herkesi boş ver ve HAREKETE GEÇ!

 

3, 2, 1, HAZIR(SIN)

Ve tamamiyle inanabilirsin ki her birinin gerçekleşmesi mümkün. Seninle aynı zorluklardan geçen bir çok insan oldu. Aynı ya da benzer sıkıntılar ile yüzleşen milyonlarca insan… Sorunları engel kabul etmek yerine gergin bir sıçrama tahtası olarak görenler, sıkılmayıp hırslananlar birer birer başarılı oldular.

Asla hazır olmak için bekleme ya da hazır olman için bazı şeylerin gerçekleşmesi gerektiği illüzyonuna kaptırma kendini. Şu an nelere sahipsen, tam da bu halin ile hazırsın. Başarmak istediğin yolda ilerleyebilmek için gereken her şeye sahipsin, yeter ki HAREKETE GEÇ!

Başlamak zorundasın. Başladığında ilerlediğini göreceksin ve bu seni mutlu edecek. Bu mutluluk ise seni hızlandıracak. Her şey daha kolay olacak. Ve bu seni daha da mutlu edecek. Belki bazen hatalar yapacaksın ama bunlar senin bir sonraki adımda daha hızlanabilmen ve işlerin senin için daha kolay olabilmesine olanak sağlayan yeni araçlara dönüşecek. Hatalarını düzeltecek, sonraki adımlarını daha doğru, daha kolay ve daha hızlı atacaksın.

… Ve bil bakalım bu sana kendini nasıl hissettirecek? Evet! Bildin: Daha mutlu olacaksın. Lütfen durma artık, hemen HAREKETE GEÇ!

Bir klişe olarak söylemiyorum, emin ol: Yaşamın sırrı, kilit amacı, dönüm noktası harekete geçmektir. Sen harekete geçeceksin, çevrendekiler de harekete geçecek. Bugün kendini tembel ve miskin hisseden sen başkalarına yön gösterir, nasihat verir hale geleceksin. Onlar ile birlikte daha da güçlenecek daha hızlı ilerleyeceksin. Bunun için tek yapman gereken sözümü dikkate alman: HAREKET GEÇ!

Şimdi lütfen bu konuşmayı yıllardır amerikan filmlerinde duyup da yeri gelse de ben de bağırsam diye beklediğim şekilde bitirmeme izin ver :

GO! GO! GO! 🙂

Peter İlkesi

Peter İlkesi, Dr. Laurence J. PETER – Raymond HULL, Bilgi Yayınevi

Kitap Notları:

  • Olağan yeteneksizlik işten çıkarılmaya neden olmaz, yalnızca yükselmeyi engeller. Oysa üstün yeteneklilik, çoğu durumlarda işten çıkarılmayı gerektirir.
  • Hiyerarşi her şeye karşın korumalıdır!
  • Çekiş gücü bir görevlinin hiyerarşide kendisinin üstünde olan bir kişiye yakınlığıdır; bu yakınlık kan veya evlilik hısımlığına ya da dostluğa, tanışlığa dayanır diyebiliriz.
  • Bir hiyerarşik örgütteki görevliler yeteneksizliğe karşı çıkmazlar.
  • Düşenin dostu olmaz onun için doğrulacak kişi tek başına kalır.
  • İnsanlık tarihi içinde birkaç doğrunun zorlukla seçilebildiği büyük bir yanılgılar denizidir. / C.de Beccaria
  •  Adaylar parlamenter olabilmedeki yeteneklerine göre değil, seçilebilme şanslarına göre saptanırlar.
  • Sınıf sınırının korunması, bu sınırın olmaması durumuna göre, hiyerarşinin alt basamaklarında daha yüksek bir verim elde edilmesini sağlamaktadır.
  • Aşçısı çok olan yemeğin lezzeti az olur.
  • Yeteneksizlik ile yeteneksizliğin toplamı yine yeteneksizliğe eşittir.
  • Felaket tek başına gelmez.
  • Dünya dayanıklıların olacaktır. / Nasıralı İsa
  • Bilgisayarlı yeteneksizlik…

 

Sen İyi Birisin

Tüm konuştuklarım seninle alakalı. İhtiyaçların ile, isteklerinle, hayallerinle ve arzularınla alakalı. Yani aslında hepsi kendini sevmen ile alakalı.

Tüm bunlar sevgi ile ilişkili. Olumlu düşünmen ve düşünmekten ziyade kendini olumlu ifade etmen ve olumlu yaşam biçimi geliştirmenle alakalı. Kendini sevdiğinde tüm insanlara, tüm diğer canlılara, toprağa, suya bile saygı ve güzel bir duruş le yaklaşacaksın.

Önce Sevgi Vardı

Tüm bunların başında sevgi var. Sevgi sadece bir duygu değil, diğer duygular gibi sıradan bir duygu değil. Bilinen tüm duyguların anası ve yaradılışta gelen tek duygumuz. Tüm diğer duygular sevginin azlığı, çokluğu ve yoğunluğundan doğar.

Ve duygu dediğin şey sandığın kadar soyut değil . Elle tutamaman, gözle görememen sadece düşüncende ve tariflerinde yer alan bir kavram olduğunu göstermez. Her duygu hareket halinde ve etki kapasitesine sahip birer enerji. Ve bu enerjilerin en kuvvetlisi tabii ki sevgi.

İşte senin hayatında sevgi yoğun olursa, sevincinde yoğun olacak ve bu yaşamı nasıl bir mucizeye dönüştürdüğünü deneyimleyebileceksin. Ama eğer kendini sevmezsen, başarılı olamayacaksın. Mutlu olamayacaksın. İstediğin kişi olamayacaksın. İnsanların sende görmek istediği kişi olamayacaksın. Çevrendekileri mutlu edebilen biri olamayacaksın. Bir süre sonra tüm kötü hislere birer bahanesi olan, bazen acımasız ve çoğu zaman yaptığı fedakarlıklardan dolayı kendini suçlayan biri haline geleceksin.

Çıkmaz Yol

Böyle devam ettiğinde kimi zaman kendini iyi hissederken yakaladığında bile kendine kızacak, tekrar kötü hislerini yüzeye çıkaracaksın. Bu hayatında karşılaşabileceğin en kötü çıkmazlardan biridir. Buna yakalanmamak için kendini sevmelisin artık.

Herkes kendini sevmeli, bu en büyük ihtiyacın. Bu mutluluğa yaklaşman demek. Bu başkalarını da mutlu edebilmeye yaklaşman demek. Kendine hak ettiğin sevgiyi göster. Kendi değerini ver artık.

Seni aptal yerine koyanlar olmuş olabilir. Bu en çok kendini sevmeyi unutanların başına gelir. Seni hiçbir durumda bırakmayacak arkadaşlarını seç. Bütün bunlardan kendini suçlamayı bırak. Hata yapmış olabilirsin, hepimiz yaparız. Ama kötü bir şey yapmış değilsin. Takılı kalma geçmişe ve bugünden itibaren sevgi dolu bir hayata ilk adımını at. Yeni hayatının ilk gününün tadını çıkar.

Sen İyi Birisin

Kendine iyi davran çünkü sen iyi birisin. Önemli yap kendini çünkü sen önemli birisin. Güç kat kendine çünkü sen güçlü birisin. Ve en güçlü his sevgidir bunu unutma.  Sevginle kendi enerjini o kadar yükselt ki insanlar seni kahkahalar atarken görsün. Seni az önce aşık oldu sansınlar. Çok komik ve eğlenceli bir hayatın olduğunu düşünsünler.

Ve bunun böyle olduğunu önce sen kabul et. Sen kahkaha insanısın bu sana çok yakışır. Ve aşıksın tabii ki hem de kendine. Ve eğleniyorsun çünkü aynada gördüğün kişi eğlenmesini çok iyi bilen ve hak eden biri.

Böylece hayallerinin peşine koş. Sen iyiyken göreceksin hep iyi şeyler seni bulacak. Sen gülerken gülünesi şeyler ile karşılaşacaksın sürekli. Seveceksin kendini ve seni sevenler o kadar çok artacak. Böylece pırıl pırıl bir ruh ile parıldayan bir karaktere bürüneceksin. Enerjin her istediğini bu ışığa çekecek ve peşinde koşmana gerek kalmadan fırsatlar, imkanlar, doğru kişiler sana doğru gelecek sürekli.

En, En, En…

En iyisinin en iyisini, en güzelinin en güzelini, en çoğunun en çoğunu hak ediyorsun hem de sonuna kadar.

Çokça sev, çokça şükret, çokça mutlu ol, çokça mutlu et ve karşılığında yine sevgi bulacaksın emin ol. Sen ne kadar çok sevgi verirsen her zaman ama her zaman daha çok sevgi ve iyilik ile karşılık bulacaksın.

Benimle konuştuğun için teşekkür ederim.

Allah ruhuna gülsün…

Şimdi Değilse Ne Zaman?

Şimdi Değilse Ne Zaman?, Nurdan Özkan, Çay Yayınları

Kitap Notları

  • Mal kaybeden bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden çok şey kaybetmiştir, cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.
  • Mesleğinde usta olmak yetmez. Bilge de olmalısın. emeğin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.
  • İnsanoğlunun değeri kesir ile ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliği gösterir, paydası kendini ne zannettiğini… Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür. / Tolstoy
  • Etrafınızı saran karanlık sizin gölgenizdir.
  • Kendinizi ne kadar özlediniz?
  • Ertelenen sorun, sokmasından korkulan akrep gibidir.
  • İnsan düzelince tüm dünya düzeldi.
  • Hayallerden sıfır almak.

 

Haydi! Ayağa Kalk! Şimdi!

Bir gün kendine soracaksın ya da en azından sormalısın. Nereye  gidiyorum, amacım ne? Buna benzerlerini zamanında sorduğunu sanıyorum.

Lisede sordun mesela ne olacağını. Buna göre kazandığın fakülte sanırım aradığın cevap olmadı. Üniversite bittiğinde de pek net bir şey bulamadın içinde.

İş hayatında olabilir miydi peki?

  • İyi bir iş, hayır…
  • Yeni bir terfi, hayır…
  • Daha dolgun bir maaş…

Kendini kandırıyor muydun acaba? Başarı bunlarla ölçülebilir miydi? Bir yandan sormaya, bulmaya çalışırken bir yandan inanmaya devam ediyorsun. İleride bir başarı var… Var mı?… Her şey bu kadar mı?

Keşke tüm insanlar çok parayı, şöhreti, zenginliği bir defalık da olsa isteğe bağlı yaşayabilse. Bu hayatın amacının bu olmadığına dair çok kıymetli bir tecrübe olabilirdi. Her şey tamam gibi görünürken bir parçanın hala tamamlanamadığını bir defa da olsa tecrübe edebilseler. Ama ne yazık ki yaradılışımız gereği bu mümkün değil. Çünkü biz bedelini ödemediğimiz bir şeyin kıymetini anlamayan bir türüz.

Bunun cevabını çok uzaklarda arama lütfen. Cevaplar önünde, her zaman da oradaydı. Uzamak isteyen her canlı yüzünü kendinden yükseğe dönerse bunu başarabilir. Sen de kendinden daha büyük bir şeyi sev ki gelişebilesin.

Yalnız olmak için gelmedik. O sebeple kendi içine dönük yaşama. Eksik kalan tarafı başkalarına yardım edebildiğinde, onlara verdiğin sevgi ve onlardan aldığın sevgide bulacaksın. Unutma değişmez kuraldır: Kendinde olmasını (artmasını) istediğini başkasına ver.

BİR Olmak

Hepimiz ezelden birbirimize bağlıyız. Tüm hayatlarımız birbirine dolanık. Hepimiz aynı gezegende, aynı ortamda, aynı dünyadayız. Ama en güzel olanı hepimiz birbirimizden farklıyız. İşte anlamamız gereken de bu. Birbirinden farklı olarak bir bütünün parçalarıyız. Aynı elimiz, kolumuz ve gözlerimiz gibi. Ama herhangi biri zarar gördüğünde tüm beden bundan etkileniyor ve zarar görüyor. BİR olmak benzer olmak değil, birlikte olmak demek.

Kahraman

Bir kahraman olarak doğdun ama özün unutturuldu sana. Sen de bu dünyayı değiştirebilecek güçte ve değiştirmek için geldin. Sonra hissizleştirildin. Kendin olmayan şeylere inandırıldın, kısıtlandın ve o koca yüreğini unuttun. Bunu tekrar hatırlamak için kendinden daha büyük bir şeye yönel.

Değiştirmek için önce sen değişmelisin. Sen değişince her şey değişecek. Sen tavrını gösterince, cesaretine kavuşunca… Sen ayağa kalkınca…

Bir şeyler yapabilecek birileri var, biliyorsun ama yapmıyorlar. Sen yapacaksın. Şimdi vakit kaybetmeden kalk ayağa. Hiçbir fikir tüm detayları ile çıkmaz kabuğundan. Onu en şekillendirecek, üzerinde çalışırken tanıyıp geliştireceksin. Bu yüzden vakit kaybetmeden hemen başla.

Haydi!

Yeteneklerinin karşılığı ne? Senin karşılığın ne?

Dünyaya ne katacak, nasıl daha güzel olması için şekillendireceksin?

Haydi!…