Fi / Altın Oran

Monalisa‘yı diğer kadın tablolarından ayıran özellik ne? Niçin papatya diğer çiçeklerden güzel ya da simgesel gelir? Peki ya neden Mimar Sinan‘ın eserleri mükemmeldir?

Tüm bu ve benzer soruların tek bir cevabı var: Altın Oran.

Altın oran doğada sayısız canlı ve cansızın yapısında, sanat ve mimarinin hemen tüm büyük eserlerinde yer alan sayısal bir değer: 1,618.

Bu sayının tarihçesi Leonardo Fibonacci ile başlar.  Leonardo Fibonacci italyan bir matematikçi. Fibonacci tavşan çiftliği olan bir arkadaşı ile tavşanların yavrulaması üzerine konuşurken, en az iki aylık tavşanların yavruladığını öğrenir. Matematikçi hassasiyeti ile bir çift tavşandan yüz ay sonra kaç tavşan çoğaltabileceğini hesaplamak ister.

İşte bu sayede meşhur sayı dizisi ortaya çıkar, Fibonacci Sayıları: 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, …Bu sayı dizisi her sayının kendinden önceki ile toplanması ile elde edilen sayı dizisidir. Ve bir Fibonacci Sayısı kendinden önceki sayıya bölündüğünde karşımıza Fi Sayısı çıkar, ve bu altın oranın ta kendisidir: 1,618.

Altın oran doğada her yerdedir. Hiç bir yaprak bir altındakini tamamen kapatacak kadar büyümez ve büyük yaprağın küçük yaprağa oranı Fi Sayısı‘na denktir. Bu sayede her yaprak güneş ışığından, havadaki nemden ve yağmur damlalarından faydalanabilir.

Dişi arıların erkek arılara oranı, ayçiçeği ve papatyanın merkezinden dışarı doğru tane ve yaprak sayıları, salyangozun bölmelerinin birbirine oranı ve tabii ki Monalisa Tablosu‘ndaki meşhur hanımefendinin oranı hep 1,618‘dir.

Şimdi güzel dediğin şeyler hakkında bir daha düşün :). 

Outliers / Çizginin Dışındakiler

Outliers / Çizginin Dışındakiler, Malcolm Gladwell, MediaCat

Kitap Notları:

Kimde varsa ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ancak kimde yoksa kendisinde olan da elinden alınacak.

Bu tür çalışmalardan ortaya çıkan tablo –herhangi bir şeyde– dünya klasmanında bir uzman olmayı sağlayacak ustalık düzeyine ulaşmak için 10 bin saat pratik gerektiğine işaret ediyor.

Bir sınıf dolusu zeki çocukla karşı karşıya olmanız durumunda bir çocuğun IQ’sunu bilmek fazla işe yaramıyor.

Yılda 360 gün yataktan güneş doğmadan önce kalkabilen hiç kimse ailesini zengin etmekte başarısız olmaz.

Ne kadar çevirirseniz çevirin, döndürürseniz döndürün, yuvarlak bir rögar kapağı  rögarın içine düşmez. Dikdörtgen bir kapak ise düşebilir; bütün yapmanız gereken onu yana doğru biraz eğmektir. Buyrun, artık Microsoft’ta bir iş bulabilirsiniz.

Eğer bir adam çok çalışırsa, toprak da tembellik etmeyecektir.

Tipik ticari yolcu uçağı –gelişiminin bu aşamasında– bir ekmek kızartma makinesi kadar güvenilebilir niteliktedir. Uçak kazaları çok daha büyük olasılıkla küçük zorlukların ve görünürde önemsiz arızaların birikiminin bir sonucudur.

 

Sen Kendini Ne Sanıyorsun?

Sen nesin? Ne olduğunu düşünüyorsun? Sen olarak isimlendirdiğin ya da özünün merkezinde tanımladığın şey misin gerçekten? Peki, sence gerçekten sen var mısın?

Bundan tam olarak emin değilim. Bunun ne anlama geldiğini tam olarak anlaman gerekiyor. Her birimizde bir öz, bir ruh var. Bu tanımladığın “sen”i asıl tamamlayan şey. Kendini tanımak diye bahsettiğin bir çok şey aslında bu ruh ile ilgili kısımlar.

Burcunu biliyor musun? Çin burçlarını takip ediyor musun? IQ testine girdin mi peki? Ya da karakter testlerinden, duygusal zeka testlerinden birini çözdün mü? Hiçbirini yapmadığını sanıyorsan bile herhangi bir iş başvurusunda, sen farkına varmadan bunlardan birine tabi tutulmuş olabilirsin.

Yaşarken en çok şeyi ruhunda biriktirdin. İyi ya da kötü anıların, gerçekleşmiş ya da ukte kalmış arzuların, ve tabii ki inançların… Hislerin ve deneyimlerin derken bu yaşam tecrübelerinin tümüne sahip olan toplam “sen” diye isimlendirildi.

Benim anlatmak istediğim de bu. Tüm bu duygu, düşünce, deneyimin merkezinde olduğunu sandığın sen diye bir şey yok. Sen varsın ama sandığın gibi tüm bunların merkezinde, tüm bu tecrübelerinden ayrı olarak yoksun.

Yanlış  düşünce şeklin ile şöyle düşünüyorsun: Tam ortada, merkezde sen diye bir şey var ve her yaşam tecrüben bu “sen”e yaşandıkça ve tecrübe edildikçe ekleniyor. Böyle düşündüğün için gelişmek ve değişmek konusunda kendini sınırlandırıyor, yavaşlatıyor ve hatta engelliyorsun.

Benim demek istediğim bütün bunların merkezinde, yaşam tecrübelerinden ayrı bir sen olmadığı. Tam aksine tüm yaşam tecrübelerinin toplamı olarak bir “sen” varlığından söz ediyorum. Çünkü hepsi tek bir beden ve beyine aitler.
Bununla beraber geçmişi hatırladığında kendinle, deneyimlerinle ilgili anlattığın
bir hikaye olarak varlar. Başka şeylerden dolayı bir şeyler yaparsın. İsteklerin, inandıklarının bir sonucu aslında ve hatırladıkların da ne bildiğin hakkında bilgi veriyor. Yani ortada tüm bu inançlar, istekler, duygular, deneyimler var
ve bunların hepsi birbiriyle bağlantılı; bu da “sen”sin.
Bazı açılardan genel kanıyla arasında ufak farklar var ve bazı açılardan da çok büyük.
Bu (fark) kendini, hayattaki bütün deneyimlere sahip bir şey olarak görmek veya hayattaki deneyimlerinin bir derlemesi olarak görmek, arasındaki değişimdir. Parçalarının bir bütünüsün.
Fiziksel parçalar da bu parçalara dahil tabii ki; beyin, vücut ve kollar gibi ama
aslında çok önemli değiller. Eğer kalp nakli geçirirsen halen aynı kişisindir. Peki hafıza nakli geçirsen aynı kişi olur musun? İnanç nakli geçirsen aynı kişi olabilir misin? Kim olduğun, kendini anlama şeklin deneyimleri olan sabit bir varlıktan ibaret değil de
deneyimleri toplayan bir şey olması fikri garip gelebilir. Ama garip gelmemeli bence.
Evrendeki her şey aynı. Ağaçları düşün mesela. Ortada ağaç diye bir nesne var ve yaprakları, dalları, tomurcukları ve gövdeyi buna iliştirmiyoruz. Ağaç dediğimiz şey saydıklarımın bütünü halinde “ağaç” olarak var olmakta.

Neden kendini tüm parçalarının bir bütünü olarak görmezsin de bu parçalara sahip ayrı,
daimi bir varlık olarak görürsün? Sen her şeyin ile bir bütün olarak sensin. Ailen tüm fertleri ile bir bütün olarak bir aile ve toplumdan tut da tüm evrene kadar her şey bir bütün olarak isimlendirildiği şey olarak bir varlık.

“Bir” olmak mutlak bir gerçek iken diğer tüm ayrım ve farklılıklar senin içinden gelen inanç sayesinde oluşturulan bir gerçek.

Her şey aslında BİR ve hepimiz o BİR’in parçaları olarak BİR’iz. Bunu anladığında ve özümsediğinde  açık olarak anlayacaksın ki tüm olumsuzluklar aslında yok sadece BİR olan var ve biz O BİR’iz.

Şimdi tüm kaygılarını bir kenara bırak ve BİR’i düşün, ve BİR’i anla li tüm kaygıların yok olsun.

Kuyu yapanlar suyu büker, ok yapıcılar oku büker, marangozlar odun kütüğü büker, akıllı insanlar kendilerini tasarlar. // Buda

Elon Musk

PayPal, Tesla, SpaceX, Solar City ve tabii ki MARS projeleri ile sürekli şaşırtmaya devam eden, 11 Milyar Doları aşan servetiyle oyunun kurallarını değiştiren adam, Elon Musk.

Ölü Olmam Gerekir

Arka arkaya bir çok başarısızlık … Hiç ”buna bir son vermem gerekiyor” diye düşünmedim. Asla. Hiç vazgeçmem. Ölü veya tamamen güçsüz olmam gerekiyor.

Hayat Sevmediğiniz İşi Yapmak İçin Çok Kısa

Gerçekten yaptığınız işi seviyorsanız bile içine girdiğiniz alan ne olursa olsun, en iyi siz olsanız bile her zaman bir başarısızlık şansı vardır. Bu nedenle yaptığınız şey her neyse ondan gerçekten hoşnut olmanızın çok önemli. Eğer sevmiyorsanız, hayat sevmediğiniz bir işi yapmak için çok kısa. Eğer yaptığınız işi seviyorsanız, çalışmadığınız zamanlarda bile bunu düşünürsünüz. Demek istediğim, bu aklınızı alamadığınız bir şey. Eğer yaptığınız işi sevmiyorsanız, onda başarılı olmanızın zor olduğunu düşünüyorum.

Küçük Adamları Dinleme

Pek çok kişi beni kendi şirketini kurmaktan vazgeçirmeye çalıştı, çılgınca. İyi bir arkadaşım, patlayan roket videolarından oluşan bir dizi topladı ve bunları bana izlettirdi. O sadece bütün paramı bu işte kaybetmemi istemiyordu. Başarılması olası görünmeyen şeyler yapıyorum ama şu ana kadar hep başardım.

Risk Alın

Cesur davranın, pişman olmayacaksınız.

Bir Şey Yeterince Önemliyse Denemelisin

Tesla’nın başarılı olacağını sanmıyordum. Muhtemelen başarısız olacağımızı düşündüm. Fakat en azından insanların sahip olduğu şu yanlış algıyı çözebileceğimizi düşündüm; elektrikli bir otomobilin, bir golf arabası gibi, çirkin ve yavaş ve sıkıcı olması gerekmiyor. Bir şey yeterince önemliyse, denemelisin, muhtemel sonuç başarısız olsa bile .

En İyisi Ol

Şundan emin olmalısın, her ne yapıyorsan, mükemmel bir ürün veya hizmet olduğundan emin olmalısın. Gerçekten harika olmalı.

Eğer var olan bir pazara giriyorsan, rakiplere karşı ürünün veya hizmetin onların ürünlerinden daha iyi olması gerekir. Biraz daha iyi olması yeterli olmaz, çünkü o zaman kendini tüketicinin yerine koyarsan, “Neden satın almalıyım?” (Bir tüketici olarak)… Her zaman güvenilen markayı alacaktır, eğer aralarında büyük bir fark yoksa.

Bu yüzden, sadece biraz daha iyi olamaz, çok daha iyi olması gerekir.

Neden Bu Kadar Zor?

Kendini geliştirecek, hayatını değiştirecek, yaşam kaliteni, mutluluk ve zenginliğini artıracak şeyleri yapmak neden bu kadar zor?

Cevap : Çünkü gelişmiş ve bilinç sahibi bir beynin var.

Bu yanıt bir garip gelebilir fakat doğru. Beynin zarar görebilecek şeylerden ve konfor alanını bozacak faaliyetlerden her ne pahasına olursa olsun seni korumak üzere tasarlanmış durumda. Sıcaktan, elektrik akımından, yırtıcı hayvanlardan refleks olarak korkman ve kaçman bundan dolayı. Bu gibi uç noktalarda pek işe yarar olsa da kendin için yapmaya çalıştığın değişiklikler için de aynı şekilde muhafazakar davranan beynin senin en büyük engellerinden biri ne yazık ki.

Ama bu noktada sana iyi bir haberim var: Beynin tekrar ve tekrar yeniden tasarlanabilir ve programlanabilir.

Seni korumak için her şeyi göze alan beynin bir iş kurmak istediğinde, kaslarını geliştirmek ve alışkanlıklarını değiştirmek istediğinde aynı gözü karalığa devam ediyor. Bu sebeple o kıza evlenme teklif edemiyor, hayallerin için risk alamıyor ya da çocuk sahibi olmayı ne kadar istesen de buna cesaret edemiyorsun.

İşte bu zor kısmı atlatabilmek için yine o güzel beynin sayesinde yapabildiğin bir yeteneğe sahipsin: KARAR VERMEK.

Odak noktanı ve hedefini seçebilir, kendini adayabilir, tüm benliğinle kendini yoluna serebilirsin. Sadece KARAR VER ve uygula.

Şu an yaşadıklarının tümü aslında kararlarından ibaret. İşini sevmiyorsun ama orada kalmakta kararlısın. O gerizekalı herifin senin dostun olmadığını biliyorsun ama çevrende tutmakta kararlısın. Kilolarından dolayı ne istediğin gibi alışveriş yapabiliyor ne de küfretmeden aynaya bakabiliyorsun ama köfte ve patatesin üzerine ketçap sıkma kararlılığından taviz vermiyorsun. Bu kararları verebiliyorsan yenilerini de verebilirsin.

Karar ver gerisi çok kolay …. diyeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun :). Hiç kolay olmayacak.

Ama emin ol ki o imrendiğin başarılı insanların hiç biri senden daha özel değillerdi.  En zekiler, en güçlüler, en güzeller ya da en zenginler başarılı olur sanıyorsan fazlasıyla yanılıyorsun.

  • Onlar hedeflerine her gün bir adım atanlardı.
  • Onlar hiç durmayanlardı.
  • Onlar hep ilerleyenlerdi.
  • Onlar ertelemeyenlerdi.
  • Onlar bahane üretmeyenlerdi.

Şans diyeceksin biliyorum. Ben de sana şansın tanımını yapmak istiyorum:

Şans, hazır olmak ile fırsatın karşılaştığı andır.

Aziz Sarıyer

Derin Design‘ın kurucu ve sahibi, Derin Sarıyer‘in babası, Dünyanın en iyi yüz tasarımcısından biri, nadir bir kıymet olarak Aziz Sarıyer.

Dünyada insanoğlunun var olduğun günden bugüne kadar ki insanın, kendi hayatını geliştirmesi, yaşayabilmek adına yaptığı her türlü refleksler birer tasarım.

İnsanlar düşünebilme kabiliyetleri daha yüksek varlıklar olması sebebiyle, bir de hayal edebilme yani taammüden bir şeyleri kurgulayabilme yeteneğinden, zekasından dolayı da insanoğlu temelden bir tasarımcıdır.

Biz hayal taciriyiz sanki. Ee, hani oyuncaklara doyamamış bir çocuk düşünün, çok zevk alıyor oyuncaklardan ve oyuncak imalathanesi açıyor. Ve onun ticaretini yapıyor yani ama oyuncaklarla. Ben yaptıklarımı kendi oyuncaklarım gibi düşünüyorum.

Biz dünün ustasıyız, bugünün kalfası, yarının çırağıyız.

Sır / Secret

Sır / Secret, Rhonda Byrne, Artemis Yayınları

Kitap Notları

  • İstediğiniz her şeyi elde edebilir, her şey olabilirsiniz. / Joe Vitale
  • Seçtiğimiz şey her ne olursa olsun; ona sahip olabiliriz. Hedefin büyüklüğü hiç önemli değil. / John Assaraf
  • Sahip olduğunuz her düşünce nesnel bir gerçeklik; bir kuvvettir.
  • Zihninizde canlandırabildiğinizi, ellerinizde de tutabilirsiniz. / Bob Proctor
  • Siz ona inansanız da inanmasanız da, onu anlasanız da anlamasanız da, çekim yasası işleyişine daima devam eder.
  • Yaratım her zaman gerçekleşir. Bir bireyin bir düşüncesi olduğunda ya da bir şeyi uzun süredir kronik bir biçimde düşündüğünde, yaratım süreci işliyor demektir. Bu düşüncelerin doğuracağı bir şeyler olacaktır.
  • Kendinize çektiğiniz düşünceler, bilinçli ya da bilinçdışı olarak, farkındaık düzeyinde tuttuğunuz baskın düşüncelerinizdir. İşin zorluğu buradadır.
  • Çekim yasasını her yerde görebilir; her şeyi kendinize çekersiniz. İnsanları, işi, koşullan, sağlığı, varlığı, borçlan, mutluluğu, kullandığınız arabayı, içinde bulunduğunuz topluluğu… tümünü bir mıknatıs gibi kendinize çeken sizsiniz. Üzerinde düşündüğünüz, üzerinize çektiğinizdir. Yaşamınızın tamamı kafanızın içinden geçen düşüncelere dair bir gösteridir.
  • Siz kendi yaşamınızın Michelangelo’susunuz ve işlediğiniz eser de yine kendinizsiniz.
  • Çekim yasası ” benzer benzeri çeker” der. Böylece bir şey düşündüğünüzde ona benzeyen diğer düşünceleri de kendinize çekersiniz.
  • Şu an düşünmekte olduklarınız, gelecekteki yaşantınızı oluşturmakta. Üzerinde en çok düşündüğünüz ya da üzerine en çok odaklandığınız şey hayatınız olarak karşınıza çıkacaktır.
  • Yerçekimi yasası gibi yasaları olan bir evrende yaşıyoruz. Bir binadan düştüğünüzde, iyi ya da kötü bir insan olduğunuzun bir önemi yoktur; kesinlikle zemine çakılırsınız.
  • Şikayet ettikleriniz dahil olmak üzere şu an sizi çevreleyen her şeyi yaşamınıza çeken yine siz kendinizsiniz. Şimdi, henüz işin başında bunu duymaktan nefret ettiğinizi biliyorum. Hemen “Trafik kazasını ben yaptırmadım. Bana bir sürü sıkıntı yaşatan o müşteriyi ben çekmedim. Borçları da ben çekmedim herhalde” gibi tepkiler vereceksiniz. Bense, size “evet siz çektiniz” demek için burada karşınızdayım. Bu, anlaşılması en zor kavramlardan biri olmakla birlikte, bir kez kabullendikten sonra, hayatınız değişmeye başlayacaktır.
  • Birçoğumuz olayları kontrol edemeyeceğimizi sandığımızdan olan biteni akışı içinde kendiliğinden çekeriz. Duygu ve düşüncelerimiz otomatik pilottadır ve böylece başımıza gelenler kendiliğinden bize doğru çekilmiş olur.
  • Hislerimiz ne düşündüğümüzden haberdar olmamız için bize verilmiş en müthiş armağandır.
  • Bu gerçekten de hu kadar basit. “Şu an kendime doğru çektiğim şey nedir?” Peki kendinizi nasıl hissediyorsunuz? “îyi hissediyorum” . O zaman devam edin.
  • Güne güzel haşlar ve o mutluluk duygusu içinde kalırsanız,herhangi bir şeyin ruh halinizi değiştirmesine izin vermediğiniz sürece, çekim yasası gereğince,  yaşadığınız mutluluk duygusunu sürekli kılacak birçok durumu ve insanı kendinize çekersiniz.
  • Kabullenmesi zor olmakla birlikte, kendimizi buna açmaya başladığımızda, alacağımız sonuç etkileyici olacaktır. Bunun anlamı, şu ana kadar hayatınıza çekmiş olduğunuz düşünce hangi düşünceniz olursa olsun, yapacağınız bilinçli bir yer değiştirmeyle bu durumdan kurtulabilirsiniz.
  • Kendinizi iyi hissetmeniz gerçekten çok önemli; çünkü bu iyilik duygusu sizden Evren’e yayılan ve kendisini çoğaltarak size doğru çekilen bir sinyal. Böylece kendinizi mutlu hissetmeyi başardıkça, mutlu olmanıza yardımcı olacak faktörleri de daha çok kendinize çekecek, gittikçe daha çok yükselebileceksiniz.
  • Duygu ve düşüncelerinize gerçek anlamda hakim olmayı bir kez anlamaya başladığınızda, kendi gerçeğinizi nasıl yarattığınızı da göreceksiniz. Bağımsızlığınızın ve gücünüzün kaynağı buradadır.
  • Israrla düşünerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşantınıza giremez.
  • İyi şeyler düşünürken, insanın kendisini kötü hissetmesi imkansızdır.
  • Güzel anılar, doğa, en sevdiğiniz müzik, gibi “Sırrın İpuçları” adıyla anılan bazı faktörler duygularınızı değiştirerek bir anda başka frekansa geçmenizi sağlarlar.
  • İlk adım istemektir. Evren’e komut verin ve ne istediğinizi bilmesini sağlayın; düşüncelerinize cevap verecektir.
  • İkinci adım inanmaktır. İsteğinizi elde ettiğinize inanın. Benim mutlak inanç olarak adlandırmayı sevdiğim bu inanca siz de sahip olun. Mutlak inanç, görünmeyene inanmaktır.
  • İstediğiniz şeyleri zaten sizinmiş gibi görün, ihtiyaç duyduğunuzda size geleceklerini bilin ve gelmelerine izin verin. Huysuzlanıp kaygılanmayın. Eksiklikleri üzerinde düşünmeyin. Sizin, size ait ve zaten sizin malınız olduklarını düşünün
  • Kalıbı kendi düşünceleriniz içinde nasıl şekillendireceğinizi bilirseniz, istediğiniz her şeye sahip olursunuz. Sizin aracılığınızla çalışan Yaratıcı Güç’ün nasıl kullanılacağını öğrenmeniz şartıyla, gerçekleşemeyecek düşünüz yoktur. Bir kişi için işe yarayan bir yöntem, geri kalanlar için de işe yarar. Gücün anahtarı, sizde olarak rahatça, tam olarak kullanmanızda… ve böylece daha fazla Yaratıcı Güç’ün size doğru akması için kanallarınızı sonuna kadar açmanızda gizlidir.”
  • Ufacık Ur araştırma yaparak hile, bugüne kadar başarılı olmuş insanların hiçbirinin bunu nasıl yapacaklarını önceden bilmediklerini gayet net  anlayabilirsiniz. Onlar sadece başaracaklarını biliyorlardı.
  • İşin nasılını bilmeniz gerekmez. Evren’in kendisini nasıl yeniden düzenleyeceğini bilmeye ihtiyacınız yok.
  • Dileğinizin size ne şekilde gösterileceğini bilmezsiniz. Sizin kendinize çekeceğiniz şey dileğinize ulaşmak.
  • Çoğunlukla, isteklerimizi göremediğimizde, kendimizi engellenmiş hisseder, düş kırıklığına uğrar, şüphe duymaya haşlarız. Şüphe bize yıkım duygusu getirir. Şüpheyi alın ve değiştirin. Bu duyguyu fark ederek, yerine sarsılmaz bir güven koyun. “Dileğimin bana gelmek üzere yolda olduğunu biliyorum” deyin.
  • Sürecin üçüncü ve son adımı, almak. Bununla ilgili olarak kendinizi çok iyi hissetmeye başlayın. Dileğiniz size ulaştığında kendinizi nasıl hissedecekseniz şimdi de öyle hissedin. Bunu şimdiden yapın.
  • Bu süreç içinde insanın kendisini iyi hissetmesi ve mutlu olması önemli; çünkü, kendinizi iyi hissettiğinizde. Evren’den istediklerinizle aynı frekansa geçiyorsunuz.
  • Bu Evren hisler Evrenidir. İnancınız entelektüel düzeyde kaldığı ve altında ona uygun duygu olmadığı taktirde isteklerinizi hayatınızda görmek için yeterli güce de sahip olamazsınız. Bunu hissetmek zorundasınız.
  • Evren hızı sever. Onu geciktirmeyin. Sorgulamayın. Kuşku duymayın. Zamanı geldiğinde, itici güç oluştuğunda, sezgisel bir tetiklemeyle harekete geçecektir. Bunu oluşturmak size bağlı; ve yapmanız gereken şey de bundan ibaret.
  • İstediğiniz her şeyi kendinize çekeceksiniz. İhtiyaç duyduğunuz şey paraysa, parayı, insanlarsa, insanları, belirli bir kitapsa, o kitabı çekeceksiniz. Dikkat etmeniz gereken şey neye doğru çekildiğinizdir; çünkü siz isteklerinize dair imgeleri zihninizde tuttukça, onlara doğru çekilirken, onlar da size doğru çekilecekler. Hareket, sizinle ve sizin aracılığınızla, tamamen fiziksel bir gerçekliğe doğru olacaktır. Bunu sağlayan da yasadır.
  • Sıfırdan başlayabilirsiniz, yokluğun ve çözümsüzlüğün içinden bir çözüm yaratılacaktır.
  • Gecenin karanlığında ilerleyen bir araba düşünün. Farlar ancak birkaç yüz metre ileriyi göstermesine rağmen, karanlığın içinde Kaliforniya’dan Neıv York’a kadar gitmenizi sağlarlar; çünkü, ilerlemek için sadece iki yüz metre ileriyi görmeniz yeterlidir. Bu hayatın önümüzde nasıl açıldığını anlatıyor. Birbirini izleyen iki yüz metre sırayla önümüzde açılacaklarına güvendiğimiz taktirde, hayat bizim için açılmayı sürdürecek; ve sonunda gerçekten istediğimiz neyse, o hedefe doğru götürecektir, çünkü biz böyle isteriz.
  • Beyninizde, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızla konuşmanıza dair bir imge oluşturarak bunu zihninizde tutun. Nasıl olacaksa olacak, ya biri size ondan bahsedecek, ya o arayacak ya da ondan bir mesaj alacaksınız.
  • İnanmak; istemiş olduğunuz şeyi şimdiden elde etmiş olduğunuzu düşünerek, öyleymiş gibi konuşup, öyleymiş gibi davranmayı da gerektirir. İsteklerinizi elde etmiş gibi frekans yaydığınızda, çekim yasası insanları, olayları ve koşulları harekete geçirerek arzunuza kavuşmanızı sağlayacaktır.
  • Elde etmek aşaması ise, dileğiniz gerçekleştiğinde hissedeceklerinizi hissetmeyi gerektirir. Şu an kendinizi iyi hissetmeniz, sizi dileğinizle aynı frekansa getirir.
  • Olduğumuz her şey, düşünmüş olduklarımızın sonucudur. / Buddha
  • Şükretmek, yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir.
  • Üzerinde düşündüğümüz ve şükrettiğimiz her şeyi hayata geçiririz.
  • Diğer yöntemleri kullanarak hayatlarını doğru biçimde düzenleyen bir çok insan, şükretmeyi bilmedikleri için yoksul kaldı.
  • Şükretme konusunda her gün alıştırma yapmak, bolluk ve bereketi çekmek için en önemli iletişim hatlarından birini oluşturmak demektir.
  • Bir şeyi zihninizde canlandırmanız, onu gerçekleştirebileceğiniz anlamına gelir.
  • Beyninizin içinde var ettiğinizi, bedeninizin içinde de var edersiniz.
  • Çekimi asıl yaratan, sadece görüntü veya düşünce değil, bunları hissetmektir. Birçok insan; ” Olumlu şeyler düşünmem ya da istediğimi aldığımı zihnimde canlandırmam yeterli” diye düşünüyor; ama, böyle yaparken, bolluk ve bereketi, sevgi ve sevinci hissetmezseniz, çekim kuvvetini oluşturamazsınız.
  • Yapmamız gereken nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışmak değil. Olan bitene inanıp bağlanmanızın sonucunda, nasıl olduğu da ortaya çıkacaktır.
  • “Nasıllar” Evreni ilgilendirir. Siz ve düşünüz arasındaki en kısa, en çabuk, en hızlı ve uyumlu yolu her zaman o bilir.
  • Kontrolü Evren’e bıraktığınız taktirde, size verilenlere şaşıracaksınız, gözleriniz kamaşacak. Bu nokta, sihir ve mucizelerin gerçekleştiği noktadır.
  • Bunu bilsin, bilmesin herkes bir şeyleri zihninde canlandırabilir. Başarılı olmanın büyük sırrı, zihinde canlandırmadır.
  • Hayal etmek her şey demektir. Hayatın size getireceklerinin bir ön gösterimidir
  • Ne istediğinize karar verin. Bunu elde edebileceğinize inanın. Bunu hakettiğinize ve sizin için olanaklı olduğuna inanın. Sonra, her gün birkaç dakikalığına gözlerinizi kapatın ve elde etmek istediğiniz şeye eriştiğinizi zihninizde canlandırın. Bu duygudan çıkın ve şu an şükretmekte olduğunuz şeylere odaklanın ve ciddi ciddi bunun keyfini yaşayın. Daha sonra, gerisini Evren’e bırakın ve O’nun dileğinizi gerçekleştirmenin bir yolunu bulacağına güvenerek günlük işlerinize dalın.
  • Çekim yasasından faydalanmak için, bunu bir kerelik bir olay olarak görmeyerek, varoluşunuza dair bir alışkanlık haline getirin.
  • Birçok insanın borçtan kurtulmak gibi bir hedefi var. Bu, sonsuza kadar borç içinde kalmanıza sebep olacaktır. Neyi düşünürseniz onu çekersiniz. “îyi işte, borçtan kurtulmayı düşünüyorum” diyebilirsiniz. Borçtan kurtulmayı mı, borç içinde yüzmeyi mi düşündüğünüz beni ilgilendirmiyor, borç düşünüyorsanız, borç çekersiniz. Otomatik bir borç ödeme programı ayarlayın ve zenginliğe odaklanmaya başlayın.
  • Yokluk, eksiklik ve sahip olmadıklarınıza odaklandığınızda, aile içinde bundan yakınır, arkadaşlarınızla bunu tartışır, “Buna imkanımız yok, bunu satın alamayız” diyerek çocuklarınıza bu konuda yetersiz kaldığınızı anlatır ve böylece asla bunları karşılayacak imkanı bulamazsınız; çünkü sahip olmama halini artık daha da çok kendinize çekersiniz. Bolluk, bereket ve zenginlik istiyorsanız, o zaman bolluk, bereket ve zenginliğe odaklanın.
  • Kendinizi sevip sayın. Sizi sevip sayacak insanları kendinize çekmenizin yolu budur.
  • Kendinizde beğendiğiniz özelliklerinize odaklandığınızda, çekim yasası sizinle ilgili bu güzellikleri size artırarak geri gönderecektir.
  • Evren bolluk ve bereket konusunda bir şaheserdir. Kendinizi Evren’in bereketini duyumsamaya açtığınızda, onun size sunduğu mucizeler olan neşe ve mutlulukla birlikte sağlık, zenginlik ve iyilik gibi bütün olağanüstülükleri de yaşarsınız.
  • Kahkaha, neşeyi çekerek olumsuzluğu uzaklaştırır ve mucizevi iyileşmeler getirir.
  • İyi şeyleri asla tüketip bitiremeyiz, çünkü ihtiyaç duyulandan çok daha fazlası var. Yaşam bolluk ve bereket demek.
  • O, her zaman varolmuş olan, varolan her şeydir. Biçimlerin içine girer, onlarla hareket eder, onlardan dışarı çıkar.” Birine gidip; “Evren’i kim yarattı?” sorusunu sorsanız “Tanrı” diyecektir. Peki, Tanrıyı nasıl tanımlarsınız? “Daima vardı, her zaman varoldu. O, yaratılıp yok edilemez. Şimdiye kadar varolduğu gibi, biçimlerin içinde, biçimler aracılığıyla, biçimler dışında daima varolacak”. Gördüğünüz gibi, terminoloji farklı olsa da, tanımlar aynı.
  • Kendinizi ortalıkta dolaşan bir “et yığını” sanıyorsanız, yeniden düşünün. Siz spiritüel bir varlıksınız! Daha geniş bir enerji alanında işleyen bir enerji alanısınız.
  • Hepimiz birbirimize bağlıyız. Sadece bunu görmüyoruz. “İçeride” ya da “dışarıda” diye bir şey yok. Evren’deki her şey birbirine bağlı.Tamamı aynı enerji alanı.
  • Aklını hayatın karanlık yanlarına takarak, geçmişteki şanssızlık ve düş kırıklıklarını tekrar tekrar düşünen bir insan, aynı şanssızlık ve düş kırıklıklarını gelecekte de yaşamak için dua etmiş olur. Gelecekte bir gün başınıza talihsizlikten başka bir şey gelmediğini görürseniz, bu bugün bunu çağırıyor olmanızdandır; ve kesinlikle de böyle olacaktır.
  • Siz kendi kaderinizin tasarımcısı ve yazansınız. Kalem sizin elinizde, öyküyü siz yazıyorsunuz ve sonuç sizin seçiminiz oluyor.
  • Bunun bir sınırı var mı? Kesinlikle yok. Bizler sınırsız yaratıklarız. Bir üst sınırımız yok. Beceriler, yetenekler, Tanrı vergisi özellikler ve güç hu gezegendeki herkesin içinde var, ve bunların sınırı yok.
  • Neşe, sevgi, özgürlük, mutluluk, kahkaha. Olay budur. Size göre mutluluk, orada oturup bir saat boyunca meditasyon yapmaksa, bunu yapın. Mutluluğu peynirli sandviç yemekte buluyorsanız, o zaman yiyin!
  • Sizi mutlu eden her şey, size daima biraz daha mutluluk getirecektir.
  • Başarının gerçek yakıtı içsel mutluluktur.
  • Mutluluğunuzun peşinden gidin, her tarafınız duvarlarla kaplı olsa bile. Evren size kapılar açacaktır.
  • Neyi seviyorsanız onu yapın. Size mutluluk getirecek şeyin ne olduğunu bilmiyorsanız kendinize; “Beni ne mutlu eder?” sorusunu sorun. Kendinizi mutluluğa teslim ettiğinizde, mutluluk ışınları yaymaya bağlayacağınız için, sizi mutlu edecek şeyler çığ gibi üzerinize yağacaklar.