Jack Ma

Çin’in en zengin, dünyanın 18’nci en zengin adamı, Alibaba.com‘un kurucusu, milyonlarca kişiye sağladığı olanaklar, milyarlarca kişiye ulaştırdığı ürünler ve 30 Milyar Doları aşan servetiyle Jack Ma.

Zorlukları ve Engelleri Kullan

Üniversiteye girmeden önce 3 yıl uğraştım sürekli rededildim. 30 defa iş için başvurdum ve reddedildim. Polis olmaya çalıştım yeterince iyi olmadığımı söylediler. 5 kişi polis olmak için başvurmuş ve 4’ü kabul edilirken tek kabul edilmeyen bendim. KFC (Kentucky Fried Chickens) benim şehrime geldiğinde 24 kişi işe başvurdu ve 23’ü işe alınırken reddedilen bendim. Ve tabii bu arada Harvard’a da başvurmuştum. 10 defa da oradan geri çevrildim.

Zorluklar ve engeller ne zaman ortaya çıktı ise orada zorlukları ve engelleri kullan. Şimdi bu saydıklarımın hepsi benim gelmemi bekliyorlar.

Açıl Susam Açıl

Başarı için gizli bir kodumuz var, aynı Alibaba’nın “açıl susam açıl” kodu gibi. Bizim gizli kodumuz ise “hayallerini canlı tut, çünkü bir gün gerçek olabilirler”.

Kültürünüz Olsun

Teknolojiyi kullanıyor olabiliriz fakat bizim işimizdeki temel ve ana dayanak hiç bir zaman teknoloji olmadı. 18 kişi ile çalışırken de böyleydi, şu anda 20.000 çalışanımız varken de böyle. Teknoloji sadece bir araç, biz insan ve insani değerler üzerine bir kültür geliştirdik ve şirketimizi de bu kültürle geliştirdik.

Küçük Adamları Ele

Farklı ve sıradışı bir şeyler yapmaya çalıştığında mutlaka küçük adamlar ile karşılaşacaksın. Ben AliPay fikri ile ilk ortaya çıktığımda birçok defa şunu duydum: “Bu hayatımda duyduğum en aptalca şey.”  Ben de her defasında şöyle cevap verdim: “İnsanlar kullandığı sürece aptal ya da zeki olması ne farkeder?” Ve şu anda AliPay‘i kullana 800 Milyon aptal var 🙂 .

Odakta Kal

Hayır demeyi öğrendim. Çünkü her şeye evet dersem günde 5000 projeye evet demem gerekiyor. Eğer bir proje bizim konumuz, bizim işimiz, bizim yöntemlerimiz ve bizim ihtiyaçlarımız konusunda bir yenilik ve kolaylık getiriyorsa ilgilenebilirim. Ama biri gelip de şöyle derse: “Acayip bir fikrim var ve çok ama çok para kazandırabilecek bir iş”… Kusura bakmayın, ilgilenmiyorum.

Tutku

Neden oynuyorsun bu hayat oyununu? Neye tutkulusun? Seni ne sürüklüyor? Amacın ne? Bu hayattaki amacın ne? Yaptıklarını neden yapıyorsun?

Mükemmel olmak istiyorsan önce bir sebebin olacak. Yaptıklarına bir neden bulmalısın.

Olağanüstüsü olan sensin! Tanımlara sığmıyorsun! Böyle davranmalısın! Tutkun seni uyandırmalı. Kararlılığım kaldırmalı seni yataktan. İstediğin olma,  istediğini yapma ve istediğim şekilde yapma tutkun harekete geçirmeli ve bu yetenek uyandırmalı seni.

Neden oynuyorsun bu hayat oyununu? Önemli olan ne? Yemeğin mi? Uykun mu? Ne?

Fırsatları kaçıramazsın. Tam tersine, varını yoğunu vermelisin. Başka bir şans bekleme, bekleyemezsin. Çalışmak, çabalamak, sürekli hareket ve ilerleme halinde olmak içinden gelmeli. Zaman harcamaya gönüllü olmalısın.

“Eğer şöyle olursa,” … “Eğer piyangoyu tutturursam.” … Bunları bırak artık …

Başarıda hak iddia etmelisin. “Bu benim ve bu benim her şeyim,” demelisin avazın çıktığı kadar . İnsanlar seni böyle tanımalı : “Çalışıyor.” “Üretiyor.” “İlerliyor.”

Çabala ve zorla. Gerçek şu ki fikirlerin, yeteneklerin ne kadar iyi olursa olsun, ilerlemiyorsan, arkandan “Aman Allah’ım, bunların hepsini nasıl yapıyor” dedirtemiyorsan henüz öz disiplinine kavuşmamış ve hangi sektör ya da yönde olursan ol zirvede olan %10’luk kısıma giremeyeceksin demektir.

Tutkusu olan insan her zaman bir adım öndedir. Çevrende her yerde ortalama ve amaçsız insanlar dolu. Tutkun ve enerjik olduğun an sıyrılırsın. Tutkulu olduğun zaman, anlamsız da gelse mantıksız da gelse hayal de gelse yapmaya devam edersin. Tutku seni zirveye taşıyacak olan şeydir.

“Nasıl yapacağımı bilmiyorum,” demezsin, öğrenirsin.

Kimse sana buyur demeyecek bilirsin, alırsın.

Asla kolay değildir, zorlarsın.

Zordur, zaman alır, acıdır, acıtır… Ama buna değer! …

Salvador, Deli mi? Dahi mi? Dali mi?

Salvador DaliSürrealizm denince ilk akla gelen isim olmakla birlikte, bu gerçek üstücülüğünün yanısıra tüm marjinal halleri ve yaşam tarzı ile deli mi yoksa dahi mi olduğu merak konusu olan sıradışı Dali.

Reenkarnasyon

Salvador Dali doğmadan önce ailenin bir çocuğu daha olmuş fakat doğumdan sonra ölmüştü. Salvador ismi aslında bu kardeşine aitti ve 9 ay sonra doğan Dali ilk Salvador’a çok benzediği içi ailesi Dali’nin ilk Salvador’un reenkarnasyonu olduğuna inandı. 5 yaşında bu kendisine anlatıldı ve kardeşinin mezarına ziyarete götürüldü. Sonrasında Dali’de buna inanarak büyüdü.

Tamamen Uyumsuz

Akademiden uzaklaştırıldığı sene tutuklanarak cezaevine gire Dali sonrasında geri döndüğü akademiden bu kez mezun olmasına günler kala ihraç edilerek kovuldu.

Hitler Takıntısı

Apolitik olarak bilinen ve bunu doğrulayan açıklamaları da bulunan Dali, yine politik olmadığını savunduğu bir Hitler takıntısına sahipti. Bazı eserlerinde dolaylı bazı eserlerinde aşikar biçimde Hitler’i resmetmişti.

Para Yerine Sanat

Sekreterlerine para ödemiyor, bunun yerine yaptığı tablolardan hediye ediyordu. Gittiği restoran ve kafelerde çek yapraklarına rakam yazmak yerine karikatürler çizerek hesabı ödüyordu. Sonrasında bu çizimler sahiplerini milyoner etmeye yetmişti.

Açık Evlilik

Eşi Gala ile tanıştıklarında Gala bir fransız şair ile evli idi. Dali ile tanıştıktan sonra boşandılar ama Gala’nın eski kocası ile seks ilişkisi devam etti. Sonrasında Dali ve Gala evlenseler de her ikisi de başka insanlar ile görüşmeye devam ettiler.

Chupa Chups

Dünyanın en büyü lolipop üreticisi Chupa Chups’un logosunu Dali çizmiştir.

Karnabahar, Freud ve Heisenberg

Dali Freud’a hayrandı ve tablolarındaki soyut anlatım tarzı olan ve kendisinin paranoyak eleştirel yöntem adını verdiği yöntemi O’ndan esinlenerek geliştirmişti. Fizikçi Heisenberg’e de hayran olan Dali, O’nun da çalışmalarını ve O’ndan esinlendiklerini defalarca resmetmiş ve Heisenberg’e olan hayranlığını şu megaloman cümlesi ile ifade etmişti:

“Eskiden sadece kendime hayrandım. Artık hem kendime hem de Heisenberg’e hayranım.”

Logaritmik eğrilerinden dolayı hayran olduğunu belirttiği, bir defasında 500 kilo satın alarak Rolls Royce’u ile İspanya’dan Paris’e taşıdığı karnabahar hakkında söyledikleri:

“Aslına her şey karnabaharda bitiyor.”

Hipnoz

Hipnoz, Kolay Kullanımlı Kendini Hipnoz Etme Teknikleri, Dr. Bruce Goldberg, NK Yayınları

Kitap Notları:

  • Boş zamanınız gerçekten de sizin en değerli zamanınız, ken­dinize ayırdığınız zamanınızdır. Onu iyi kullanın.
  • Braid, uyumak anlamına gelen Yunanca “hypnos” sözcüğünden yola çıkarak “hipnoz” terimini türetti. Hipnozun bir uyku durumu olmadığını fark ettiğindeyse bu hali “monodeizm” (tek düşüncelilik) olarak yeniden adlandırmaya çalıştı, ancak hip­noz terimi halk arasında ve bilim camiasında çok tutulmuştu, dola­yısıyla Braid’in durumu düzeltme çabaları başarısız oldu.
  • Liebault hastalarına söy­lediği “sizi ilaçlarla tedavi etmemi istiyorsanız bana ücret ödemek zorundasınız, ancak hipnozla tedavi etmeme izin verirseniz bunu üc­retsiz yaparım” cümlesiyle tanınır.
  • Ne zaman hayal gücü ve irade çatışsa, istisnasız hayal gücü kazanır.
  • Hipnozcu tarafından kontrol edilmekten korkmanıza gerek yok ve gerçekten karşı çıktığınız bir şeyi yapmaya ya da söylemeye as­la zorlanamazsınız. Eğer biri sizi gerçekten rahatsız edecek bir şey yapmaya ya da söylemeye zorlarsa, bu zihninizde öyle büyük bir ça­tışmaya sebep olur ki (“yapmalıyım ama yapamam”) kendi kendini­ze hemen transtan çıkarsınız. Hiçbir hipnozcu sizi ahlaki ya da etik kurallarınızı çiğneyecek bir şey yapmaya zorlayamaz.
  • Makul bir iradeyle konuşup okuyabilen herkes kendi kendini hipnoz edebilir.
  • Hipnozun “gücü” kişinin hipnoz edilebilme gücüdür, Hipnozcu­nun “gücü” değil.
  • Aslında sizi hipnozcular hipnoz etmez ve şimdiye kadar hiçbir hipnozcu tek bir insanı hipnoz etmemiştir! Ancak çoğu insan derin hipnoza girmeyi çok istedikleri için girmiştir. Hiç kimse göz kapan­ması telkini vererek gözlerinizi kapatmanızı sağlayamaz. Siz iste­medikçe gözlerinizi kapatmazsınız. Siz istemezseniz başka hiç kim­se kendi kendinize saymanızı ya da kolunuzu kaldırmanızı sağlaya­maz.
  • Doğal ancak yararsız bir eğilim olan oyalan­mak isteyeceğiniz en son şeydir.
  • Önünüze bir zorluk çıktığında, yapmanız gereken en önemli şey karşılaştığınız zorluğun doğasını keşfetmeye çalışmaktır.
  • Ken­dinden şüphe etme ve “unutma” değişmenin ve gelişmenin önünde­ki en büyük engeldir.
  • Siz, karşılaştığınız belli zorlukları ve problemleri, kurtulmak istediğiniz zaaflarınızı, alışkanlıklarınızı ve tutumlarınızı ve gelecekte yaşamak istediğiniz hayatı bilen tek kişi­siniz.
  • İnsanların aldıkları kararların çoğu unutulur. Alış­kanlıklar güçlüdür ve bir değişim sağlamak için dayanıklılık gerek­lidir.
  • Anah­tar, nazik ısrardır.
  • Ağrı ve yorgunluğun doğanın dikkatinizi çekmek için kullandığı işaretler olduğunu asla unutmayın.
  • Unutmayın ki siz artık karşı­laştığı zorluklarla ya başarılı ya da başarısız biri olduğunu düşünen birinin basit bakış açısıyla değil, sınırlarını bilen birinin aydınlan­mış bakış açısıyla ilgileniyorsunuz.
  • Zorlukların üstesinden düşünce ve davranışlarını bilinçli olarak seçerek geliyorsunuz: Şans ve koşulların seçmesine izin vermeyen biri olarak. Öyleyse en sonunda hedefe ulaşıldığı sürece bu geçici engeller gerçekten önemli mi?

Reaktif ve Proaktif

Sana tanıdık bir hikaye anlatayım. Spor yapman gerekiyor diyelim ki gerekiyor zaten. Planını yaptın ve hazırsın. Birinci gün bir de baktın ki yağmur yağıyor ve hava düne göre biraz daha soğumuş. Yarın uygulamak üzere planını ertelersin. Ertesi gün gelir, bir de bakarsın dünkü soğuktan dolayı biraz rahatsız gibisin. Hasta mı olacaksın nedir? Tekrar ertesi güne erteleyerek yatağa geri dönersin. Bir sonraki gün gelir, meğer hafta sonuymuş. Malum tatil, aile ile vakit geçirmek gerekiyor falan derken yine ertelersin. Böyle böyle derken aradan bir ay geçer. Spor planından haberdar olan bir arkadaşın ile karşılaşırsın ve O da sorar haliyle: “Nasıl gidiyor?” Başlarsın sıralamaya : “Ya çok meşguldüm, işler de yoğunlaştı, araya tatil falan girdi. Bir de hasta oldum ki sorma. Yılbaşında başlayacağım artık.”

Şimdi aynı planı yapan bir başkasını anlatayım müsadenle. Bu arkadaşımızın da spor yapma isteği var ve yine aynı şekilde günlük planını yapmış durumda. Birinci gün bir de bakar ki hava yağışlı ve serin. O zaman üzerime paltomu ya da hırkamı almam gerekir der ve çıkıp sporunu yapar. Ertesi gün gelir, sanki biraz hasta gibidir. Bunda dünkü soğuğun etkisi olmuş olabilir. O halde bugün 30 dakika yapsam yeterli olur der ve sağlığını tehlikeye atmadan çıkar ve sporunu yapar. Üçüncü gün hafta sonudur ve tatil olduğu için yarım saat erken uyanır ve ailesi ile vakit geçirmeden önce kendine bir zaman yaratarak çıkar ve sporunu yapar. Bir ay sonra spor yapma fikrinden haberdar olan arkadaşı ile karşılaştığında o arkadaşının bir şey sormasına gerek yoktur. Çünkü çok daha sağlıklı, güçlü, hızlı, enerjik ve aydınlık görünmektedir.

İşte birinci bahane sevici arkadaşa “reaktif”, ikinci istikrar küpü arkadaşa “proaktif” denir.

  • Reaktif dış etkenlere göre hareket ederken, proaktif kendi kararlarına göre hareket eder.
  • Reaktif için önce duygular ve durumlar belirleyici olur, proaktif için ise kendine ve hayatındaki olgulara verdiği değer belirleyicidir.
  • Reaktif her zaman endişe içindedir ve sürekli kendi elinde olmayan şeylerden ve olumsuzluklardan bahseder durur. Proaktif ise yapabileceği iş ve konulara odaklıdır. Kontrol edemeyeceği ya da engel olamayacağı konuları çözüm odaklı olmak kaydı ile bırakır.

Bu tanımlara dikkat et lütfen, RE AKTİF tanımında önce bir eylem ya da iş vardır (AKTİF) ve bu eylem ve işe göre davranan sen (RE). Rüzgar nereden eserse o yönde hareket etmek dediğimiz durumdur bu. PRO AKTİF tanımında bir eylem ya da iş yine vardır (AKTİF) ama sen buna hazır ve istekli olarak öncesinde farkındasındır (PRO).

Yani sabah spor yapmak isteyen reaktif yataktan kalktığında pencereden dışarı bakarken proaktif bir gün öncesinde hava durumunu kontrol etmiştir bile. Reaktif sabah işinin başına geçtiğinde, “bugün ne yapacaktım?” diye düşünürken proaktif zaten bir iş planı ve yapılacaklar listesi hazırlamıştır hafta başında. Reaktif işleri bittiğinde evine giderken proaktif akşam eve kaçta gideceğini bildiği için işlerini o vakitten önce bitirmiştir.

Çok daha anlaşılır bir benzetme ile reaktif Civciv Calimero, proaktif Superman‘dir. Şimdi günlük hayatına bak lütfen, reaktif misin, proaktif mi?

Bob Proctor

“İnanırsan her şey mümkün” mottosunun babası, Secret (Sır) ‘ın sevimli ak saçlı modern gurusu, çekim yasasının üstadı olarak para, bolluk ve bereket konusunda tüm dünyaya yeni bakış açısı ve umut veren adam, Bob Proctor.

Harekete Geç

Bir dostum bana insanları en çok durduran şeyin başlamak olduğunu söylemişti. Birçok insan başlarken pes ediyor çünkü. Harekete geçmezsen nasıl ilerleyeceksin.

Erken uyan ama gerçekten uyan. bana göre uyanmak gözlerini açtığın an değil ayaklarını yere bastığın andır. Hemen harekete geç ve amaçlarını sırala. Ne yapmak için harekete geçtiğin önemli olan, nasıl olacağı konusunda düşünmene gerek yok. Sadece ilk adımı at ve ilerle.

Amaçlarını sırala ve teker teker üzerilerine git. Birinciyi bitirmeden ikinciye başlama. Birinci için çabalarken üçüncüyü düşünme. Ve bunu her gün tekrarlar. Birinci, ikinci, üçüncü… Nasıl yaparım diye düşünme, sadece harekete geç, yol sana kendini gösterecektir.

Sağlam Sebepler

Dünyanın hemen her yerinde çalıştım. Ve gittiğim her yerde insanlara gerçekten ne istediklerini sordum durdum. Anladım ki kimse adam akıllı bir şeyler istemiyor.

Tatile çıkmak istiyorum, araba satın almak istiyorum, bir evim olsun gibi cevaplarla karşılaştım sürekli. Sürekli almak, satın almak, harcamak temelli cümleler kuran insanlar ile karşılaştım. Hiç kimsenin finansal özgürlüğüne dair bir fikri ve amacı yoktu.

Başarısızlığın asıl sebebi de bu ne yazık ki. İnsanlar kendi hayatlarını satmaktalar ama ne için? Bir ev ya da bir araba için insanın kendi hayatını harcaması normal mi sence. Hayatta başarılı olmak ve yaşadığını iddia edebileceğin bir hayat için sağlam ve tutku dolu olabilecek amaçların, sebeplerin olmalı. Senden daha büyük, senden daha değerli olduğunu düşündüğün bir amaç ve ideal üzerine tutku ile çalışmalısın.

Hayal Yoksa Hayat Yok

Kimse hayal gücünü kendi için kullanmıyor. Birçokları hayal gücünü kendine karşı kullanıyor. Çünkü istediklerini hayal etmek yerine sürekli istemedikleri şeyleri düşünmekle meşguller.

Kalemini al ve gerçekten ne istediğini, bu hayatta ulaşmak istediğin noktayı yaz. Ama bunu şimdiki zaman kipi ile yaz. Şu anda o halde ve o durumu taşıyormuş gibi. Yazmak sana ulaştığın o anı düşündürecek. Düşünmek ise sana o anı birebir hayal etme gücü verecek. Ve bu gerçeklik senin zihninde yaratılmış olacak.

Günlük hayatında kullandığın telefon da televizyon da bilgisayar da ekran da… aklına ne geliyor ise her biri bir zamanlar bir insanın zihninde canlanmıştı. Şimdi her yerdeler. Van Gogh’a nasıl böyle güzel işler çıkardığını sorduklarında cevabı hazırdı: “Önce ne çizeceğimi hayal ediyorum, sonra hayallerimi çiziyorum.”

Öz Değerini Yükselt

İnsanların seni nasıl gördükleri ya da dışarıdan nasıl göründüğün konusunda endişelendiğini biliyorum. Ama önemli olanın bu olmadığını anlamalısın. Önemli olan sen kendi içinde kendini nasıl görüyorsun.

Öz değeri yüksek insanlar dışarıdan görünmezler dışarıdan bilinirler. Ondaki hal kendini belli eder ve tüm giysilerinden, arabasının modelinden, saatinin markasından çok önde ve önce kendini gösterir. Şu konuda da emin olabilirsin, arabaları da saatleri de bu sebeple çok güzeldir. 🙂

Kararlarını Kendin Ver, Kararlarına Sahip Çık

Karar vermeyi öğrenmelisin önce. Düşünüp durarak vakit kaybetmek yerine karar verebilmelisin ki harekete geçebilesin. Ve bir nihayetin karar olabilmesi için ona sadık kalman çok önemli. Aksi takdir de o bir karar olmak yerine boşa geçirilen, yitik bir çaba ve zaman olacaktır. Şunu asla unutma, dünyayı değiştirenler karar verirken çok hızlı, kararlarını değiştirir ya da kararlarından vazgeçerken çok yavaş olan insanlardır.

İNAN!

İnanırsan her şey mümkün. Bunun üzerinde çok uzun zamandır çalışıyorum ve hangi kaynağa bakarsam bakayım, ister din olsun ister bilim, benimle aynı şeyi söylüyor.

İnanırsan her şey mümkün!

Bir Timsah Nasıl Öldürülür?

Memnun musun? Çok dikkatli ol o zaman, büyük tehlike içindesin. Lütfen rehavete karşı dikkatli ol.

Memnun olma, rehavet ve zafer anı motivasyon açısından çok faydalı ve etkili bir zaman dilimi olsa da seni ertelemeye, ara vermeye ve en kötüsü oldu sanarak bırakıp durdurmaya neden olabilir.

  • “Böyle mutluyum ben.”
  • “Bu şekilde devam etmesi yeterli, mutluyum.”

Bu düşünce ve cümlelere çok dikkat etmelisin. Hele bir de başarı ya da pozitif etkinin dışında bir de para kazanmaya başlamış isen neler olur neler…

Kral sensin… En üst sırada sen varsın… Herkes beklemesini bilecek… Tamam artık, her gün yapman gereken ilerleme bitti artık… Zaten zirvedesin….

Bir timsah nasıl avlanır biliyor musun? Karnı doyduktan hemen sonra… 🙂 Yemeğini yedikten sonra neredeyse felç olur ve istersen öldürebilirsin bile. UYAN! Başarı bir sonuç değil süreçtir. Gelişim ve ilerleme devam etmiyorsa başarıdan söz edemezsin.

Her zaman aç olmalısın. Gelişime, ilerlemeye, daha iyiye ve daha güzele her zaman aç olmalısın. Çünkü her zaman daha iyisi ve daha güzeli vardır. Ve sen her zaman daha iyisini ve daha güzelini hak ediyorsun.

Farkında olman gereken nokta şu: sen rahatlık aramıyorsun aslında. Aradığın şey özgürlük, aradığın şey bolluk, aradığın şey bereket…

Lütfen hayatın ve egonun hedef şaşırtmalarına kanma, devam etmeye devam et.