İşin Sırrı Kendini Nasıl Gördüğünde

Bazen her şey sadece görünüşten ibarettir.

  • Bazen her gün başka biri olmak ister ve onun maskesiyle sokağa çıkarız.
  • Bazen eksiklerimizin içinde umutlarımızı yeşertiriz.
  • Bazen her şeye rağmen umudumuzu kaybetmeyiz.
  • Bazen elimizdekinin farkında olmayıp boşuna eziyet çekeriz.
  • Bazen herkesin gördüğünden farklı bir şey görürüz.
  • Bazen terk edilmiş hissederiz.
  • Bazen yaşama sıkı sıkı sarılan yanımızı reddederiz.
  • Bazen insanlar bizim için çoktan felaket senaryoları hazırlamıştır.
  • Bazen hayat içinden çıkılmaz ve karmaşık bir denklem gibi gelir.
  • Bazen bizi hiç unutmayan ya da hiç ummadığımız dostlar yardımımıza koşar.
  • Bazen başarı, en zor şartlarda ve savaşlardan sonra gelir.
  • Bazen biz ona gitmek istemesek de bilgi bizi çağırır.
  • Bazen yanlış kararlar felaketle sonuçlanır.
  • Bazen imkansızlıklar içinde yaratıcı olmak gerekir.
  • Bazen ne yaparsan yap, hiçbir şey değişmiyormuş gibi gelir.

Ama işin sırrı aslında kendini nasıl gördüğündedir. 

 

 

Cehennemden Yukarı, Dışarı, Işığa ve Aydınlığa

Bazen bir şey için çok fazla çabalarsın. Bazen çok hazır olduğun halde yine de başarısız olursun. Başarısız olduğun her sefer sebep olduğu üzüntü yüzünden acı vericidir.

Bir insanın karakteri yargılanmaz. Başına ne gelirse gelsin, engel ne kadar büyük olursa olsun sırtını duvara yaslarsın. Başarısızlık ne kadar şiddetli olursa olsun vazgeçmezsin. Hiç vazgeçmezsin. Kendini perişan edersin ama yine de elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışırsın. İlerlersin. Ve hiç şüphesiz harika olacaksın.

Bitene kadar adım adım, sahne sahne… Şu anda cehennemde olduğunu düşünebilirsin. İnan bana, olduğun yerde kalıp razı olmak yerine ışığa doğru yolunu açabilirsin. Cehennemin çıkışına tırmanabilirsin. 

Bunu senin için ben yapamam. Senden başka hiç kimse yapamaz.

Hayatta yaşlandıkça bir şeyleri senden alırlar. Bu hayatın olağan cilvelerinden biridir. Bir şeyler kaybetmen durunca bunu anlarsın. Hayatın bir “adım adım oyunu” olduğunu anlarsın. Hata payı ise çok düşüktür. Bir adım geç ya da erken attığında başarmış olmazsın. Bir saniye geç ya da erken başaramazsın. Ama ihtiyacın olan tüm adımlar çevrende her yerdeler. Her dakika, her saniye oradalar.

O doğru adımı atmak için ölmeyi göze alanlar başarırlar. O adım için ölmeye hazırsan kazanırsın.

Her insan, ne koşulda olursa olsun, ne yaşıyor olursa olsun kendini bulabilir ve bunu kendi hayal gücü ile çözmesi gerekir.

Başarıya giden yolun gelişmesini sağlayan alışkanlıklar edinmelisin. Adım adım ilerlemek için en yararlı ve yardımcı şeylerdir alışkanlıklar. Yolunu genişletir, işlerini kolaylaştırır, seni yorulmaz ve yenilmez yapar.

Hayat genelde çoğunu görmezden geldiğimiz ya da fark etmediğimiz inanılmaz güzellikler ve iyiliklerle çevrili. Gökkuşakları ve gün batımları. Ama sadece bunlardan ibaret değil. Kötülük ve zorluklar da var. Çok defa seni dizlerinin üzerine çöktürebilir ya da yere yıkabilir. Ama sadece sen izin verdiğin kadar orada kalırsın. Hiç kimse hayat kadar sert vuramaz. Ama mesele ne kadar sert vurduğu değil ne kadar çok yerden kalktığındır. Başarı böyle elde edilir. Ne kadar değerli olduğunu biliyorsan, git onu al. Ama darbelere hazırlıklı olmalısın.

Birini, bir şeyleri, zamanı, ortamı, bulunduğun yeri ve hatta kendini bahane edemezsin. Bunu korkaklar yapar ve inanıyorum ki “SEN KORKAK DEĞİLSİN!” Sen daha iyisin, daha iyisisin.

Hayatında neler olduğu, hayatının nasıl göründüğü ya da nerede olduğun… Bunlar kimsenin umrunda değil, benim de. Sadece uyan. Enerjin olacak, tutkun olacak, yapman gerekenler olacak ve her sabah amacına, hedefine uyanacaksın.

Şimdi uyanma zamanı, tırmanış zamanı. Cehennemden dışarı, yukarı, ışığa ve aydınlığa…

Kazanan ve Kaybeden Arasındaki Fark Sensin

Hayat her zaman bazı sorular soracak sana. Kendini incelemen ve araştırman gereken zamanların olacak her zaman. Peki hayallerini gerçekleştirmek için neler yapacaksın? Hayatta kazanan mı kaybeden mi olacağını belirleyen son faktör nedir? İşte cevap: “SEN!”

İçinde bulunduğun koşullar değil. Geçmişin değil. SEN! Bütün sonuçları sen belirleyeceksin. Sana olanlar değil…

Yaptığın, gittiğin veya uğraştığın işe son verip vermeyeceğine sen karar vereceksin. Hepimizin bir görevi, her birimizin bir amacı var. Her gün çalışmak, işe gitmek, gününü geçirmek, işten eve gelmek ve televizyon karşısında oturarak vakit öldürmek için gelmedin bu dünyaya. Her birimiz kutsal bir görev ve bahşedilmiş bir yetenek ile geldik.

Hayat yolun boyunca sürekli üstesinden gelmen gereken durumlar oldu ve olacak. Enerjini canlı tutmalısın. Kendini aramaktan ve yaşam amacını bulmaya yönelik sorular sormaktan asla vazgeçme. Aynaya bak, hayatına bak, nereye gittiğine ve nereye gitmek istediğine bak. Kendine şunu sor: “Bu gerçekten ben miyim?”

Mantığının yönergelerine boyun eğmeyi bırak artık. Hepimiz çok özeliz. Sen de çok özelsin. Kendini bırak ve hayatını artık kendin yönet. Koşulların seni yönetmesine izin verme. İnsanların senin hayatın ve davranışlarından çıkaracağı fikirler değil önemli olan, senin kendi hayatından elde edeceklerin. Hayatın kendinsin, seni yönetmeye çalışan çevren değil…

Sen yapacaksın! Sen yapacaksın ki ortak bilinç içinde bir örnek teşkil edeceksin ve insanlar seni takip edecek. Onların da gerçek potansiyellerini yaşayabilmelerinde ilham veren ve yardımcı olacaksın.

Bir şeyin farkına varmanı istiyorum. Her birimiz kazananlar olmak için tamamen açık ve temiziz. Hepimiz… Bu bilinç ve bahşedilmişlikle doğduk. Kendinle, aslında kim olduğunla uyumlu ol ve isteklerin için gayretle çalış.

Başaracağını biliyorsun. Bunu kendinde ve daha nice birçok örnekte gördün daha önce. Daha önce başardığın her şeyde başlangıç hep sendin, kendin.

Her Gün Bir Adım, Hiç Durmadan, Hep İleri

Cesaret gerektiren işler yapan, tarih yazan insanlar var. Tarihin akışını değiştiriyor, genetik değişiklikleri gerçekleştiriyorlar. Onlara böylesine zor, yakıcı bir süreçle nasıl başa çıktıklarını, reddedilmekle nasıl yüzleştiklerini sorarsan verecekleri cevap hemen hep aynıdır: “Yaptığım şey buna değer.”

Bir adım öne çık ve haykır: “İçimde bu var! Bende bunu gerçekleştirme kapasitesi var!”

Sıradan olmayı reddet. İçindeki “sıradan” dediğimiz bu düşmanın sonunu getir. İçinde bir yerlerde bunu biliyorsun. Sıradan olmak istemiyorsun. Farklı olmak istiyorsun.

Ayağa kalkman için ihtiyacın olan cesareti, desteği, enerjiyi verecek olan şey nedir? Tekrar tekrar düştüğünde yerden kalkmanı sağlayacak kararlılığı verecek olan şey nedir? Bunu sana ne verir? Ve bunu nasıl bulabilirsin? Sevdiğinde…

Sevdiğinde buna değer. Sevdiğinde… Sevmek zorluklarda köprü kurmana yardım eder. Başa çıkmana yardım eder. Sevdiğinde, içinde olduğunda, Bir maraton koşmak ya da sakat dahi olsan fiziksel bir işi halletmek veya hemen her engelde o ateş seni canlandıracaktır. Çocukların için çalışmak ya da ailenin onurunu korumak mesela…

Şunları diyebiliyor musun sor kendine: “Sonunda huzuru buldum.” “Çok başım ağrıyacaksa da ağrısın, bunu yapmak istiyorum.” “Ne olursa olsun bunu yapmaya hazırım.” Eğer cevabın “evet” ise çok güzel şeyler olacak.

İlerleyeceksin. Sürekli canlı, enerjik ve odaklı olacaksın. İnsanlar sana bakıp şaşıracaklar. “Bunu nasıl yaptı” diyecekler.

Kazanmak için gereken güç ve enerji nereden gelir? Kovulduğunda ya da yeniden çalışmaya başladığında, her düştüğünde tekrar ve tekrar kalktığında, bazen hiçbir yolu olmadığını düşündüğünde bile, nereden güç bulacağını bilemediğinde, vazgeçmek istediğinde, pes etmeyi düşündüğünde, arkanı dönüp kaçmak istediğinde kendini sorgulayacaksın. Ve yapamayacaksın.

İlerleyeceksin, başaracaksın.

Her gün bir adım, hiç durmadan, hep ileri…

Bunu Sadece ve Sadece Sen Yapabilirsin

Eğer onları kovalayacak cesaretin varsa, bütün hayallerin gerçekleşir. // Walt Disney

Kendini ada. İnan. Hayatı yaşa. Yolculuğa başla.

İstediğin şeylere baktıkça, geleceğine bakmaya başlarsın. Demek istediğim ve önerdiğim şey şu: Hayatının kontrolünü eline almak ve geleceğini yeniden inşa etmek, şiddetli olacak. Sadece geleceğine bak ve kendini her gördüğünde bir şeyleri yapabileceğini söyle. Kendini buna alıştır. Yeniliklere ve senin için oluşacak fırsatlara açık ol. Kendini tam anlamıyla yakalamalısın.

Kendini bu süreçte cesaretlendirmelisin: “Bunu başarabilirim! Bunu yapabilirim çünkü bu bir şekilde benim için gerçekleşebilir.” Kendine, gücün, kabiliyetin ve ihtiyacın olan her şeyin içinde olduğunu hatırlatmalısın.

Rahat olan konfor alnının dışına çıkmalısın. Şu ana kadar sevmediğini söylediğin şeylerin birçoğunu denememişsindir bile. Kendine bir fırsatı denemek için cesaret ver. Kendini rahatlat ve hep hayalini kurduğun kişi olup olamayacağını gör.

Neyin hayalini kurarsan kur, o hayal sana verildi. Evet sana verildi. Bunu kimse senin için yapmayacak. Bunu sen yapacaksın. Kimse senin başarılarını kaydedip senin kitabını yazmayacak. kimse sana bir iş yeri açmayacak ya da kimse senin okul ve günlük ihtiyaçlarını üstlenmeyecek. Kimse süper bir ekonomik fikirle çıkıp gelmeyecek.

Şu anda sahip olduğun ve seni her durumda ayakta kalmaya zorlayacak bir fikir var. En öncelikli işin onu bulmak. Her ne ise…

Ve bir noktada düşüp kalacaksın. Bu da tecrübe etmen gereken bir şey. Zorlukları ve engelleri aşmaya hazır olmalısın. Rahat ol, bunlar olacak.

Şimdi bir karar vermelisin. Sahip olduğun ne varsa vereceksin. Daha önce hiç vermediğin gibi vereceksin. Neden mi? Çünkü hayatın için vereceksin ki, verecek bir hayatın olsun. fark edeceksin ki ne kadar çok verirsen o kadar çok verebileceksin. Ne kadar çok paylaşırsan, ne kadar çok bilirsen, o kadar tutku dolu olacaksın.

Evsiz insanların ve ne yöne gideceğini bilmeyen gençlerin olduğu bir zamandayız. İnsanların devasa boşluklara düştüğünü hissettiği, işsiz insanların, kötü yürekli insanların, düşüp kaybolmuş insanların zamanlarındayız. Bütün olanlara rağmen, her şeye rağmen, insanlar yapabilecekleri bir şeyler olduğuna karar veriyorlar. Sen de ortaya çık ve bir şeyler YAP!

İnsanlığa yardım etmenin bir yolunu bulabilirsin. Hayatındaki en önemli hizmet için bir yol bulabilirsin.

Biri dizlerinin üstüne düştü diye bir daha kalkamayacak değildir. Başarısız olacağına ya da hayallerine ulaşamayacağına dair kimse kesin bir şey söyleyemez. Kimse yapamayacağını söyleyemez. Kimse bunu yapamaz. Bunu sadece ve sadece sen yapabilirsin.

Görüyor musun? Bir kere aklına yenildin mi her şey biter.

Çoğumuz sıramızın hayat tarafından kontrol edilmesine izin verdiğimiz için, kontrolü elimize almamız gerekirken, kontrol hayatın elinde olduğu için otomatik haldeyiz. Sadece kalabalıkları takip ediyoruz.

Hayallerine göre davran. Konum ve olanaksızlıklara rağmen bunu yapabilirsin. Bu birçok kişi için de ilham olacaktır. Ve tabii ki bunu da sadece ve sadece sen yapabilirsin. 

Bruce Lee ve Su Gibi Ol Felsefesi

Dövüş sanatları çok çok derin bir anlama sahiptir.

Benim hayatım söz konusun olduğunda, bir aktör olarak, bir dövüş sanatçısı olarak, bir insan olarak, tüm bunları dövüş sanatlarından öğrendim. Belki bunun anlamını bilmeyenler olabilir.

Dövüş sanatları bütün mücadele sporlarını içerir. Karate gibi, Judo gibi, Kung-Fu ya da Çin Boksu ya da her dersen, bunların hepsi. Aikido, Taekwondo v.s. … ama bu dövüşün kavgacı formu. Yani bazıları spor olmuştur ama hala sanat değildir. Bazıları kuvvet göstermek için kasık tekmelemek, göze parmak sokmak gibi şeyler kullanır.

Bilginin tümü önünden sonunda kendini tanımayı ifade eder. İnsan vücudunu ifade etme sanatı…

Anlatmak istediğim şey şu ikisinin birleşimi: Doğal içgüdü ve doğal kontrol. Uyum içinde ikisini birleştiriyorsun. Eğer birine aşırı seviyede sahipsen gerçekten bilim dışı olacaksın. Eğer diğerine aşırı seviyede sahipsen, birdenbire, mekanik biri oluverirsin. Artık insan değilsindir. Bu ikisinin bir kombinasyonudur ve bu nedenle bu ikisinin saf doğallığı ve yapmacıklığı olmamalı. Amaç her ikisinin de kombinasyonu. Ying ve Yang…

Stillere artık inanmıyorum. Çin tarzı dövüş, Japon tarzı dövüş ya da başka herhangi bir tarz dövüş diye bir şey olduğuna inanmıyorum. Çünkü insanoğlu 3 kollu ve 4 bacaklı olmadıkça farklı bir dövüş biçimimiz olmayacaktır. Sadece iki elimiz ve iki ayağımız var. Stiller sadece insanları ayırmakla kalmaz. Bir de doktrinleri vardır ve o doktrinler değiştirilemez haline gelir. Eğer stiliniz yoksa sadece şunu sorarsınız: “İşte buradayım ve sadece bir insan olarak kendimi nasıl ifade edebilirim?” Stil bir kristalleşmedir.

Özünde dövüş sanatları, kendini dürüstçe ifade etmektir. Bunu yapmak çok zordur. Benim için şov yaparak şımarmak ve bu şımarıklık duygusuyla coşarak hava atmak çok kolay. Bir sürü sahte şey de yapabilirim ve sana süslü hareketler de gösterebilirim. Ama kendini dürüstçe ifade etmek, kendi kendine yalan söylememek, işte bu, yapılması zor bir iştir. Bunun için antreman yapmak zorundasındır.

Zihnini boşalt. Biçimsiz ol. Şekilsiz… Su gibi. Suyu bardağa koyarsın, bardak olur. Suyu şişeye koyarsın, şişe olur. Çaydanlığa koyarsın, çaydanlık olur. Su hem akabilir, hem gürleyebilir. Su ol dostum. 

Süperstar kelimesi gerçekten canımı sıkıyor. “Star” kelimesi bir adam için illüzyon gibi. Halk seni yüceltir. Bir aktör olarak eğer biri “sen çok iyi bir aktörsün” derse, kibar ve tevazu sahibi ol. Bu süperstar’dan çok daha iyidir.

Hayallere Kavuşmak ve Başarıya Ulaşmak İçin ATLA!

Seninle bir şey paylaşmak istiyorum. Her başarılı insanın yapması gereken bir şey söyleyeceğim. İnan ya da inanma dünyadaki her başarılı insan ATLAdı.

Bununla ne demek istediğimi anlatacağım. Önünden sonunda atlamak zorundasın. Bu hayatta öylesine var olup gidemezsin. Çıkmayı denemelisin. Eğer uyandığında hayatında daha fazlası olması gerektiğini düşünüyorsan, önce inanmalısın. Tüm kalbinle inanmalısın ama o hayata ulaşmak için atlamak zorundasın.

ATLA!

Peki ne demek bu atlamak? Allah her ruhu bir yetenek ile yarattı. Bunu bahşetmediği hiçbir ruh yok. Koşmak, görmek, çizmek, öğretmek… Çok daha fazla sayabilirsin. Bazıları herkesten daha iyi tavuk kızartır ya da turta pişirir. Kimi iyi saç keser kimi ise çimleri biçmekte iyidir. 4 milyon dolardan fazla kazanan çim biçiciler, 800 bin dolardan fazla kazanan araç temizileyiciler var bu dünyada. Bu onlara bahşedilen yetenekti ve bunda ilerlediler.

Yapmayı sevdikleri işi yaptılar ve başardılar. Sen de bu yeteneği tanımlamalısın.

Şimdi beni iyi dinle. Çevrendeki insanları gözlemlediğinde, hayat uçurumun kenarında gezinip durduklarını görürsün. Bazıları da senin imrendiğin hayatı yaşıyordur. Geziyor, eğleniyor, bolluk, bereket ve refahın tadını çıkarıyordur. Bunu nasıl yaptığını düşündün mü? Yeteneğini tanımlamış ve bu yeteneğinin içinde yaşıyordur.

Yeteneğin sana bu hayatta bir yer açacaktır. Bu tüm kutsal kitaplarda bile yazar. Yeteneğinden bahsediyorum, eğitiminden değil. Eğitim almak tabii ki çok doğru ve güzel bir şey fakat yeteneğini kullanmadığın sürece seni sadece belli bir yere kadar götürecek ve emin ol bu yer sıradanlığın ya da ortalamanın pek dışında bir yer olmayacak.

Asıl Mesele Yeteneğin

Yeteneğini görmenin ve fark etmenin yolu ise atlamak. Yeteneğini paraşütün yapacak, uçurumdan atlayacak ve ipi çekeceksin. Bu yetenek açılır ve sana kaldırma kuvveti sağladığında yükseklerin tadını çıkarabilirsin. Aksi takdirde sadece işe gidersin. Ve her gün nefret ettiğin ya da sevmediğin bir işe gitmek yaşamak değildir emin ol. Bu sadece var olmaktır, ama yaşamak değil…

Yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek için atlamalısın. Doğruları söylemem gerekirse ilk atladığında yüksek ihtimal ile paraşütün açılmayacak. Çakılacaksın! Yaraların ve kanaman olacak. ama önünden sonunda o paraşüt açılmak zorunda. Bu bir teori değil, SÖZ! Bu sana bahşedilen, senin hayat amacın ve o paraşüt mutlaka açılacak. Yeter ki atlamaya devam et.

Hiç atlamazsan o paraşüt neden açılsın ki? Açılmak zorunda ama önce senin atlaman gerek.

Güvenli Yol

Bunun yanı sıra güvenli yolu da seçebilirsin. Hayatının sonuna kadar o yamacın kenarında dolaşıp durabilirsin. Sana bu konuda da bir söz verebilirim. O yamacın kıyısında durduğun ve atlamadığın sürece o paraşüt asla açılmayacak. Asla bilemeyecek, asla tecrübe edemeyeceksin.

Önünden ne kadar güzel bir hayat var bilemeyeceksin. Bu dünyada senin için ayrılmış ve orada bekleyen ne kadar bolluk ve bereket var bilemeyeceksin. Sadece yamacın kenarından onları tecrübe edenleri seyredeceksin.

Bu o refaha ulaşmanın tek yolu. Atlamak zorundasın. Risk almalısın. Cesaret göstermelisin. Atlamak zorundasın.

Bütün bunları konuşurken aklından neler geçtiğini tahmin edebiliyorum. Borçların var… Faturaların var… Kredilerin var… Ya maaşın?… Şu güvendiğin ve dert ettiğin şeylere bir bakar mısın lütfen. Ben sana sonsuz güçten, yaratandan ve onun seni bırakmayacağından, tutacağından ve düşmene izin vermeyeceğinden bahsederken senin güvenmeyi tercih ettiğin şeylere bir bak…

Kendine bir iyilik yap ve ATLA! Bu dünyadan gitmeden önce ATLA! Ölmeden önce ATLA! Bir kerecik olsun ATLA! Ve korktuğun gibi olmadığını bir kerecik olsun gör. Bir daha ısrar etmeme gerek kalmayacak.

Sadece ATLA!