Sen İyi Birisin

Tüm konuştuklarım seninle alakalı. İhtiyaçların ile, isteklerinle, hayallerinle ve arzularınla alakalı. Yani aslında hepsi kendini sevmen ile alakalı.

Tüm bunlar sevgi ile ilişkili. Olumlu düşünmen ve düşünmekten ziyade kendini olumlu ifade etmen ve olumlu yaşam biçimi geliştirmenle alakalı. Kendini sevdiğinde tüm insanlara, tüm diğer canlılara, toprağa, suya bile saygı ve güzel bir duruş le yaklaşacaksın.

Önce Sevgi Vardı

Tüm bunların başında sevgi var. Sevgi sadece bir duygu değil, diğer duygular gibi sıradan bir duygu değil. Bilinen tüm duyguların anası ve yaradılışta gelen tek duygumuz. Tüm diğer duygular sevginin azlığı, çokluğu ve yoğunluğundan doğar.

Ve duygu dediğin şey sandığın kadar soyut değil . Elle tutamaman, gözle görememen sadece düşüncende ve tariflerinde yer alan bir kavram olduğunu göstermez. Her duygu hareket halinde ve etki kapasitesine sahip birer enerji. Ve bu enerjilerin en kuvvetlisi tabii ki sevgi.

İşte senin hayatında sevgi yoğun olursa, sevincinde yoğun olacak ve bu yaşamı nasıl bir mucizeye dönüştürdüğünü deneyimleyebileceksin. Ama eğer kendini sevmezsen, başarılı olamayacaksın. Mutlu olamayacaksın. İstediğin kişi olamayacaksın. İnsanların sende görmek istediği kişi olamayacaksın. Çevrendekileri mutlu edebilen biri olamayacaksın. Bir süre sonra tüm kötü hislere birer bahanesi olan, bazen acımasız ve çoğu zaman yaptığı fedakarlıklardan dolayı kendini suçlayan biri haline geleceksin.

Çıkmaz Yol

Böyle devam ettiğinde kimi zaman kendini iyi hissederken yakaladığında bile kendine kızacak, tekrar kötü hislerini yüzeye çıkaracaksın. Bu hayatında karşılaşabileceğin en kötü çıkmazlardan biridir. Buna yakalanmamak için kendini sevmelisin artık.

Herkes kendini sevmeli, bu en büyük ihtiyacın. Bu mutluluğa yaklaşman demek. Bu başkalarını da mutlu edebilmeye yaklaşman demek. Kendine hak ettiğin sevgiyi göster. Kendi değerini ver artık.

Seni aptal yerine koyanlar olmuş olabilir. Bu en çok kendini sevmeyi unutanların başına gelir. Seni hiçbir durumda bırakmayacak arkadaşlarını seç. Bütün bunlardan kendini suçlamayı bırak. Hata yapmış olabilirsin, hepimiz yaparız. Ama kötü bir şey yapmış değilsin. Takılı kalma geçmişe ve bugünden itibaren sevgi dolu bir hayata ilk adımını at. Yeni hayatının ilk gününün tadını çıkar.

Sen İyi Birisin

Kendine iyi davran çünkü sen iyi birisin. Önemli yap kendini çünkü sen önemli birisin. Güç kat kendine çünkü sen güçlü birisin. Ve en güçlü his sevgidir bunu unutma.  Sevginle kendi enerjini o kadar yükselt ki insanlar seni kahkahalar atarken görsün. Seni az önce aşık oldu sansınlar. Çok komik ve eğlenceli bir hayatın olduğunu düşünsünler.

Ve bunun böyle olduğunu önce sen kabul et. Sen kahkaha insanısın bu sana çok yakışır. Ve aşıksın tabii ki hem de kendine. Ve eğleniyorsun çünkü aynada gördüğün kişi eğlenmesini çok iyi bilen ve hak eden biri.

Böylece hayallerinin peşine koş. Sen iyiyken göreceksin hep iyi şeyler seni bulacak. Sen gülerken gülünesi şeyler ile karşılaşacaksın sürekli. Seveceksin kendini ve seni sevenler o kadar çok artacak. Böylece pırıl pırıl bir ruh ile parıldayan bir karaktere bürüneceksin. Enerjin her istediğini bu ışığa çekecek ve peşinde koşmana gerek kalmadan fırsatlar, imkanlar, doğru kişiler sana doğru gelecek sürekli.

En, En, En…

En iyisinin en iyisini, en güzelinin en güzelini, en çoğunun en çoğunu hak ediyorsun hem de sonuna kadar.

Çokça sev, çokça şükret, çokça mutlu ol, çokça mutlu et ve karşılığında yine sevgi bulacaksın emin ol. Sen ne kadar çok sevgi verirsen her zaman ama her zaman daha çok sevgi ve iyilik ile karşılık bulacaksın.

Benimle konuştuğun için teşekkür ederim.

Allah ruhuna gülsün…

Şimdi Değilse Ne Zaman?

Şimdi Değilse Ne Zaman?, Nurdan Özkan, Çay Yayınları

Kitap Notları

  • Mal kaybeden bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden çok şey kaybetmiştir, cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.
  • Mesleğinde usta olmak yetmez. Bilge de olmalısın. emeğin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.
  • İnsanoğlunun değeri kesir ile ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliği gösterir, paydası kendini ne zannettiğini… Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür. / Tolstoy
  • Etrafınızı saran karanlık sizin gölgenizdir.
  • Kendinizi ne kadar özlediniz?
  • Ertelenen sorun, sokmasından korkulan akrep gibidir.
  • İnsan düzelince tüm dünya düzeldi.
  • Hayallerden sıfır almak.

 

Haydi! Ayağa Kalk! Şimdi!

Bir gün kendine soracaksın ya da en azından sormalısın. Nereye  gidiyorum, amacım ne? Buna benzerlerini zamanında sorduğunu sanıyorum.

Lisede sordun mesela ne olacağını. Buna göre kazandığın fakülte sanırım aradığın cevap olmadı. Üniversite bittiğinde de pek net bir şey bulamadın içinde.

İş hayatında olabilir miydi peki?

  • İyi bir iş, hayır…
  • Yeni bir terfi, hayır…
  • Daha dolgun bir maaş…

Kendini kandırıyor muydun acaba? Başarı bunlarla ölçülebilir miydi? Bir yandan sormaya, bulmaya çalışırken bir yandan inanmaya devam ediyorsun. İleride bir başarı var… Var mı?… Her şey bu kadar mı?

Keşke tüm insanlar çok parayı, şöhreti, zenginliği bir defalık da olsa isteğe bağlı yaşayabilse. Bu hayatın amacının bu olmadığına dair çok kıymetli bir tecrübe olabilirdi. Her şey tamam gibi görünürken bir parçanın hala tamamlanamadığını bir defa da olsa tecrübe edebilseler. Ama ne yazık ki yaradılışımız gereği bu mümkün değil. Çünkü biz bedelini ödemediğimiz bir şeyin kıymetini anlamayan bir türüz.

Bunun cevabını çok uzaklarda arama lütfen. Cevaplar önünde, her zaman da oradaydı. Uzamak isteyen her canlı yüzünü kendinden yükseğe dönerse bunu başarabilir. Sen de kendinden daha büyük bir şeyi sev ki gelişebilesin.

Yalnız olmak için gelmedik. O sebeple kendi içine dönük yaşama. Eksik kalan tarafı başkalarına yardım edebildiğinde, onlara verdiğin sevgi ve onlardan aldığın sevgide bulacaksın. Unutma değişmez kuraldır: Kendinde olmasını (artmasını) istediğini başkasına ver.

BİR Olmak

Hepimiz ezelden birbirimize bağlıyız. Tüm hayatlarımız birbirine dolanık. Hepimiz aynı gezegende, aynı ortamda, aynı dünyadayız. Ama en güzel olanı hepimiz birbirimizden farklıyız. İşte anlamamız gereken de bu. Birbirinden farklı olarak bir bütünün parçalarıyız. Aynı elimiz, kolumuz ve gözlerimiz gibi. Ama herhangi biri zarar gördüğünde tüm beden bundan etkileniyor ve zarar görüyor. BİR olmak benzer olmak değil, birlikte olmak demek.

Kahraman

Bir kahraman olarak doğdun ama özün unutturuldu sana. Sen de bu dünyayı değiştirebilecek güçte ve değiştirmek için geldin. Sonra hissizleştirildin. Kendin olmayan şeylere inandırıldın, kısıtlandın ve o koca yüreğini unuttun. Bunu tekrar hatırlamak için kendinden daha büyük bir şeye yönel.

Değiştirmek için önce sen değişmelisin. Sen değişince her şey değişecek. Sen tavrını gösterince, cesaretine kavuşunca… Sen ayağa kalkınca…

Bir şeyler yapabilecek birileri var, biliyorsun ama yapmıyorlar. Sen yapacaksın. Şimdi vakit kaybetmeden kalk ayağa. Hiçbir fikir tüm detayları ile çıkmaz kabuğundan. Onu en şekillendirecek, üzerinde çalışırken tanıyıp geliştireceksin. Bu yüzden vakit kaybetmeden hemen başla.

Haydi!

Yeteneklerinin karşılığı ne? Senin karşılığın ne?

Dünyaya ne katacak, nasıl daha güzel olması için şekillendireceksin?

Haydi!…

Benden Bi’ Bok Olmaz!

Zaman zaman böyle düşünebiliyor insan. Utanıp sıkılacak bir durum yok rahat olabilirsin.

İşin garibi böyle hissettiğinde onaylanmak ister insan. Mazoşist bir tavır olarak o an, kendine yaptığı hakaret konusunda desteklenmek arzusunda olur.

Bu sebeple sadık bir dostun olarak seni onaylamaktan gurur duyarım: “Senden bi’ bok olmaz!” 🙂

Kendine olan öfkeni bir nebze olsun dindirebildiysem ne mutlu bana. Eğer kurban psikolojisinden çıktıysan konunun özüne dönebilirim artık.

Bu düşünce tarzının tamamen boşa vakit kaybı olduğu gerçeğini kabul etsen iyi olur başlangıç olarak. Kendini yerin dibine sokma eylemin aslında tembellik yapmak için bir ön hazırlık. Bundan sonra bir şey yapmak istemiyorum, yoruldum, vazgeçtim demenin kurnazcası.

 

Başarı açıklama gerektirmez. Başarısızlık da bahaneye izin vermez.

Her ne için varsan onun için yaşıyor olman gerekiyor. En azından bunu şu anda ben hatırlatmış oldum sana. Eğer şu ana kadar bir şeyler yolunda gitmediyse, kendini bu kadar kötü hissetmene sebebiyet verecek bir duruma geldiysen, belki de yolundan şaştığın içindir ne dersin?

Genel serzeniştir zaten bu: “Ben böyle adam değildim. N’oldu bana?” E, tamam da bunu yapan da sen değil misin? Bu memnun olmadığın hale gelmen için neler yaptıysan sen yapmadın mı?

Şunu kabul et artık. Eğer her ne istiyorsan başarmış olsaydın, arzu ettiğin olumlu ve saygın duruma varmış olsaydın, zaten halinden her şey belli olacaktı ve kimseye açıklama yapmak zorunda kalmayacaktın. Olduğun halinle, vardığın başarın ile ortada olacaktın ve bu açık ve net olarak herkes tarafından görünür olacaktı.

Peki neden başaramadığında, işler istediğin gibi olmadığında bir şeyler açıklamaya çaba sarfediyorsun. Her olumlu durum gibi yaşadığın olumsuz durumda senin ve sana ait. Onu kabullen, sahip çık ve devam et.

 

Doğru yönde başarıyı yakalayana kadar çalışmaktan vazgeçme. Hazır hale geldiğinde fırsatları başkalarına bırakmayacaksın.

Yapman gereken tek şey kaldığın yerden devam etmek. Her gün ilerlediğin zaman varış muhakkak. Bazen yavaş, bazen zor ama her gün bir adım da olsa ileri. Bu konuda sana güzel bir haberim var. Eğer ilerliyorsan yaklaşıyorsun demektir. Her geçen gün daha az kalıyor demektir hedefine.

İrdeleme, karamsarlığa düşme ve asla erteleme. Korkularına yenik düşerek asla ve asla durma. Vakit kaybettiğinin farkında değil misin? Öncelikle hem de her şeyden önce yapman gereken ilerlemek.

Yoluna çık ve hemen çık. Emin ol ihtiyacın olan her şey o yolda mevcut. Tüm gereksinimlerin o yolun belli duraklarında alman için seni bekliyor. O duraklara vardığında her birini alabileceksin. Ama bunun için yola çıkman ve onlara doğru ilerlemen gerekiyor.

Eğer yola çıkmaz, ilerlemez ve sana ait olması gereken bu süreci yaşamazsan aynı hedefler için yola çıkan başkaları o duraklarda hediyeleri toplayacaklar.

 

B planı A planından vazgeçmenin hazırlığı ve bahanesidir.

Hayatın sana öğrettiği en büyük korkulardan biridir B planı. A planının olmama olasılığını baştan kabul etmendir. Etme!

Sen ne istediğini biliyorsun ve ona ulaşmalısın. Kendi kendine engel olma. Alternatif ya da kötüye hazırlıklı olmak adına avunduğun her B planı, A planının olmaması halini onaylaman demek.

A planını başaramadıysan önünde tek seçeneğin var: A planını başarmak. Nerede yanlış ya da eksik yaptıysan bulmak, tamamlamak ve tekrar başlayıp A planını başarmak.

 

Sorumluluk sende. Kimseye suç atma. Bahane uydurma.

Gölgelerin gücü adına!… Güç bende artık!… HE-MAN…

Zaten iş güce geldi mi herkes kendisinde olsun istiyor. Ama bir hata varsa ortada…

  • O yaptı. Ben söyledim, uyardım ama beni dinleyen mi var abi…
  • Vallahi benlik bir şey yok. Nereden bileyim ben doların iki katına çıkacağını.
  • Kandırdılar ya beni. Ben canım dedim, kardeşim dedim, sırtımdan bıçakladılar.

He he 🙂 … Çok tanıdık geliyor, o yüzden gülüyorum. Şimdi müsadenle bu 3 cümlenin derin manalarını anlatayım.

  • Ben aslında biraz eziğim. Aslında baya eziğim. Vallahi ne yalan söyleyeyim bildiğin eziğin tekiyim. Bu sebeple yaptığı yanlış konusunda iş arkadaşıma yeteri kadar ısrarcı ve ikna edici olamadım. Şimdi de bu yanlışın parası benden kesilir diye o kadar korkuyorum ki, suçu bi’ güzel onun üzerine atıyorum. Benden para kesemezsiniz. Yani kesmemelisiniz… Kesmezseniz sevinirim… Lütfen kesmeyin, n’olur!… Yaa, kesecekseniz bile az kesin, en çok ondan kesin, benden çok kesmeyin, n’olur, n’olur, n’olur!… Suçlu olan o, valla!
  • Ya, ben biliyordum aslında doların fırlayacağını. Etrafta bir söylenti dolanıyordu ama hemen de bu ay çıkacak hali yok dedim kendi kendime. İş de çok karlı gözükünce risk alayım dedim fena mı? … Fena, çok fena … Sıçtık yemin ederim! Ben bu zararın altından kalkamam, bunun net olarak farkındayım. Bu yüzden senden biraz daha para koparabilirim diye ağlanayım karşında dedim. Yeterli mi devam etmemi ister misin? Ha, dur bi’ de zılgıt çekeyim iyi gider… LE,le, le,le,le,le!…
  • O şerefsizin beni kazıklayacağı, ortada bırakacağı belliydi aslında. Beni çok defa uyarmışlardı da ben dinlemedim. Adamın muhabbeti iyiydi biliyor musun? Severdim de herifi. Açıkçası başarısız olmak ve yalnız kalmaktan öyle korkuyordum ki, özgüvensizliğim ekşi ekşi kabarıyordu midemde. Kazık ye bastırır dediler, yedim. Taş gibi oturdu şimdi, iyi böyle 🙂 . Şimdi de, işler kötüye gidince işler ile birlikte herif de s*ktir oldu gitti. Ben de yalnız kaldım yine, insanlar acısın istiyorum biraz… 

Çok güzel. Ve gelelim doğru dürüst adamın vereceği cevaplara:

  • Söz konusu hata hususunda çalışma arkadaşımı uyarmış  olsam da olumsuz neticenin sorumluluğunda benim de payım var. Dolayısı ile uygun görülen ceza-i şartın sorumluluğunu da çalışma arkadaşımla paylaşabilirim.
  • Risk aldığım için bu negatif sonuç ile karşılaşma ihtimalimin farkındaydım. Bunu telafi etmek için elimden geleni yapacağım. Bilerek aldığım riskten dolayı sorumluluğun bende olduğunun bilincindeyim.
  • Hayatıma ve işimin içine benim dahil ettiğim bu kötü insan yüzünden yaşanan rahatsızlık ya da aksaklık sizi ilgilendiren bir konu değildir. Dolayısı ile bunun etkilerinden siz sorumlu olmayacaksınız. Bunun üstesinden gelmek benim görevim.

Net anlaşıldım sanırım. Az önce de söyledim, boşa vakit harcama. İyi ya da kötü sahip çık ki bir sonraki adıma kendin karar verebilesin. İnsan sadece sahip olduğu şeyi yönetebilir, ancak sahip olduğu şeyden vazgeçebilir. Sana ait olmayan bir şey konusunda kararlar alamaz, uygulayamazsın. Başkasının doğrularını boşver, “kendi güzel hatalarının” kıymetini bil artık.

 

Karşılaştığın bütün zorluklar, kendilerinden binlerce kat daha büyük kazançlara dönüşebilecek birer tohumdur. Onlara iyi bak.

İşte sana güzel haber. Kıymetini bil, sahip çık diye söylenip durduğum tüm o olumsuzluklar senin elinde birer tohum. Eğer dediğimi yapıp onlara sahip çıkarsan, onları kabul eder sorumluluğunu alırsan her biri sana kötü hissettirdiklerinin 10 belki de 100 katı kadar mutluluk ve kazanç ile geri dönecek.

Bunun için yapman gereken her ne ise sorunun, onu kabul edip onu çözmek için ilgilenmen. Onu çözer ve iyileştirirken içindeki gizli fırsat ve kazançlar ortaya çıkacak. Ve sen onu kabul edip sahip çıktığın için ondan gelen tüm kazançlar da sana ait olacak.

Aslında çok basit, hemen işe koyulman yeterli. İlerledikçe hep daha kolay olacak. Tek uyman gereken kural vazgeçmemek. Vazgeçmediğin sürece hep ilerleyeceksin. Gerçekten çok basit.

Erteleme, hemen başla… YAP! Hiçbir sebebi ve alternatifi önüne koyma, sadece YAP!. Tüm başarı kriterin devamlılık. Durmadan devam ettiğin sürece başarı kesin olarak ileride bir yerde. Kararlı ve devamlı. Gerisi çorap söküğü 🙂 .

 

Kimse kendi vazgeçene kadar yenilmez.

Bu yolculukta kendine tek engel olabilecek yine kendinsin. Her şey olabilir, bazen bütün terslikler üst üste gelebilir. Planların yanlış olabilir, öngörülerinde haksız çıkabilir ya da yanılabilirsin. Olsun, senin yanılgın, senin tersliklerin. Düzelt, düzenle tekrar devam et. Durmak yok!.

Şimdi sana burada, efendim Edisson 9999 defa denemiş de, olmamış da 10.000’nci denemesinde ampulü icat edebilmiş falan yaptırma bana. Ayrıca neden 10.000. Nasıl bir tesadüftür bu acaba? Bi’ de kim saymış? Sayan adama ayrıca para verilmiş mi? 9999 kere olmadı diyeceğine bi’ işin ucundan tutsaymış daha iyi olmaz mıymış? 🙂

Şaka bir yana, tüm insanlık tarihi boyunca tekerrürlerden ortaya çıkan aforizmik kaide şudur ki: kazananlar asla vazgeçmeyenlerdi. Vazgeçenler de asla kazanamadı.

 

Her şeyden vazgeçene kadar, hiçbir şeye sahip olamazsın.

Şaşırdın mı? Vazgeçme, vazgeçme deyip dururken şimdi de her şeyden vazgeç. Burada bahsedilen her şey, seni yolundan alıkoyacak olan her şey.

Az uyu mesela, hedeflerin için uykundan biraz çalıp verimli vaktini artır. Televizyondan, bilgisayar oyunlarından, sosyal medya gezintilerinden ve aklına gelen tüm boş uğraşlarından vazgeç. Vazgeçebileceklerinin bir listesini yap, bu liste ne kadar uzun ise o kadar sevin. Sonra hepsinden vazgeç ve onlar için harcadığın tüm vakit ve enerjini hedefine yönlendir.

Ve… konuşmanın başından beri beklettiğim son vazgeçişe geldik.

Hani sümük kılıklı, her halta yorum yapanlar var ya işte onlardan vazgeç. Anlasa da anlamasa da her konuda görüşü olan amipler var ya işte onlardan vazgeç. 

Onun bunu görüşü, olmazcılığı lazım değil sana. Herkeste var o görüş dediğin şeyden. Bulup bulabileceğin en ucuz şeydir o görüş dedikleri. Karar verirken başkalarının görüşlerinden etkilenirsen hiçbir işte başarılı olamazsın.

Sana sen lazım, sen yetersin. Sen tamamsan herşey tastamam olacaktır. Ve sen her bir adım attığında yaklaşmakta olan 10 adımla sana gelecek. İyi yolculuklar… 🙂

 

Para Para Para

Hemen herkesin olduğu gibi benim de odak noktamın en kıymetli, kontrastı en yüksek ve en HD yerinde parasal mevzular var.

Bir kaç satır bir şeyler yazmak için notlarıma baktığımda, aslında bu konuda zorlanmamızın en büyük sebebi kendini ele verdi. Evet, para konusunda beceriksiz olmanın sırrını açıklıyorum! Tek sebep: PARA… 🙂

Evet komik ama şaka yapmıyorum. Tüm sorun paraya odaklanıyor olmakmış. Çıkar şu parayı aklından 🙂 .

 

Zenginlik utangaç ve çekingendir. Bir şeyin onu çekmesi gerekmektedir.

İlk farkındalığı burada oluşturmak gerekiyor. Sürekli paraya odaklanmakta olmana rağmen aslında istediğin paranın kendisi değil. Para dediğin şey semboller ile belirli bir anlam kazanmış olan kağıt parçalarından başka bir şey değil. Dolayısı ile senin asıl istediğin paranın kendisi değil, onunla yapabileceklerin.

Bu farkındalığa ulaştığında zenginlik kavramının anlamı daha doğru olarak karşına çıkıyor. Bizler istedikleri doğrultusunda hareket eden, eylemlerini arzularına göre düzenleyebilen yaratıklarız.

İşte zenginliğin çağrılması, çekilmesi dediğim şey hayallerin ve arzularına olan yoğunluğun ile ortaya çıkan bir olgu. Kısaca; araba almak için para biriktirmeye odaklanırsan biriktiremezsin, ama o arabayı çok istersen o parayı da bulursun. Yani senin imgelemini birikmesi gereken kağıt parçaları dolduruyorsa sürekli çeşitli aksilikler çıkar o kağıtlar bir türlü birikmez. Ama sen o araba ile çıkacağın yolculukları, o direksiyonun başına geçtiğinde hissedeceğin mutluluğu ya da aile bireylerinin mutluluğundan duyacağın gururu hayal ediyorsan, koşa koşa sana gelecektir.

 

Tasarruf en kuvvetli kalendir. Kazandıklarından bir kısmını her zaman biriktir.

İşte sana gayet net ve açık bir zengin olma formülü. Her ne kaynağı araştırırsan araştır karşına çıkacak birinci tavsiye tasarruf olacak. Biriktir, belirli bir oranda her kazancından bir kenara ayır ve biriktir.

Bu birikim bundan sonra hiçbir zaman param “yok” cümlesini kuramayacaksın demektir. Yok diyemezsen var demektir. Ve bir süre sonra var demeye alışır, varlık bilincini güçlendirmiş olursun.

Sonrası çorap söküğü gibi gelmeye başlar zaten. Umulmadık yerden gelen paralar, hediyeler, kolayca kazanılan işler, v.s.

 

Para parayı kazandırır söylemi tembellerin işidir. Parayı kazandıran fikir ve plandır.

Bu san inandırıcı gelmediyse bir saksıya para dikmeyi dene. Güzelce ve aksatmadan her gün sula. Bakalım paradan para çıkacak mı? 🙂 … Çıkmayacak… Tüh! Keşke söylemeseydim de bi’ deneseydin 🙂 .

Para kazandıran şey para olsaydı son yüzyılın zenginlerinin sadece Asya ve Ortadoğu’daki zenginlerden çıkması gerekirdi. Ama ikimizin de çok iyi bildiği gibi, her sohbet arasında ağzımıza pelesenk ettiğimiz dünyayı yöneten amcaların çoğu Amerika’dan.

Çünkü gündeliğimizin vazgeçilmezi haline gelmiş olan hemen tüm yeni fikirlerin menşei Amerika. Bu sayede de hepsini bize sattılar ve satmaya devam ediyorlar ve zengin olan onlar.

Öylesine sağlam bir fikrim yok falan deme asla. Herkes dahi olacak diye bir şart yok. Hem emin ol herkes dahi olsaydı sadece sıradan fikirler çok satar olurdu.

Becerebildiğini ve iyi olduğunu düşündüğün bir şeyler mutlaka vardır. Bu iş ya da disiplinin seni heyecanlandırıyor olması da önemli tabii ki. O zaman ona karar ver ve çalışmaya başla. Başarı kaçınılmaz merak etme. Sadece her gün bir adım, hiç durmadan, hep ileri… (Yapıştırdım mottoyu 😀 )

 

Para tek başına hareket edemez, düşünemez ve konuşamaz. Ama onu arzu edenin kendisini çağırdığını duyar.

Evet, yanlış duymadın, paranın kulakları var. Burada bilmen gereken o kulaklar sesleri ve sözcükleri duymaz. Duyduğu şey duygularındır.

Bu genel geçer bir durum ve aslında bildiğin her şey için geçerli. Kulağa mucizevi bir şeymiş gibi gelse de tüm hayatının bu şekilde çalıştığını anlamak çok zor değil.

Hangi iş ile yoğun olarak ilgileniyorsan o konuda ilerlemen ve o konu ile ilgili fırsat ve haberlerin sana gelmesi çok normal bir durum. Şaşılacak bir şey yok aslına bakarsan.

Örneğin antika meraklısı biri olduğunu düşünelim. Antikaları biriktiriyorsun, onlar ile ilgileniyorsun, onların anlamları ve tarihleri hakkında bir çok bilgiye sahipsin. Ve tabii ki çevrendeki insanlar ile de bu konularda bol bol konuşuyorsun. Onlar da antikalar hususunda merak ettikleri ya da ilgi duydukları şeyleri seninle paylaşıyor veya danışıyorlar.

Gelelim konunun matematiğine. Şimdi cep telefonunun kişiler listesine bakarsan yakından tanıdığını söyleyebileceğin en az 100 kişi vardır. O yüz kişinin de aynı şekilde yakından tanıdığını söyleyebileceği en az 100 kişi vardır.

100 X 100 = 10.000

Ve tabii ki onlarında aynı şekilde yakından tanıdığını söyleyebileceği en az 100 kişi vardır.

10.000 X 100 = 1.000.000

BİR MİLYON… Farkındaysan sadece tanıdıklarının tanıdıklarından yola çıkarak bir milyon kişiye kadar konu ile ilgilendiğini bilmesi pek muhtemel büyük bir çevreye ulaşmış olduk. Sen gerçekten antika işi ile severek, bu konuda çevreni ikna edecek bir samimiyet ve arzu ile, ve de bugün beves edip yarın bırakmadan istikrar ile ilgilenirsen, bahsettiğim bu bir milyon kişiden herhangi birinde bulunan antikanın haberi ya da kendisinin sana ulaşması çok zor bir şey midir? Bence değil. Hem unutma ki; Evren yaratıldığı andan beri kablosuz iletişim kullanıyor 🙂 .

” Farkındaysan Stephen Hawking gibi adamım. Çekim yasasını matematiğe döktüm az önce. Kıymetimi bil artık. 😀 “

 

Hem yoksulluk hem de zenginlik inancın sonucudur.

Bir rivayete göre Mark Twain söylemiş. Başka bir rivayete göre Ford söylemiş.

Başka bir rivayete göre, ikisi de ozanmış, ara sıra sazı ellerine alıp atışırlarmış karşılıklı :). 

Neyse, cümle şu: “Başarabileceğinize mi inanıyorsunuz? Evet, haklısınız. Başaramayacağınıza mı inanıyorsunuz? Evet, haklısınız.” E, ben de bi’ şey söylemeyeyim artık. Ya da dur söyleyeyim, neyim eksik?: İnancın, zenginliği elde etmenin ve artırmanın başlangıç noktasıdır.”

Nerede benim sazım? 🙂

 

Mutlu olmak parayı hayatına çekmenin en hızlı yoludur.

Evet, cemaat-i müslimin, para üzerinden hayatın anlamlarına yürüdüğümüz sohbetimizin sonuna geliyoruz artık 🙂

Mutlu olmak konusunu kendi içinde pek abartma. Bahsettiğim şey bir “heyyooo” ya da “yuppii” durumu değil. Bu kadar coşkulu da hissedebilirsin tabii ki sorun değil, hatta sevindirici, ama zorlamana gerek yok.

Burada vermek istediği anahtar kelime kendini iyi hissetmek. Her ne yapıyorsan, her ne için çabalıyorsan dikkat etmen gereken bu. Eğer kendini iyi hissediyorsan bir şeyler yolunda gidiyor demektir. DEVAM ET!

Kendini iyi hissetmeyi sürdürdüğün sürece bazı sorunların kendiliğinden çözüldüğünü, bazılarının ortadan kalktığını, bir çok zor sandığın eylemin çok kolay ve hızlı gerçekleştirilebileceğini göreceksin.

 

Tüm başarıları, bütün kazanılmış zenginlikleri elde edenler her şeye bir fikirle başladılar.

Son olarak fikir konusuna dönerek konuşmayı tamamlamak istedim. lafı çok uzatmayacağım. Sadece bir örnek vermek ve bunun hakkında düşünmeni istiyorum.

Seni mutlu eden, bildiğin, sevdiğin ve anladığın bir işi seç aklından. Şunu yaparak para kazansam çok mutlu olurum dediğin şeyden bahsediyorum.

Diyelim ki benim bir zaman makinem var ve seni bundan 5 yıl sonrasına götürdüm. O işi yaparak zengin ve mutlu olduğun bir geleceğe. Çok keyiflisin, çok mutlusun. Paran cebinde, sevdiklerin yanında, mutlu olduğun iş ile ilgili saygın bir çevren var… Daha önce hiç olmadığın kadar sevgi ve özgüven dolusun.

Evet, soruyorum; seni tam da tarif ettiğim gibi kendi gözlerinle görebileceğin bir geleceğe götürsem elinden geleni yapar mısın seni mutlu edecek o iş için?

Cevabın “Evet” ise, az önce yaptım zaten. Götürdüm ve şimdi tekrar buradasın. Hiç vakit kaybetme, hemen başla.

Unutma; her gün bir adım, hiç durmadan, hep ileri…

Hayat Çok Zor! Ne Güzel :)

Bu kulağa biraz garip gelebilir ama hayatın en güzel yanlarından birisi “zor” olması. Eziyet seven bir dengesiz değilim merak etme :). Çünkü bir gerçekten bahsediyorum.

Parmağını şıklatarak hayat sürdüren ya da her şeyi ayağına gelen kimse yok dünyada. Hayat kimilerine göre belki çok kolaymış gibi görünebilir. Ama onun doğrusu çok kolay değil de “daha az zor” olacak…

Zamanın içinde ilerlerken bazı anlarda zorlandığımız bir gerçek  ve tam da bu anlar bizim için kıymetli olan. Ancak bu zorlanma anlarında büyüyebiliyor, gelişebiliyor ve güçlenebiliyoruz.

Zor bir dönem var ise bu dönemin sonundaki sen tamamen kendi eserin olacak. Ya daha güçlü ve direnci artmış biri olarak daha iyi bir hayata doğru yola devam edeceksin ya da bitmiş, bıkmış, yıpranmış biri olarak çökeceksin. Ve bunda tek sorumlu sen olacaksın. Şimdiye kadar ki tüm seçimlerinde olduğun gibi.

Dertlerinin sonunda nasıl bir insan olacağın bunları kabul edip etmeyişine bağlı. Bunlar senin başına gelmemeli miydi? Sana haksızlık mı yapıldı? Seni üzdüler mi? Acımadılar mı sana hiç?

:)… Sen kendine bu kadar acırken başkasının sana merhamet göstermesine gerek yok zaten. Bunu gayet iyi yapıyorsun sen. Madem ki dertlenmekten keyif alıyorsun sana biraz da ben yardımcı olayım. Süper bir haberim var: Hiç kimse sana yardım etmeyecek! Hem de hiç kimse…

Çünkü mızmızlanıyorsun ve dövünmekten başka bir şey yapmıyorsun. Bu yüzden artık kendine olan saygını yitirdiğin gibi başkalarının sana duyduğu saygıdan ve güvenden yemeye başladın. Tüketiyorsun… Bugüne kadar bu hale getirdiğin “sen”i tüketiyorsun. Süper bir haber daha vereyim: Elinde başka hiçbir şeyin yok!

Aslında öncelikle anlaman gereken konu tam da bu: sahip olduğun şey “sen”sin. Kendine sahip çık çünkü ancak sahip olduklarını yönetebilir ve kontrol edebilirsin. Hayatında memnun olmadığın şeyleri inkar ederek, başına gelenlere isyan ederek kendini kandırmayı bırak. Her ne sıkıntın varsa, başına her ne geldiyse, ne hata yaptıysan… hepsi senin, sana ait. Senin derdin, senin sıkıntın, senin hatan. Kabul et, sahip çık ve değerlerini bil.

Evet, hoşnut olmasan da her bir sorunun çok kıymetli, çünkü senin.

Biliyorum, deli gibi sızlanmak istiyorsun. Birileri seni anlamalı, sana hak vermeli, seni teselli etmeli… Yazık sana, birileri artık sana yardım etmeli. Aslında sana bir yardım etseler var ya, sen de onlara bir teşekkür edersin, bir dua edersin. Sen de onlara yardım edersin ileride. Ne isterlerse yaparsın.

Ne kadar boşa vakit harcadığının farkında mısın? Sızlandığın sürece kimse yardım etmeyecek. Sen varmak istediğin yere ulaşmak için birinin gelip seni evden almasını bekliyorsun. Ama yaptığın en büyük hata bu, çünkü bütün yardımlar aslında yolda ve seni bekliyor. Yapman gereken tek şey yola çıkmak ve eyleme geçmek. Sonrasında her yeni adımın sana yeni kolaylıklar ve yardımlar getirecek.

Yola çıkınca anlayacaksın ki sandığın gibi ölmüş ya da bitmiş değilsin. Aslında durum senin korktuğun kadar değil. Yaşıyorsun, hala devam edebilirsin ve hiçbir şey sona ermiş değil. Yol biraz engebeli olabilir ve sen de biraz yorgun… Ama ilerlemek mümkün. Yapman gereken her seferinde sadece bir adım daha…

Ve ilerledikçe yol sana şunu öğretecek: hiçbiri boşuna değilmiş. Her adımında aslında daha güçlü biri olduğunun farkına varacaksın. Sorunların yok iken olan senden daha başkasın, daha güçlüsün. Ve bu güçlenme halini yolu ilerledikçe her adımda daha fazla hissedeceksin.

Ve yolun sonunda seni bir mucize bekliyor. Tüm bunların ödülü…

Yaklaştıkça yardımlar ve hediyeler artarak devam edecek ve yolun sonunda bütün bunları neden yaşamışsan onunla karşılaşacaksın.

Unutma bu dünyada hediyeler sıkıntılara sarılıp paketlenir. Hediye ne kadar muhteşem ise paket de o kadar büyüktür. Ve tabii ki önce paketi açmak ve aşmak gerekir. İçinde hediye olduğunu bildikten sonra bir ambalaj insanı ne kadar üzebilir ki :).