Şuur Hakkında

Varlık aleminin en büyük gizemi yine kendi varlığındır. Kimsin? Nereden geliyorsun? Ölünce nereye gideceksin? Ruhun nerede?

Yakından bakarsan hakikatin gerçek doğası açılacaktır. Moleküller ve atomlardan daha derine bakarsan, kuantum hakikat alemine girebilirsin. Ve bu hakikat boyutunda madde yoktur. Ne kadar küçük olduklarını düşünürsek düşünelim, aslında parçacıklar son raddede madde değildir. Hepsi potansiyel dalgalarıdır.

Dalgalar gerçeğin açığa çıkış şekillerinin birer temsilidir. Potansiyel dalgaları izlendiklerinde tek bir çıkışa dönüşürler. Ve böylece tekrar parçacık olarak görünürler.

Gördüğün fiziksel dünya hakikat değildir. Hakikatin gerçek doğası saf potansiyeldir. Sonsuz olasılıklar ve sonsuz yaratımdır. Gerçek hakikatin başı ve sonu yoktur. Mekanda ve zamanda mevcut değildir. Mekan ve zaman onda mevcuttur. Ve buna ŞUUR denir.

Bizim ve gördüğümüz her şeyin varlığı şuurun kavramsallaşmasıyladır. Şuur kavrar, yönetir, yapılandırır ve evren olur. Evrendeki deneyimlerimizin tümü şuurdaki kesintisiz hareketlerden ibarettir. Görüntü, duyum, düşünce, duygu ve sezgi olarak deneyimlediklerimizin her biri aslında şuurun nitelikleridir. Ve bu şuur bizim gerçek kimliğimizdir. Kim, ne ve ne kadar olduğumuzun cevabı hep şuurumuzdur.

Dünyayı kendi kişisel bakış açımız ile deneyimleriz. Nesneleri ve tüm varlıkları kendine özgü varlıklarında kendimizden ayrı olarak görürüz. Bu bir yanılsamadır. Sonuç olarak hepimiz, eş zamanlı olarak, tüm katmanlar ve tüm nesneler TEK bir şuuruz.

Ben O’yum. Sen O’sun. Her şey O.

Mevlana’nın deyişiyle: “Sen okyanusta bir damla değil, damladaki muazzam okyanussun.”

Newton Hareket Yasaları ve Kuantum Mekanik

Gözle görünen, maddesel, gözlerinin önünde olan her şey; gözle görülmeyen, ruhani ve daha yüce bir gerçeklikten doğmuştur.

Geçen yüzyıla kadar, evrenin fiziksel yasaları, Newton Hareket Yasaları ile çok açık bir şekilde anlatılmıştı. Algılarımız aracılığı ile olan hemen her şey açıklandı. Bu sayede batıl itikatlardan ilerlemiş bir devir olan bilim çağına giriş yaptık.

Fiziksel maddenin davranışını hesaplayabildiğimiz duyarlılık, otomobilden jet uçağı motoruna ve hatta uzay dışını keşfetmemize olanak sağlayan, insanların Ay’a ayak basmalarına imkan veren uzay gemilerine ve Mars Gezegeni’ni analiz etmeye kadar her şeyin yolunu açtı.

Bu bilimsel prensipler, kesin gözü ile baktığımız teknolojiyi oluşturmada iyi hizmet ettiler. Bununla birlikte bilim adamları, yüzyıl önce Kuantum Mekanik Matematiği ile en iyi şekilde tanımlanmış yeni yasaları keşfetmeye başladılar. Buna göre, maddesel evrenin kaynağı, tüm evrenin ham maddelerini içeren kuantum vakumda veya sıfır noktası enerji alanında bulunmaktadır.

Fakat bir sorun var. Kuantum dünyasının hiçbir özelliği, insan sinir sistemi tarafından doğrudan algılanamaz. Bir atom altı parçacığını veya bir olasılık dalgasını şimdiye kadar hiç gören olmadı. Buna rağmen, Kuantum Mekanik prensiplerini uygulama; örneğin transistörler, bilgisayarlar, siber uzay ve tüm kablosuz cihazlar aracılığı ile iletişim kurduğumuz çeşitli şekilleri, bugün var olan en başarılı teknolojileri meydana getirmiştir.

Hangi yasalar Evreni tanımlayabilir? Bir yanda Kuantum Mekanik, diğer yanda Klasik Fizik, bu iki temel yasa topluluğu olabilir mi? Algısal deneyimin pür hakikat olmadığını anlarsan, sorun çözüme kavuşur.

Algısal deneyim, zamana bağlıdır. Canlı türleri belirlidir ve beynimizin yansımalarıdır. Buna karşılık pür hakikat zamansızdır. Algının farklı biçimleri olarak ortaya çıkan olanaklar alanıdır.

Algısal yansımalar ve pür hakikat arasındaki farkı anlama, sadece hayatta kalman için önemli değildir. Aynı zamanda teki parçalara bölme, ayırma ve indirgemecilik yerine, yeni bir bütünsellik bilimini meydana getirebilir.

Doğaüstü Hakkında

Doğaüstüne inanır mısın?

Bu soruya cevap vermek için öncelikle, “doğal olan ne?, tümüyle nesnel ve hayali olanı nasıl deneyimliyoruz?” sorularını iyi anlamalısın. Bir bedende var olduğumuzu bilmemize rağmen, bedenin içine baktığımızda, içsel benlik, öz ya da ruh diye adlandırılan şeyi bulamıyoruz.

O zaman, bunu bilen, bileni bilen ve  bunu da bilen olarak sen (ben) kimsin? Daha beden içi deneyimlerimiz konusunda bir fikrimiz yokken, beden dışı deneyim diye adlandırdıklarımız hususunda nasıl sorular sorabiliriz ve cevaplar arayabiliriz ki?

Orada hiç kimse yok gibi?

Gizem, bir şekilde, bizim bedenin içinde değil de, bedenin bizim içimizde olduğunu anladığında çözülmeye başlayacaktır. Deneyimlediğimiz tüm dünya, alemler, evren, zihin, beden bizim en derinimizde, özümüzde, bir VAR olur, bir YOK olur.

İşte bu özbenlik, en derinimiz, kendisini uzay ve zamanda “gözlemci” olarak deneyimler. Mekansız olan, sadece geçmişi, şu anı ve geleceği de içeren bir şekilde, bağlantılı ve ilişkili değil, ayrıca uzaydaki tüm noktaların “an”ının da birbiri ile bağlantılandıran bilgi alanıdır. Bu paranormal (normal üstü, normal dışı), anlık iletişim ya da altıncı his veya telepati, kehanet alemi diye adlandırılır.

Hem normal hem de paranormal olanın bilincimizin bir projeksiyonu, yansımaları olduğunu fark edersek, her ikisi de eşit şekilde açıklanabilir ya da yine eşit şekilde açıklamamaz olurlar.

Bir dağın tepesinden yansıyan güzel ve kızıl bir günbatımını hayal et. Aslında beyninde bir günbatımı resmi yok ama görüntüsünü deneyimlemektesin. Pencereden baktığında bulunduğun şehri görürsün ama aslında bu görüntüyü yaratan beynindeki kimyasallardır. Bu esnada sen proton, nötron, elektron ve kimyasalları deneyimlemezsin… Bunlar sayesinde şehir görüntüsü deneyimini yaratırsın.

Aynı şehir örneğindeki gibi, temelde, en derinindeki varlığında yani bilinçte, mevcut olan tüm form olasılıklarını ve şekilleri ile bu dünyayı yaratırsın. İşte gerçekte sen busun!

Kendini normal ve paranormal arasında bir ayrın yapamayacak olarak görmenin sebebi, tüm var olanın düşünülmüş, tasarlanmış, oluşturulmuş, yaratılmış, düzenlenmiş, yönetilmiş ve senin varlığında açığa çıkmakta olmasıdır.

Hayal Hücreleri

Birçok insan tırtılları kelebeğe dönüştüren, fiziksel bir dönüşüm olan ve “metamorfoz” adı verilen bir aşamadan geçtiklerini bilir. İmajinal Hücreler olarak bilinen hücreler bu geçiş işlemine öncülük eder.

İmajinal hücreler, uçan bir yaratık olan kelebeğin taslağının bulunduğu genetik kodlamayı içermesinden dolayı tırtılın diğer hücrelerinden farklıdır. Tırtılın bedeni çözünüp bölünmeye başladığında imajinal hücreler,  yeni bir hayali planlamak için sanki canlılığını kaybeder, hareketsizleşirler.

Tırtılın bağışıklık sistemi bu hücreleri farklı olarak algılar ve hatta ona saldırır. Fakat imajinal hücreler, tırtılın bedeni yumuşayıp, peltemsi, hamur gibi ve morfoz olana kadar bu saldırıya karşı etkilenmeden sakince kalırlar. Ve sonra imajinal hücreler bir araya gelmeye başlar ve sarkık karkası, besleyici içecek olarak kullanırlar. Bu onların serpilip, gelişecekleri kültür ve gelişme ortamını oluşturur. Bir gün imajinal hücrelerin gelşime ve bağlantısallığı kritik bir hacme ulaşır ve böylelikle kelebeği kodlayan gen, tam da tırtılın hayatının sonuna geldiğini düşündüğü bir zamanda uyanır. Ve tırtıl kelebeğe dönüşür.

“Evrimsel zaman içerisindeki yaratıcı sıçramalarda bilincin rolü olduğu” fikri aklında bulunsun istiyorsan, o zaman sen ve ben “VAR”lığın en derinindeki noktada hücrelerimizin imajinasyonu yani hayaliyiz.

Bir sonraki evrimsel sıçramamız ne olacak?

Rumi şöyle demiş: “Öldüğümde bu boyuttan meleki boyuta geçeceğim. Meleki boyuttan geçtiğimde ise, sizin hayal edemeyeceğiniz olacağım.”

Peki şu anda neyi hayal ediyorsun?

Yaşam Bir Düş mü?

Bir rüyada mı yaşıyoruz? Gerçekten rüya aleminde yaşıyor olabilir miyiz?

Şimdi bir soru sormama daha izin ver. Kendini şu anın farkındalığı yerine, çoğu zaman geçmiş veya gelecek hakkında düşünürken bulmuyor musun? Eğer böyle ise hayal dünyasında yaşıyorsun.

Böyle dememin sebebi, hayal dünyasının tamamen ve bütünüyle zihinsel bir dünya olması. Algısal, subjektif gerçeğin hakikat değildir. Çünkü iç diyaloğunun yansımasıdır. İç diyaloğun şu anı deneyimlemene ait bir hayal oluşturur, ama sen ona “uyanıklık” dersin.

Bir çok durumda, çoğu insan bütün hayatını hayal dünyasında geçirir. Ve sen bunu anlamadan bir yaşam bitecek. Buda’nın söylediği gibi: “Ömrümüz sonbahar bulutları gibi geçicidir. Varlıkların doğum ve ölümünü izlemek, dans hareketlerini izlemeye benzer. Yaşam, dik bir dağdan aşağı akan sel gibidir.”

Uyanmak için, bize kabus olan içsel diyaloğumuzu, zihinsel konuşmayı kesmemiz lazım. Bir ağda boşluklar olması gibi, düşünceleriniz ve iç diyaloğunuzda da küçük boşluklar vardır. Bu boşluklar diğer gerçekliklere geçit sağlayan pencereler, dönüşüm vorteksi, girdabı ve koridorudur.

Eğer bu alemleri keşfetmeye hazırsan, derin, en derin varlığının özüne, kaynağa inmen lazım. Sen bu çoklu evrenler değil, özün, öz benliğin frekans alanları olarak yansıyan nihai yaradılışsın.

Düşünden, kozmik bilince uyanmalısın. Ve ötesine…

Zenginlik Yasası

Zenginlik Yasası

Hayal Et, Gerçeklik Oluştur, Ait Ol ve Serbest Bırak… Hayatınızı Zenginleştirmek İçin Gerçek Bir Rehber…

Ercan Kırdök

Kitap Notları:

  • Önce hayal edilen sonra hayata geçirmek için hareket edilen ve sonunda inancın gücü ile beslenen her düşünce deneyime dönüşür.
  • Her deneyim bir bilgidir ama her bilgi bir deneyim değildir. Bilgi yalnızca yeni bir deneyim için ilk adımdır.
  • Önemsiz dedikleri yere bak ve değersiz kıldıkları değeri gör.
  • Bir insanın düşebileceği en büyük tuzak, değersiz olduğuna inanmasıdır.
  • Yaşadıkların bir gerçek, kendine yaşattıkların ise bir illüzyondan ibaret.
  • Kimleri Cennet Dünya içindeki yarattıkları cenneti yaşarken, kimileri de Cennet Dünya içinde yarattığı cehennemi yaşarlar.
  • Sıradan insanlar gibi sıradan yaşıyoruz; sıradan olmadığımızı bildiğimiz halde.
  • O her yerde ve her şeyin içindedir.
  • Kişisel gelişim, sadece kişisel değil, aynı zamanda kitlesel bir değişimin de başlangıcıdır.
  • Düşünce ve inanç yeni yollar oluşturarak fırsatlar yaratır. Her forsat doğru atılan adımla şansa dönüşür.
  • İçinizde oluşan korku, kendinizle yüzleşmeniz gereken anı işaret eder.
  • Eğer yaratıcımız pinti olsaydı, hepimiz çölde yaşıyor olurduk.
  • Tüm zihinsel çalışmaları, kendi fiziksel realitesinde en basit şekliyle dahi deneyim haline dönüştürmeyi başaran kişi, istediği şeye kolayca sahip olur.
  • Zenginlik için ilk adım paraya sahip olmaktır.
  • Hayal et, gerçeklik oluştur, ait ol ve serbest bırak…
  • Borçlar ifade edilerek var olabilirler, aksi halde fiziksel hayatınızda var olamazlar. Peki, borçlarınız gerçekte nerededir? Elbette zihninizde.
  • Şimdiye kadar hiçbir borcunuz gerçekte var olmadı; ama siz onları düşünceleriniz aracılığı ile var ettiniz. Borçlarınızı düşünerek onlarla ilgili bir gerçeklik oluşturdunuz. ve bu gerçekliği hayatınız boyunca sırtınızda taşıdınız.
  • Borç diye bir şey yoktur. Borç dediğiniz şey, sadece zihinsel bir düşünce enerjisinden ibarettir.
  • Unutmayın ki piyasa dediğiniz şey bireyseldir. Piyasayı hangi konuda ve şartlarda ele alırsanız alın, daima bireysel piyasa şartlarına göre hareket görürsünüz. Size göre büyük bir ekonomik sıkıntı yaşanıyor olabilir; öte yandan milyonların harcandığı düğün organizasyonlarında, doluluk sebebiyle yer bulamayan insanlar vardır.
  • hayal gücü gelecekte sahip olacaklarımızı bilinçli olarak seçme ve duygusal olarak hissetme aracımızdır.
  • İnsan kendi için olumsuz, sıkıntı yaratacak şeyleri hayal eder mi? Maalesef çoğu kişi, bunu her gün yapıyor ve hareketleriyle de bir gerçeklik haline getiriyor.
  • Borç alabilecek çevreniz olmasından dolayı sevinmek yerine, borç verebilecek konumda olmayı seçin.
  • Maddi destek almak yerine, maddi destek verebilecek konumda olmayı seçin.
  • Harcamalarınızda indirim yakalamayı seçmek yerine, indirimsiz ve pazarlıksız alışveriş yapabilecek konumda olmayı seçin.
  • Dedikodu yapmaya başlamak, dedikodusunu yaptığınız kişinin frekansına girmek ve enerjisine bürünmektir.
  • Ya hayatın boyunca başkalarını ikna etmekle uğraşacaksın ya da kendi yolunun keyfini çıkaracaksın.
  • İnsanların çoğu, zihinleri aracılığı ile geçmiş ve geleceği sürekli ziyaret eden zaman yolcularıdır. Bu yüzden çok az insan günümüzde yaşamaktadır.
  • Hologram dünyada kaynaklar sınırsızdır ve asla tükenmez. Ne isterseniz isteyin, ne dilerseniz dileyin arzu ettiğiniz şey, doğal bir süreçte yaratılarak bir deneyim haline gelecektir.
  • Unutmayın! Yaşadığınız bir deneyim, söylenen tüm sözlerin üstündedir.
  • Unutmayın! Yaşadığınız bir deneyimden çıkan karar, verdiğiniz tüm kararların üstündedir.
  • Aslında hayatınız hep istediğiniz gibi de; siz istediğiniz gibi misiniz?

Bahane Yok!

Bahane Yok!

Sınırsız Başarı ve Mutluluğa Ulaşmanın 21 Yolu. Kendi Kendine Disiplinin Gücü.

Brian Tracy, Kreatif Yayınları

Kitap Notları:

  • Yapmanız gerekeni yapmak ve asla vazgeçmemek için bedel ödeme disiplinine sahip olduğunuz sürece, kendiniz için belirlediğiniz her hedefe ulaşabilirsiniz.
  • Kendi kendine disiplin, yapman gerekeni, gereken zamanda yapma becerisidir. Canın istese de istemese de.
  • Başarılı insanlar, başarısız insanların yapmak istemedikleri şeyleri alışkanlık haline getirmişlerdir.
  • Her şey önce zor, sonra kolaydır.
  • İşin en iyi kısmı, alışkanlıkların öğrenilebiliyor olmasıdır.
  • Kendi kendine disiplin konusunda uzmanlaştığınızda tıpkı bir doğal afet gibi durdurulması imkansız bir güç haline dönüşürsünüz.
  • Eğer siz diğer başarılı insanların yaptıkları şeyleri defalarca tekrar ederseniz, hiçbir şey sizi onların ulaştıkları ödüllere ulaşmaktan alıkoyamaz.
  • Başarıya çıkan bir asansör yok. Ama iyi haber, merdivenler herkese ve her zaman açık.
  • Asla bahane üretmeyin. Asla kendinize acımayın. Kendinize karşı zalim, başkalarına karşı hoşgörülü olun.
  • Kendinizi ve karakterinizi geliştirin. Onurlu ve karakterli bir insan olduğunuzda kapılar açılacak, dört bir yanınızda fırsatlar belirecektir.
  • Üzerinde durduğunuz her ne ise yaşamınızda büyür ve çoğalır.
  • Koşullar insanları yaratma, sadece onları kendilerine gösterir.
  • Beklendiği gibi işlev göstermediğinde hareketsiz nesnelere öfkelenmek öyle saçmadır ki neredeyse hafif bir deli hastalığı formudur.
  • Herhangi bir şey eğer bedava ise, orada ürün sizsiniz demektir.
  • Asla şikayet etmeyin. Asla açıklama yapmayın. Tek gerçek panzehir hedefleriniz doğrultusunda bilinçli eylemdir.
  • Sizin rızanız olmadan kimse size kendinizi kötü hissettiremez.
  • Allah size bir hediye vermek istediğinde onu bir sıkıntının içine sarar. Ne kadar büyük bir hediye vermek istiyorsa içine sardığı sıkıntı da o kadar büyük olur.
  • Dünyadaki en büyük tehlike, soru sormak yerine, cevapları bildiğimizi varsaymamız; değişimi davet etmek yerine, değişimden kaçma eğilimi göstermemizdir.
  • Arzu ettiğiniz her duyguya sahip olabilirsiniz. Duygular seçilebilen şeylerdir. Tahammül edilmesi gereken şeyler değil…